.: Şenol Kaluç

Okul biter dertler bitmez!

Okullar kapansa da eğitim-öğretim sorunları bitmiyor. LYS sınavları, öğretmenlerin il içi-dışı tayinleri, atanamayan öğretmenler sorunu, ortaöğretim kurumlarına yerleşme heyecanı, müfredat değişikliği tartışmaları, sendikal sorunlar vb. daha pek çok sorun.

***

1998’den beri öğretmen ihtiyacının giderek azalacağı bilinmesine rağmen MEB ve YÖK’ün popülist politikaları sonucu, binlerce öğretmen adayı atanamadıkları ya da başka alanlara yönlendirilemedikleri için birike birike sayıları 350 bini aştı.

Ak Parti’nin bu konudaki en açık sözlü bakanı Ömer Dinçer (2011-2013) “Herkes kendi kabiliyeti ve kendi mesleğine uygun bir şekilde başka işlere de yönelsin, ihtiyacımız şu anda piyasada atama bekleyen (234 bin) insan kadar değil.” derken, maalesef gereğini yap(a)madı.

***

Ortaöğretimde sınav maratonu bitti, şimdi tercih heyecanı yaşanıyor. Ancak, mevcut sınıf geçme sistemi ile sadece kendimizi kandırıyoruz. Sistem kalburüstü aile çocuklarının başarılı olması üzerine kurulu. Eğitim bir sınıf atlama aracı olmaktan uzun zamandır çıktı. En fazla önem verilmesi gereken meslek liseleri ise akademik olarak en düşük düzeydeki öğrencilerle dolu. Neden? Çünkü meslek liselerinin büyük kısmı piyasadan kopuk ve bir gelecek vaat etmiyor.

***

LYS oturumları başladı; maalesef şişirilmiş kontenjanlar ve piyasayla uyumsuz, sadece diploma almak için okunacak çok sayıda bölümde binlerce genç hayatlarının en önemli yıllarını boşa harcayacak. Hala Eğitim ve Fen-Edebiyat fakülteleri işsiz öğretmen adayı sayısını artırmak için kontenjan şişirmeye devam ediyor. Harcanan emek ve para bir yana bu gençlerin umutlarına yazık!

Meslek lisesi düzeyinde çözmemiz gereken sorunları bu kadar ileri yıllara bırakarak mı 2023 ve 2071 hedeflerine ulaşacağız?

***

80’lerden beri müfredat tartışılıyor. Her gelen kendi meşrebince bir nesil yetiştirme sevdasında ama kimse çağın ihtiyacına göre “nasıl bir sistem” kurmalıyız derdinde değil. İlk-orta ve lise öğrencileri saatlerce dört duvar arasında vakit geçirmeye mahkûm. Sosyal ve sportif faaliyetler neredeyse sıfır. Sonra da çıkıp “Almanya 3.5 milyon Türk’ten ne cevherler çıkarıyor” diye geyik yapıyoruz.

***

Gelelim öğretmenlere, pek çok sorunun yanında bir başka sorun tayinler. İl içi ve il dışında kolay kolay yer değiştirilemiyor. Binlerce öğretmen tayin dönemini heyecanla bekliyor ama sonuç hüsran. Geçen yıl eksikliklerine rağmen pek çok yönden doğru bir uygulama olan rotasyon uygulamasından hemen vazgeçilirken pek çok öğretmen hayal kırıklığına uğradı.

Tayin sisteminde bir sürü aksaklık var. İl içi tayinler sırasında emeklilikten boşalacak kadrolar tercihe açılmıyor, il dışı tayinlerde ise öğretmenlere adeta tayin istemesinler diye en ücra yerler açılıyor. MEB, kendi çalışanlarından çok diğer bakanlık personelinin öğretmen eşlerini düşünerek elinde açık kadro tutmaya çalışıyor. Karı-koca öğretmenseniz vay halinize.

Tayin sistemindeki sıkıntılar nedeniyle pek çok kişi yasaları esneterek hîle-i şer’iye yoluna sapıyor. Hastalık raporu almak, anlaşmalı evlilik yapmak, eşlerden birine istenen ilde sigorta yaptırmak, il içinde bir şekilde torpil ayarlamak gibi.

Bugün, MEB il içi ve il dışı tayinlerini bir arada yapabilecek teknik altyapıya fazlası ile sahip artık bu düşünülmeli. Eskiden MEB’de de uygulanan becayiş sistemi, sakıncalarına rağmen yeniden getirilebilir.

***

Öğretmenler birçok derdin arasında bir de sendikal baskılarla uğraşıyor. Sendikaların asli görevi öğretmenlerin özlük haklarını korumak ve mali taleplerini gerçekleştirebilmekken maalesef birilerine koltuk ve kadro vaat eden mekanizmalara dönüşmüş durumda. Söylenecek çok şey var ama şimdilik susalım.

Karar Gazetesi, 22.06.2016

Ayrıca bakınız...

Bireysel menfaat mi, toplumsal menfaat mi

Bireysel Menfaat mi, Toplumsal Menfaat mi?

Bireysel menfaat ile toplumsal menfaat arasında bir çelişki olduğunda hangisinin tercih edilmesi gerektiği sorulsa, insanların ...