.: Şenol Kaluç

Ne Yapmak İstiyorsunuz?

Gerçekten tuhaf bir ülkeyiz, kendimize gelince hak, hukuk, mangalda kül bırakmıyoruz ama başkalarına gelince ne demokratlığımız kalıyor ne de izanımız. Bizden olmayana vur babam vur. Vuralım vurmasına da biraz da yiğidi öldürüp hakkını versek olmaz mı? Biraz da toplumsal barış için örtücü olsak? Varsa bir ayıp bunu daha üsturuplu bir şekilde dillendirsek, bıraksak da bu ayıbı işleyenler ayıpları ile baş başa kalasalar ve kendileri farkına varsa.

Niye hep uçlarda geziyor, toplumun fay hatlarını deşme konusunda bu denli hararetli davranıyor, sağdan sola niye kötü örnekleri taklit ediyoruz ki?

Velev ki birilerinin niyetleri kötü; kötü de kardeşim, bu ülkenin mahkemeleri var, savcısı, hakimi var. Bu savcı ve hakimlere yardımcı olacak polisi, jandarması var. Varsa ortada bir suç, bu suçları cezalandıracak kanunlar var. Var oğlu var, bütün bunlar varken hariçten gazel mi okuyacağız yoksa hukuku mu işleteceğiz?

Üstelikte geçmişimiz, onlarca karanlık olayla dolu iken ve bunların üzerinden de yıllar geçtiği halde, hâlâ bir türlü nerede hata yapmışız diye kendimizle yüzleşememişken, sırf yakın zamanda yapılacak bir seçim var diye, böyle yangına körükle gitmenin bu ülkenin bekasına ne faydası olabilir ki?

Üstelikte bu kervanın öncüleri güya iktidara yakın görünen medya organları ve trolleri ki buralarda sabah akşam beka muhabbetleri yapılıyor.

Dedik ya, velev ki bunların niyetleri kötü; yahu bu gazetelerde, televizyon kanallarında 12 Eylül’ün karanlık günlerini yaşamış hiç mi insan yok?

Bakıyorum da her yerde o günlerden kimsenin kalmadığı 6-7 Eylül olaylarına atıfta bulunup sükunet isteyenler var. Bırakın 6-7 Eylül’ü bu ülke Kırıkhan olaylarını, Maraş, Çorum, Sivas katliamlarını yaşadı. Daha dün gibi yakın bir tarihte Sivas Madımak katliamını yaşadı ve görülüyor ki kimse bunlardan ders almış değil?

Yıllardır bu olaylarla adı anılan muhafazakâr Müslüman camia bu olayları derin devlete, kontrgerillaya bağlamaya çalışmıyor mu? Bu olaylara teşne olan insanımızın sorumluluğunu hiçe saymıyor mu? Bunlar dış güçlerin tahrikleri ile yaşandı demiyor mu? Bu katliamlara bulaşanlar, bu katliamların sanıklarını savunan avukatlar milletvekili, bakan vs. olmadı mı?

***

Yıllardır bu olayların anılmasından bile rahatsızlık duyarken, yaptığımız yayınlar ile adeta kontrgerilla taktiği ile toplumu kamplaştırdığımızı, dostları kederlendirip, düşmanın ekmeğine yağ sürdüğümüzü göremeyecek kadar akıl ve izandan yoksun muyuz?

Görüntülerdeki sakillikten dolayı manevra yapıp ama taşıdıkları pankartlar diyerek kendimizi kurtarabilir miyiz?

Demokrasi denen şeyin en saçma şeylerin bile savunulmasına -içinde suç ve şiddet barındırmadıkça- izin vermek olduğunu öğrenemedik mi?

Yıllardır yapılan gösterileri yasaklayarak, muhaliflere haklı-haksız sınırlandırıldıkları, haklarının gasp edildiği hissini kuvvetlendirerek ne kazanacağımızı sanıyoruz.

Ülkemizin bekası, kimse kusura bakmasın ama sandıktan çıkacak iki fazla oydan daha değerlidir.

Yarın bir gün sorumluların ve sorumsuz ama halkı yönlendirme gücü elinde olanların fevri beyanlarına kapılıp, birileri kendilerinde hesap sorma gücü var zannıyla hesap sormaya kalkarsa ne yapacağız?

Bakınız bu, 15 Temmuz değil ki darbeci hain olduğu açık bir gruba karşı bir halk direnişi olsun. Sonuçlarının bir Maraş, bir Çorum, bir Madımak kadar korkunç olabileceğini hiç mi düşün(e)miyorsunuz?

Bu şekilde muhalif gördüğümüz insanların üstüne, bu sertlikte gidersek, o insanların zaten varolan olumsuz hislerini daha da katmerleştirebileceğimizi kavramaktan aciz miyiz?

Bugün yarın bir yerlerde kendine görev biçeceklerin bu hain (?) odaklara karşı taşlı, sopalı hatta silahlı saldırıları olursa ne yapacağız? Yine dış güçler, derin devlet mi, diyeceğiz?

Lütfen biraz sağduyulu davranalım. Bir topluma ya da gruba olan olumsuz düşüncelerimiz bizi adaletten ve hakikatten ayırmasın. Bırakalım orta da bir ayıp varsa, o ayıp yapanların ayıbı olarak kalsın. Biz her ayıbı cezalandırmaya ve bu ayıplar üzerinden toplumu birbirine karşı bilemeye kalkarsak bu topraklar yaşanmaz hale gelir.

İşte o zaman, varsa bir beka sorunumuz ortaya çıkar.

Karar, 13 Mart 2019