.: Murat Yılmaz

PDY’nin darbe yapma hakkı mı var?

Paralel Devlet Yapılanması olarak bilinen grubu temsil eden bazı isimler Mart’ta cemreler açacağını, kışlada defnelerin uyanacağını söyleyerek Gezi ve 17/25 Aralık’ta deviremedikleri siyasi iktidarı, Mart’ta devireceklerini; yani, bir tür darbe olacağını ima ediyorlar. İlginçtir bu tehditler ve hazırlıklar karşısında seslerini çıkarmayanlar,  bu tehditleri savuran yapıya karşı mahkemelerin yürüttüğü her operasyona  “hukuk“ adına rezerv koyuyor, muhalefet ediyorlar. Bu kesimin “hukuk” algısı fevkalade siyasallaşmış ve araçsallaşmış durumda.

PDY ve onun etrafında toplanıp AK Parti’ye karşı gayrimeşru yollarla muhalefeti veya darbeyi meşru görenler, adeta devletin ve AK Parti’nin kurbanlık koyun gibi akıbetini beklemesini ve bu yapılara karşı koymamasını istiyorlar. Bir tür şiddet kullanma, sokak hareketleriyle siyasi sonuçlar alma,  istemedikleri iktidarları devirecek “darbe yapma hakkı”na sahip olduklarının kabul edilmesini ister gibiler… Darbe teşebbüslerinden sonra “kimse kızmasın kendimi anlatıyorum” türünden itiraflarla yetinilmesini, olsa olsa geçmişte bu yapıların da bazı hataları oldu, tamam masum değiller ama özeleştirilerini yapmaları yeterlidir diye özetlenebilecek bir meşrulaştırmayla karşı karşıyayız.

PDY ve Hukuk

Hukuk konusunda çok hassas olduklarını iddia eden bu çevrelerin şiddet kullanımı, sokak hareketleri ve darbe teşebbüslerini unutalım yaklaşımı en azından hukuken savunulabilir değildir. Hukuken yapılması gereken, bu tür teşebbüslerin, yine hukuka uygun bir şekilde soruşturulması ve kovuşturulmasıdır. Ancak burada da büyük bir zorluk var çünkü PDY’nın ana üsleri yargı erki, polis, asker ve istihbarat birimleri… Sağlıklı bir hukuki soruşturma ve kovuşturma için, yargı ve güvenlik sektörünün bu yapıdan arındırılması şart.

Gerçekten derdi hukuk ve demokrasi olanların en azından meselenin bu boyutunu görerek Türkiye nüfusunun yüzde 1’ine ulaşamayan bir grubun, yargıda ve güvenlik sektöründe neden yüzde 50 düzeyine ulaşabildiğini sorması gerekmez mi? PDY’nin bu yüzdeye nasıl ulaşıldığının ve hangi amaçla bu sektörlere bir yığınak yapıldığının hukuki, siyasi ve idari olarak soruşturulmasını talep etmeleri icap etmez mi? Bu soruları sormayan ve sadece PDY’nın soruşturulmasını engellemeye yönelen çabaların hukuken, ahlaken, siyaseten toplumu ikna edemeyeceği ortada…

Yargıda ve Poliste PDY Yığınağı

12 Eylül 2010 referandumundan sonra yapılan seçimlerle ortaya çıkan HSYK’dan sonra AK Parti, 17/ 25 Aralık’tan sonra muhalefet PDY’nın yargı ve güvenlik sektöründeki yığınağının demokratik hukuk devletine vereceği zararı, rakibine vereceği zarara tercih ederek görmezden geldi. İktidarın ve muhalefetin bu tercihlerinin toplamı,  demokratik hukuk devletinin zarar görmesine yol açtı. Hala bu problemin görmezden gelinmesi ve bu problemi görmeden bir hukuk eleştirisinin yapılması ciddiye alınamaz. PDY ile mücadelede hukuki bir takım problemler, hatalar ve eksiklikler varsa, bunlar PYD’nin hukuken tasfiye edilmesi zaruretiyle beraber ele alınarak siyasi bir uzlaşmayla çözülmelidir.

Yargı ve güvenlik sektöründe darbe yapmak veya siyaseti düzenlemek amacıyla hazırlanan PYD’nin yığınağı tasfiye edilmeden Mart’ta darbe çiçeğinin açması belki mümkündür ama darbe çiçeği açınca, demokratik hukuk devleti fidanının tamamen kuruyacağı kesindir. Bu yüzden darbeye teşebbüs etmiş ve Mart’ta yeniden darbe yapmayı planladığını ilan eden bir yapının, soruşturma ve kovuşturmadan azade tutulmasını beklemek gerçekçi değildir. Mart’ta, Haziran‘da, Eylül’de veya Ekim’de hiç kimsenin darbe yapmaya ve seçimle gelmiş hükümeti devirmeye hakkı olmadığında anlaşmadıkça, artık“hukuk”u araçsallaştıranların toplumu ikna etmesi zordur.

Yeni Yüzyıl, 08.03.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/pdynin-darbe-yapma-hakki-mi-var-1589