.: Mustafa Ali Aykol

“Nedimeler” ya da Suriye

Okulum, Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesi’ne başladığım ilk günlerden biriydi. İngilizce dersinde, öğretmenimiz akıllı tahtada bir tablo açmıştı. Tablo, ünlü sanatçı Picasso’nun  asıl ismi “Las Meninas” olan, “Nedimeler” isimli koleksiyon çalışmasından bir parçaydı. İlk bakışta korkunç bir karmaşıklık göze çarpıyordu. Geometrik şekiller kullanılarak çizilmiş olan tabloyu bize gösteren öğretmenimiz, “Şimdi bu tabloda ne görüyorsanız, sizin aklınızda ne canlandırıyorsa onu defterinize not edin” demişti. Neredeyse hepimiz o tabloda farklı şeyler görmüş, farklı şeyler hayal etmiştik. Deftere herkes kendi görebildiğini yazdıktan sonra, öğretmenimiz “Nedimeler”in, Velazquez tarafından çizilen orijinal halini açmış, Picasso’nun tablosu ile yan yana getirmişti. Velazquez tarafından çizilen tablodaki imgeler gayet açık ve belirgindi. “Gerçek” karşısında hepimiz şaşkınlığa uğramıştık. Birçok arkadaşımızın Picasso’nun çiziminde kedi sandığı aslında bir köpek figürüydü mesela. Öğretmenimiz, bu iki tabloyu da inceledikten sonra bize dönmüş ve “Sosyal bilimlerde hiçbir şey ikinci tablodaki kadar net ve belirgin değildir, tam tersine ilk tablodaki gibi karmaşık ve soyuttur. Doğru bilinen şeyler yanlış, yanlış bilinen şeyler doğru olabilir. İyi görünen şeyler kötü, kötü görünen şeyler iyi olabilir. Önemli olan bu karmaşanın arasından gerçeğe ulaşabilmektir” demişti.
Dünya’nın gidişatını ve Türkiye’nin gerek bölgedeki, gerek Dünya üzerindeki rolünü anlamak, sosyal bilimciler için en az Picasso’nun tablosu kadar karmaşık görünüyor bu aşamada. Bu normal olduğu kadar sevimsiz de bir durum. Son yıllarda, hiçbir zaman hiçbir şey tamamen belirgin değildi, ama hiç bu kadar da karmaşık hale gelmemişti. İçeride artan terör faaliyetleri ve başarısız anayasa komisyonları gündemimizdeyken, dışarıda Suriye’yi paylaşmak için birleşen devletler ve kıvılcım bekleyen bir savaşın alametleri göze çarpıyor.
Böyle bir ortamda sağlıklı – ve elbette soğukkanlı- tahlil yapmanın önemi çok büyük. Bu sürecin iyi yönetilmesi durumunda Türkiye hiç düşünmediği kadar avantajlı bir konuma gelebilir. Fakat tersi durumlarda  büyük zararlar görebilir. Bu bakımdan diplomatik ilişkilerde ince eleyip tiz dokumak şu an Türkiye’nin bir numaralı önceliği olmalı.
Türkiye’nin, Rusya’nın uçağını düşürmesinden YPG mevzilerini bombalamasına kadar yaptığı her şey meşru daire içinde ve kısa vadede gerekli hamleler. Her ne kadar uluslararası toplum bunu sabote etmeye çalışsa da Türkiye, kendi güvenliği için ‘gereken’ hamleleri yapıyor. Kapıya dayanan bir savaş varken, bu ‘öz-savunmayı’ yapmaya  hakkı var. Bu bağlamda, bölgenin her an değişebilen dinamikleri dikkatle takip edilmeli ve duruma göre her zaman sağlam B ve C planları bulunmalı.
Türkiye’nin Suriye’deki savaştan kaçan göçmenlere yönelik uyguladığı politika, aynen devam etmeli. O insanların gidebilecek başka bir yerleri yok. Bu bağlamda Ender Düşünce Platformu olarak da içinde bulunduğumuz, başta Suriyeli  kadın ve çocukların topluma entegrasyonu için açılacak olan okulun müjdesini geçtiğimiz günlerde  Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeki Toçoğlu twitter’dan verdi.  Suriyelilerin çokça bulunduğu Gaziantep, Adana, Kilis gibi yerlerden gelen haberler de içimizi ısıtan türden. En son, Suriyelilere çalışma izni verilmesi haberi ile birlikte önemli bir engel daha aşılmış oldu. Bu gelişmeler, beraberinde ekonomik ve sosyal temelleri olan bir takım endişeleri de doğurmuyor değil insanlarda. Devletin, sığınmacıların ihtiyaçları için ayırdığı miktar artarken, çalışma izni ile birlikte işsizlik oranlarında artış görülme ihtimali de endişe doğuruyor. Bu tarz endişeler, içlerinde haklılık payı bulundurmakla birlikte, beklenenin tam tersi yönde, olumlu gelişmelere de vesile olabilir. (Bakınız; Levent Korkut, Suriyelilere  Çalışma İzni Verildi, Yeni Yüzyıl, 16.02.2016)  Her ne olursa olsun, bizim şu aşamada sınır kapımıza gelen insanları geri göndermemiz gibi bir durum söz konusu olmamalı.
Tarihi bir dönemden geçiyoruz. Tarih kitapları bu dönemleri nasıl yazacak, bilemiyorum. Ama bildiğimiz bir şey var ki, Türkiye mazlum insanlara kapısını açarak Dünya’ya insanlık dersi vermiş olacak. Dünya’nın bu ilgisizliği ise tarihin en kara sayfalarında yerini alacak. Ne güzel söylemiş İsmet Özel; “İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır”

Sakarya Yenihaber, 19.02.2016

http://www.sakaryayenihaber.com/m-nedimeler-ya-da-suriye-8793.html

Ayrıca bakınız...

İyi Parti Seçime Katılabilir Mi

İyi Parti Seçime Katılabilir Mi?

24 Haziran erken seçimi ilân edilir edilmez İyi Parti’nin seçime katılıp katılamayacağıyla ilgili tartışmalar başladı. ...