.: Ahmet Uzun

Parasal genişleme ve enflasyon

2015 yılı enflasyon oranı açıklandı ve bir kere daha hedef tutturulamadı. Merkez bankası 2015 hedefini daha önce güncelleyerek yüzde 7,9’a yükseltmişti. Gerçekleşen rakam ise yüzde 8,81 oldu. Enflasyon hedeflemesine geçildiği 2002’den bu yana hedef sadece altı kere tutturulabilmiş, son on yılın enflasyon ortalaması yüzde 8’i aşmıştır.

Ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek bu tablonun arzulanır olmadığını ve 2016 yılı içinde enflasyonlaciddi bir mücadele gerektiğini söyledi. Gerçekten de küresel ölçekte, düşük düzeyde fiyat hareketlerine bağlı kriz endişeleri mevcut iken, ortaya çıkan tablo tatmin edici gözükmüyor. Diğer taraftan Orta Vadeli Programda 2016 için yüzde 7,5 enflasyon hedefinin konması, iyimser bir beklentinin olmadığını gösteriyor.

Türkiye’nin kötü enflasyon karnesinin bazı yapısal sorunlarla bağlantılı olduğu bilinmektedir. Hâlihazırda tarım ürünleri piyasasındaki katılıklar enflasyonun sebeplerinden biridir. Ayrıca büyük çaplı enerji bağımlılığı, uluslararası fiyatların arttığı dönemlerde önemli bir enflasyon baskısı yaratabilmektedir. Yine döviz kurlarındaki dalgalanmalar yüksek miktarda ithal girdi kullanan Türkiye’de her zaman enflasyonu artıran bir faktör konumundadır.

Bunlara kimsenin diyeceği yok. Ancak enflasyonu, onunla yakından bağlantılı bir konu olan parasal genişleme olmaksızın tam manasıyla açıklamak zordur. Enflasyonla ilgili çok sayıda inceleme parasal genişlemeyle desteklenmeyen kalıcı bir enflasyon durumunun pek mümkün olmadığını göstermektedir.

Konuyu daha iyi anlamak için aşağıdaki grafiğe bakalım. Grafikte seçilmiş bazı ülkelerde, 2006-2014 arası için Dünya Bankası verilerinden hesapladığımız yıllık ortalama net parasal genişleme oranları ile yıllık ortalama enflasyon oranlarıgösterilmektedir. Net parasal genişleme oranları, para arzındaki artış oranlarından reel GSYH artış oranlarının çıkarılmasıyla elde edilmiştir.

Tablo bize açıkça şunu gösteriyor: Parasal genişlemenin daha büyük olduğu ülkelerde enflasyon oranı daha yüksek olma eğilimindedir. Tüm ülkelerde net parasal büyüme oranlarıyla enflasyon oranları arasında açık bir bağlantı olduğu görülmektedir. Malezya, G. Kore ve Japonya’da yıllık parasal büyüme ortalamaları oldukça düşük kalmışken, enflasyon oranlarının da aynı istikamette seyrettiği dikkatten kaçmamaktadır.

Siyasetçiler ya da para otoriteleri enflasyonun sebeplerini genellikle para dışı unsurlara -mesela piyasa katılıklarına, küresel risklere veya benzer iç ve dış faktörlere- bağlarlar. Bu, kısmen doğru olsa bile, kalıcı enflasyonun tek kaynağının para arzındaki hızlı büyüme olduğu unutulmamalıdır. Bir ülke, para arzını ekonominin büyüme oranından daha fazla artırdığı zaman enflasyon kaçınılmaz olur.

Özetle, enflasyonu parasal genişlemeden bağımsız düşünmemek lazım. Türkiye’nin son dönemlerde sıkı para politikasındahayli mesafe aldığı doğrudur; ancak ortalama parasal genişlemenin enflasyonla başarıyla mücadele eden ülkelere göre yüksek olduğu da ortadadır.

 

Yeni Yüzyıl, 15.01.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/parasal-genisleme-ve-enflasyon-931