.: Berk Ünlü

Özgürlük Yerine

Ekonomiyi tercih etmek

20. yy sonuna doğru Sovyetlerin yıkılışı kendi içinde pek çok siyasal anlam barındırıyordu. En önemlilerinden bir tanesi de çoğunluğun özgür bir siyasal sistemi tercih etmiş olabileceğiydi. Berlin’de insanların duvarı yıkarak özgür olarak nitelenen Batıya gitmeyi tercih etmesi özellikle önemliydi. Bu durum bir siyasal istek ve tavrın ifadesi olarak okunabilirdi. Baskıcı totaliter rejimi geride bırakmak isteyenlerin Batıya göç etmesi siyasalı açıklamak açısından çok önemliydi. İnsanlar daha rahat yaşayabilecekleri bir siyasal yapıya doğru gidiyorlardı. Dünya için son derece olumlu bir gelişmeydi bu. Dünyanın geleceği açısından bir çeşit olumluluk havasının oluşması içinde pozitiflikleri barındırıyordu. Batıya doğru göçün elbette kendi içinde anlamları vardı. İnsanların göç için ekonomik nedenleri mi yoksa özgürlükleri mi tercih ettikleri büyük sorular olarak ortaya konuyordu.

Özgürlükler olmadan ekonomik tercihler nasıl bilinebilir?

İnsanların siyasal ifade kanallarına sahip olmadıkları bir ortamda ekonomik eylemlerin hangi niyetle gerçekleştiklerini nasıl bilebiliriz? Sovyetlerde de durum böyleydi. Yıkılışı gerçekleştirenin ekonomik talepler olduğunu rakamlar ile ifade etmek kolayken işin ideolojik yanını ortaya koymak zor oluyordu. Ekonomisi iyi olan Sovyetlerin yıkılmayacağı iddiası tartışmalar arasında bugün hâlâ yer buluyor. Serbestçe siyasal ifadeden mahrum insanların özgürlük taleplerini okuyabilecek çalışmalardan uzak olmak ekonominin başat tercih olup olmadığını bize göstermez. Eldeki veriler ancak siyasalın yorumları olarak algılanabilir. İnsanların Batıya doğru göç etmelerinin temel nedenini ekonomi olarak göstermek dönemin gelişmelerini aşırı basitleştirme olarak yorumlanabilir. İşin bir de ahlâkileştirilerek anlatımı var. İnsanların ekonomik tercihler sebebiyle Batıya doğru akın ettiğini iddia etmek siyasal talepleri göz ardı etmektir. Unutulmamalıdır ki ekonomik talepler de kendi içinde siyasal taleplerdir.

Ekonomik eylem özgürlüğün ifadesi olduğunda

İnsanlar çöküş döneminde Sovyetlerde genel anlamıyla siyasal özgürlüklerin son derece gerisindeydiler. Bu ifade hürriyetinden siyasal temsile kadar siyasalın içindeydi. Çöküşün yaşanmasıyla birlikte de dönemin siyasalının anlamları üzerine yorumlar yapıldı. Çeşitli şekillerde çöküşü anlatan sebepler ortaya kondu. Glasnostdan Perestroikaya, getirilen açıklamalar bir değer ifade etti elbette. Salt ekonomiye konuyu indirgemek ise yetersizdi. Yetersizdi, ancak bu açıklamalar içinde önemli bir yere sahipti. İnsanların daha iyi bir yaşamı elindeki somut kaynaklar üzerinden değerlendirmesinde bir problem yoktu. Problem buradaki indirgemecilikten kaynaklanıyordu. Bunun yanında çöküşün sebeplerini ekonomiye indirgemek için elde edilen ve ortaya konan ampirik bilgiler insanların niyetlerini açıklamaktan uzaktı. Olgular düzeyine indirgenmiş açıklamalar işin felsefeden türeyen ahlâkî boyutunu görmezden geliyordu. İnsanların özgürlük taleplerini göz ardı edecek bir durum ortada yoktu.

Özgürlükler neden daha önemlidir?

Bilimselliği sorgulanabilecek basit bir arzu, istek ve niyetin ifadesi bile olsa özgürlüklerin ön planda olması önemlidir. Özgürlüklerin ve özgürlük taleplerinin olmadığı bir durumda ekonominin de bir anlamının olmayacağı açıktır. İnsanların sadece ekonomik taleplerle siyasalda olmaları kısa vadede açıklayıcı olsa da arka plandaki gerçek nedenleri ortaya koymakta yetersizdir. Çok kısa ve basit olarak; ifade hürriyetinin olmadığı yerde elinizde bir şekilde varolan ekonomik kaynakları nasıl kullanacaksınız? Hatta bu kaynakların size getirilerini nasıl yaşayacaksınız? Konunun bir başka yanı da; bugüne yansıyan insanın ve siyasal yaşamın getirdikleri açısından umutlu olmak. İnsanların kısıtlı ve sınırlı ekonomik çıkarlar için özgürlükleri geri planda bırakıyor olmasını düşünmek umut kırıcıdır. Dünya özgürlükler olmadan elde edilen ekonomik olgulardan daha güzel bir yer olmalıdır. Daha varlıklı ama özgür olunmayan bir dünyada hangi anlam için yaşamınıza devam edeceksiniz?

12 Şubat 2019