.: Adnan Küçük

Partilerin geleceği ve ‘genç politikalar’

Türkiye’de, erken seçim kararı alınmadığı takdirde, 2019 yılının Mart ayında mahalli idareler, Kasım ayında da TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacaktır. Ayrıca Kasım 2017’de yapılacak TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile birlikte Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı sistemine de geçilmiş olacaktır. Şu anda 2017 Anayasa değişikliğinin başta hükümet sistemine ilişkin olanlar olmak üzere birçok hükmü bu tarihten itibaren yürürlüğe girerek uygulanmaya başlayacak. Bu seçimlerle birlikte Cumhurbaşkanı ve TBMM üyeleri aynı tarihte ayrı ayrı seçimlerle belirlenecektir.

Bir kişinin Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için en az yüzde 50+1 oy alması gerekir. Ayrıca TBMM ile Cumhurbaşkanının uyumlu olarak çalışabilmesi için, Cumhurbaşkanının mensubu olduğu partinin TBMM’de de yeterli çoğunluğa sahip olması gerekir. Her ne kadar AK Parti’nin günümüzdeki şartlarda sahip olduğu oy potansiyeli oldukça yüksek ise de, değişen konjonktürel şartlara bağlı olarak yakın, orta ve uzun gelecekte herhangi bir siyasi partinin bu düzeyde oy alabilmesi Türkiye şartlarında oldukça zor görünüyor. Bu sayıya ulaşabilmek için partilerin seçmen tabanını her halükârda genişletmeleri gerekir. Bunun çeşitli yolları vardır.

Birincisi, topluma yönelik verilen mesajların kapsayıcılığının artırılması; rakip partilerin tabanını da kapsayacak şekilde politikaların geliştirilmesi. Hemen her partide arayış içerisinde olan belli seçmen tabanı mevcuttur. Bunlar tespit ve ikna edilerek, kazanmaya yönelik etkili söylem ve politikalar geliştirilerek, seçmen tabanı genişletilebilir.

İkna edici söylem dili

İkincisi, sert ve çatışmacı üslup yerine daha ılımlı, ikna edici bir söylem dilinin tercih edilmesi. Bu üslup, özellikle yüzer gezer oyların kazanılmasında etkili olacaktır. Her ne kadar sert ve çatışmacı üslup bazı seçmenleri konsolide etse de bazı ürkek seçmenlerin de başka taraflara kaymalarına ya da oy vermekten imtina etmelerine sebep olabilmektedir.

Üçüncüsü 15 yıldır iktidarda olan AK Parti aleyhine oluşturulan algılar vasıtasıyla çok sayıda siyasi şahsiyetin ciddi manada güven kaybına uğradığı görülmektedir. Bunlar mutlaka tespit edilerek ıslahata gidilmelidir.

Dördüncüsü, doğruluk ve kamusal menfaatler temelli siyaset dili ve uygulaması geliştirilmeli. Malum günümüz dünyasında siyasetler ve propagandalar olgulardan ve bilgilerden ziyade algılar üzerinden yürütülmektedir. Her bir siyasi parti bu yöndeki kötü sicilli algıları bertaraf edici politikalar geliştirmedikçe ya büyüyemez ya da ciddi oy aşınması yaşar. Algıların olgulardan daha belirleyici olduğu günümüz dünyasında bu şartın gereklerini yerine getirmek hayati öneme sahiptir.

Beşincisi, Türk seçmeni giderek daha seçici hale gelmektedir. Bunun için de temayül yoklamalarının ya da ön seçimlerin, seçmen tabanının sahici eğilimlerini yansıtacak şekilde yapılması gerekiyor. Hemen hemen her partide, temayül yoklamalarında, anketlerde ya da önseçimlerde türlü hilelere başvurularak çok kötü, az sevilen ya da hiç sevilmeyen adayların öne çıkarıldığı, bu yolla aday yapıldığı, bunların neticesinde de asıl bedelin ilgili parti tarafından ödendiği görülmektedir. Her bir seçim çevresinde olmasa da bazı seçim çevrelerinde bu tür bir aday belirleme tercihinin ilgili parti için önemli kazanımlar sağlayacağı kanaatindeyim.

Seçimin kilit noktası

Altıncısı ve belki de en önemlisi, gençlere yönelik politikaların geliştirilmesi. Türkiye nüfus artışı bakımından dinamik bir yapıya sahiptir. Türkiye’de genç nüfusun, hem genel nüfus içerisindeki oranı, hem de genel manada nüfus artışı Batılı ülkelerden çok fazla olduğu için, her sene bazı Batılı ülkelerin nüfusundan fazla genç nüfus seçmen olmaktadır. Bu da siyasi partilerin genç seçmenler üzerinde yoğunlaşmalarını lüzumlu kılmaktadır.

Burada genç seçmenlere yönelik bazı rakamları vermek istiyorum. 7 Haziran 2015’teki seçimlerde 1 milyon genç ilk kez oy kullandı. 16 Nisan referandumunda bu sayıya ise 1 milyon 608 bin kişi eklendi. 2019 seçimlerinde seçmen sayısına takriben 2 milyon kişi daha eklenecek. Böylece 7 Haziran 2015’ten Kasım 2019’daki seçimlere kadar yaklaşık 4.5 milyon yeni seçmen oy kullanacak. Gelecek seçimlerde toplam seçmen sayısı takriben 60 milyon olarak kabul edilecek olursa, son dört yıllık zaman aralığında oy kullanmaya hak kazananların toplam seçmen sayısına oranı yüzde 7.5 olacaktır. Genç seçmenler sadece bunlardan ibaret değildir. 2015 yılından önceki dönemlerden itibaren oy kullanan genç seçmenler de bu rakama dâhil edildiğinde, bu oran çok daha yukarılara tırmanacaktır. Bu vesileyle 2019 seçiminin kilidini oluşturan kitle, gençler olacaktır.

Türkiye’de genç seçmenlerin büyük ekseriyeti AK Parti öncesi dönemi hiç görmemiş ve bilmiyor. Özellikle koalisyon dönemlerinde yaşanan sorunlardan haberleri yoktur. Gençler genellikle son 15 yıllık icraatları, 2002 öncesine uzanan geçmiş yıllardaki uygulamalarla kıyaslama yapmak yerine, idealindeki ütopik ve çoğu hayali gelecek tasarımları ölçütünde değerlendirme yapıyor. Gençler, inanılmaz ölçüde etkileşim ortamı meydana getiren sosyal medyadan, genç arkadaşlarından, bunlarla yaptıkları paylaşımlardan etkilenmektedir. Bazen bir tek özensiz siyasi söylem onların hayal dünyalarında büyük ve onarılması güç tahribatlar meydana getirebilmektedir.

Orta yaştakilerin ya da yaşlıların hiç âlemine girmeyen bazı meseleler gençler için çok önemli olabilmektedir. Bu tür bir konuya ilişkin ince, cazip bir söylem ya da politika önerisi onların gönüllerini fethedebilmektedir. Çoğu eski kuşak siyasetçiler, yabancı oldukları bu kesimi anlayamadıkları için, gençlerin verdikleri siyasi tepkiler karşısında bocalamaktadır. Bu anlamama ve yabancılaşma, gençlerin bazen uç olarak görülen, bazen de zahiri görünümleri ile çelişen partilere yönelmelerine sebep olabilmektedir. Gençleri kazanabilmek için, bunlara yönelik ilmi araştırmalar yapılmalıdır. Ciddi ve sağlıklı çalışan araştırma şirketlerinden mutlaka istifade edilmelidir.

2017 Anayasa değişikliği ile seçilme yaşının seçme yaşı ile eşitlenmesi bu kesime yönelik önemli bir kazanım ise de, bu tek başına yeterli değildir. Hem partilerin teşkilatlarında hem de yasamada belli ölçülerde gençlere yer verilmesi gerekiyor. Ayrıca bu kesime parti içinde mükellefiyetler yükleyerek aktif olmalarının sağlanması gerekiyor. Ayrıca, gençlere yönelik politika ve söylemlerin geliştirilmesinde genç partililerden de mutlaka faydalanılması lazımdır. 2019’da Cumhurbaşkanlığını kazanma ve TBMM’de yeterli çoğunluğu sağlama iddiasında ve idealinde olan siyasi partiler bu önerileri esas almadıkları takdirde hiç ummadıkları bir netice ile karşılaşabilir.

Star Açık Görüş, 18.11.2017