.: Nihat Kaya

Mutlu Olmak için Beyine Nasıl Format Atmalı?

Mutluluk Yolunda Beş Adım…
İnsanların en büyük özlemlerinden birisi daha çok mutlu olabilmektir. Her bireyin mutlu olmaktan anladığı farklıdır.
Lakin mutluluğa giden yolda ortak bazı beklentiler de yok değildir…
Buradan yola çıkarak, mutluluk icin temel oluşturabilecek bazı hususları belirtmek istiyorum.

Bu öneriler, aynı zamanda beynimizin öğrendiği bilgilerin, yeni bilgilerle değişmesi anlamına geliyor. Bir çeşit formatlama işlemi…
Peki, mutluluk bir hedef değil de bir yolculuksa bu yolculuğu nereden başlatmak gerek?

1. Başta kendimizi ve diğer sorun yaşadığımız insanları AFFETMEK.
Birçoğumuzun geçmişte bilerek ya da bilmeyerek yaptığı ve pişmanlık, suçluluk duyduğu eylemler vardır. Bunların vicdanımızda ve ruh dünyamızda bıraktığı izleri hep taşırız.
Biz nereye gidersek, onlar da bizimle oraya gelir.
Mutlu olmaya giden yolda; engellerimizden birisi bu suçluluk, pişmanlık ve “ah keşke “ hissiyatlarıdır.
Eğer bu eylemlerimizden dolayı çevremize zararımız dokunmuşsa özür dileyerek telafi edici davranışlar göstermeliyiz. Muhataplarımız, bu iyi niyetimizi karşılıksız bırakırsa biz görevimizi yapmış olmanın vicdanî rahatlığıyla hareket etmeliyiz.
Kendi bedenimize, ruhumuza ve sosyal yaşamımıza verdiğimiz zararlar için de; gerekli dersleri alıp kendi nefsimizi affedip , yeni ve doğru yolda yaşamaya devam edelim!

Muhataplarımızdan dolayı yaralıysak ve bir türlü içimizden atamıyorsak; onların iyi niyetli özür dileme davranışlarını göremiyorsak iki yolumuz var:
a. Onlarla irtibat kurup yaşadığımız duyguyu paylaşmak ve helallik beklentimizi iletmek.
Bu karşılık görmüyorsa yapmamız gereken “insanlıktan medeniyetten nasibini almamış” bu insanlardan dolayı üzülmeye, acı çekmeye “değmez” ve “üzülmek onlara hak etmediği değeri verip önemsemektir” deyip, onları hayatımızdan silip atmaktır…
b. İkinci yol da bize acı ve elem yükleyen muhataplarımızı zihnimizden ve yaşam alanımızdan uzaklaştırarak YOK sayıp önümüze bakmaktır…

2. Geçmişin yükünü boşaltmak.
Mutluluk yolunda yürürken, hızımızı yavaşlatan bu yükleri boşaltmak elzemdir.
Geçmişte yaşadığımız ve hep pişmanlık duyduğunuz şeyler olabilir. Sürekli neden yaptım? Neden böyle oldu? Keşke böyle olmasaydı da şöyle olsaydı dediğimiz birçok yaşam yüklerimiz vardır.
Unutmayalım ki geçmişte yaşayan geleceği inşa edemez!
Geçmişin yüküyle geleceğe yürünmez!
Yaşadığımız andaki mutluluğu zehir eden en önemli nedenlerden birisi budur.
Geçmiş geçmiştir. Geçmişte bir şey olmuşa o şartlarda başka türlü olamadığı icin öyle olmuştur…
Binaenaleyh, geçmişi geriye sarıp , bugün istediğimiz gibi yeniden yasamak mümkün değildir ! Olan olmustur.
Yasam geriye doğru anlaşılır , ama ileriye doğru yaşanır ilkesiyle hareket edelim .
Geçmişin yükünü sürekli sırtımızda taşıyarak mutlu olamayız . Anda kalalım ve anı yaşayalım. Zamanın tekrarı yok!
Geçmişin zehirleriyle bugünümüzü heder etmeyelim
Ömrümüz üç gündür: Dün, bugün ve yarın. Dün akıp gitti. Yarın belirsiz, tek gerçek şu an ve bugündür. Gerçek ömür içinde bulunup nefes aldığımız gündür…

3. Beklentilerimizi ciddi anlamda azaltmak.

Mutluluk yürüyüşünde üçüncü adım beklentileri azaltmaktır.
İnsan bir ötekiyle varlığını sürdürebilen bir canlıdır.
Sosyal varlıklarız. İnsan insana muhtaçtır. Sosyal genetiği bunu gerektirmektedir.
Her birimizin ailesel genetiği; bulunduğu sosyoloji, coğrafi ve iklimsel koşullar farklı farklıdır.
Her birey kendisine özgü ve tektir… Yaşam döngüsü gereği hepimiz değişik alanlarda çalışarak hayata hizmet ediyoruz. Doğal olarak, birbirimizle temas ediyoruz. Maddi manevi etkileşimde bulunuyoruz. Bazen olumlu  bazen olumsuz durumlar ortaya çıkabiliyor. Karşımızdaki insanlardan farklı beklentilere girebiliyoruz.
Farkına varmadan; kendi ihtiyaçlarımızın ve beklentilerimizin  karşı taraflarca anlaşılması ve yerine getirilmesini isteriz. Oysa bizim ihtiyacımız Onun ihtiyacı olmayabilir!

Beklentilerimizi bazen açık açık dile getirir ve karşımızdaki insanları zorlayabiliriz. Bazen de dışa vurmaz ama içten içe kurarız.
Bazen bencillik yaptığımızın farkına dahi varmayız. Kendi kendimizi, haklı olduğumuza öyle inandırırız ki, istediklerimizin olmamasına çok şaşırırız…
Bunun için, ne kadar az beklenti o kadar çok mutluluk ilkesiyle hareket edelim.

4. Kimseyi değiştirmeye çalışmamak
Mutluluğa giden önemli yollardan birisi de kimseyi değiştirmeye çalışmamaktır.
Değiştirmeyi düşündüğünüz insanlarla asla yola çıkmayın!

Birilerini değiştirme çabası daima çatışma ve mutsuzluk üretir.

Nasıl biz kendimizden memnunsak, başkaları da kendi halinden memnun olabilir. Onun o hali bizi memnun etmeyebilir. Lakin onu değişime zorlayamayız!
Memnuniyetsizliğimizi beyan edebiliriz, kişi değişmiyorsa; ya o haliyle kabul edip olumlu yanlarını görüp yolculuğa devam
edeceksiniz ya da yollarınızı ayıracaksınız…

5. “Olma yolunda” farkındalık geliştirmek
Mutlu olma hedefinin en önemli unsuru, “olmuş”, olgun insan yolunda ilerlemektir.
İnsanoğlu dünyaya “ham” olarak gönderilir. Her birey kendi var oluşunu gerçekleştirme sınavında bir yolculuğa çıkar.
Evrende her şey zıddıyla kaimdir.
İyilik kötülük, mutluluk mutsuzluk, yardımlaşma bencillik, güzel çirkin gibi…
İnsan beyni, bir nesneyi , duyguyu veya durumu onun karşıtıyla kavrayabilen bir yapıdadır.
Gelişebilmek, ilerleyebilmek, kendimizi tamamlayabilmek için; bu zıt duyguların önümüze çıktığı sınavlardan geçeriz.
Bu sınavlardan başarıyla çıkmak; “hamdım, yandım piştim, oldum…” Mevlana felsefesindeki hamlığın olmuş haline dönüşmesidir.
Olmuş insan, alçak gönüllüdür, sevecendir, yardımseverdir, paylaşımcıdır, huzur doludur, diğergamdır, affedicidir, ahlâklı ve adaletlidir.
İnsanlarda kusur aramaz, iyi taraflarını görmeye çalışır. Barışçıl ve özgür ruhludur.
Velhasıl, mutluluk yolunda bütün basamakları başarıyla tırmanıp hedefe varan insana “olmuş insan” denir…
Ne mutlu o insanlara…
Dr. Nihat Kaya