.: Yavuz Selvi

Mülteci Düşmanlığının Oluşmasında Medyanın Rolü

Son günlerde en çok konuştuğumuz konu ve büyük ihtimal yakın gelecekte sürekli olarak gerek bizim gerekse dünyanın konuşacağı konu: Mülteciler
Amerika’nın Afganistan’dan çekilme kararı almasından sonra ortada ciddi güvenlik zafiyeti oluştu. ABD başkanı Biden Afganistan hükümetine açık açık “başınızın çaresine bakın” dedi. Taliban ise çok hızlı bir şekilde ilerleyerek çok sayıda il merkezini ele geçirdi. Afganistan’daki halk ise Taliban tarafından silah altına alınmamak için batıya doğru göç etmeye başladı.
Bu göç hareketinin hedef noktaları Türkiye ve büyük ölçüde Avrupa.
Bu göç dalgası başladıktan hemen sonra ülkemizde çok ciddi bir şekilde mülteci karşıtlığı söylemleri devreye girdi. Hatta bu söylemler bazen bir adım ileriye giderek sığınmacının canına kastedecek eylemlere dönüştü. Bu eylemleri ve sığınmacı düşmanlığını körükleyen unsurlar büyük ölçüde medyadır. Peki bu yabancı düşmanlığı medya tarafından nasıl körükleniyor?
Yabancı düşmanlığı genel olarak birkaç iddia üzerinden geliştirilen söylemler üzerinden oluşturulmakta. Ben de bu söylemeleri son günlerde çokça duydum. Söylemleri dillendirenler değişse de iddialar hep aynıydı.
İddialar genel olarak medyadaki söylemlerden beslenmekte ve oluşturulmaktadır. Medyada servis edilen bir görüntü bir olay üzerinden kişilerin yabancılar hakkında belirli kalıp fikirleri oluşuyor. Kimi zaman göçmenler bir sahilde bayraklarını açıyorlar, kimi zaman bir plajda göndere kendi bayraklarını çekiyorlar ve kimi zaman da bir ambulans kaçırarak aracı vatandaşların üstüne sürüyorlar.
Acaba mülteciler neden bunları yapıyor? Gerçekten Afganistan’dan yeni gelecek göç dalgası Türkiye için bir güvenlik tehdidi mi oluşturuyor?
İlk olarak sahilde Taliban bayrağı açan Afganlılardan başlayalım. Servis edilen görüntülere göre bir grup Afganistanlı Moda sahilinde Taliban bayrağı açıyor. Bu görüntüden sonra eleştiriler “bunlar Taliban’dan kaçmıyor muydu? Şimdi onların bayrağını sahillerde açıyorlar. İşte yeni gelen Afganlar orada savaştan kaçanlar değil, Taliban üyeleridir. Bunlar savaşçıdır ve ülkemize bir güvenlik tehdidi oluşturacaklardır” deniyor. Daha sonra bu görüntülerin eski olduğu ve iki grup Afgan’ın hatıra fotoğrafı çekilmek isterken bir grubun Afganistan bayrağı açtığı diğer grubun Taliban bayrağı açtığı ortaya çıktı.
Bir diğer iddia ise bir Suriyelinin ambulansı kaçırarak aracı vatandaşların üstüne sürdüğü iddia edildi. Bu da çok kısa bir süre içerisinde yalanlandı ve aracı kaçıran kişinin Türk ve aklî dengesinin yerinde olmadığı açıklandı. Herhangi bir açıklama beklemeden veya şahsın kimliği üzerinde bir araştırma yapmadan böyle bir yalanı servis etmek sadece basit bir hata mıdır yoksa göçmen karşıtlığı üzerinden halkta kin ve nefret oluşturmaya yönelik provokasyon mudur?
Son iddia ise bir plajda Afganlılar kendi bayraklarını göndere çekiyordu. Bu iddia da Antalya valiliği tarafından yalanlanmış ve orada diğer ülkelerin bayraklarının da olduğu ve bunu plajın kendi yönetiminin bir uygulaması olduğunu bayrağı göndere çekenlerin de Afgan olmadığını açıkladı.
Bunlar tesadüf odur ki Türkiye’ye bir göç akını başladığı zaman servis edilmeye başlandı. Örnek verdiğim üç olayda da göçmenlerin Türkiye’de huzursuzluk çıkarttığı, birtakım asayiş olaylarına karıştığı gibi izlenimler verilmektedir. Bunun nedeni ise göçmenleri bir suç makinesi olarak göstererek halkta bir göçmen karşıtlığı oluşturmaktır. Tabiî ki bunun bir sebebi de buradan bir siyasî rant elde etmektir.
Görüldüğü üzere üç olayda da herhangi bir suç unsuru yoktur. Her ne kadar bunların doğruları daha sonra yayınlansa da bu sefer şöyle bir iddia ortaya çıkmakta; “evet bu olaylar böyle olmayabilir ama hepsi masum değil” deniliyor. Muhakkak bu iddiada da doğruluk payı vardır. Her millette olduğu gibi göçmenler arasında suça karışmış olanlar vardır. Peki ülkemizdeki yabancıların suç oranları nedir?
Bütün suçları onlar işlemiyor…
“İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, 2014-2017 arasında Suriyelilerin karıştıkları suç oranları %1,32. Türkiye ortalaması olan %3’ün altında yani.” Bir diğer ifade ile evet yabancılar da suç işliyor ama savaştan kaçmış ve üstüne her gün bomba yağan bir milletin psikolojisine göre çok az. Medyanın bize gösterdiği üzere her gün bir suç işlemiyorlar ya da ülkemizdeki bütün suçları onlar işlemiyor. Medyada bir Suriyeli ya da Afgan suç işlediği zaman haberin verilme şekli “Suriye kökenli biri… ya da Afgan uyruklu biri…’’ diye başlıyor. Bunu özellikle yaptıklarını düşünüyorum. Böylece büyük ihtimal kendi toplumunu akladıklarını düşünüyor.
Göçmen karşıtlığı konusunda tartışmaya devam ettiğinizde karşınızdaki için tüm yabancıların suçlu ilan edilmesi onlardan birinin tek bir suç işlemesi yetiyor. Hatta ilk söz “hepsi böyle, dışarı çıkmaktan korkar olduk” deniyor. Burada suçun şahsiliği unutuluyor. Bu unutulduğu için gece bir Suriyelinin evi taşlanıyor. Hiçbir suçu olmayan ve hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar yaralanıyor. Ülkemizde maalesef sürekli kadın cinayetlerini veya başka suçları konuşuyoruz. Bu suçları işleyenler de genellikle kendi halkımızdan oluşuyor O zaman burada yaşayan herkese aynı ithamları yapıyor muyuz? Sadece suçu işleyene karşı bir tepkimiz oluşuyor. Doğru olan da bu. Bir yabancı suç işlediğinde de kökeni dolayısıyla yargılamak yerine sadece o kişiye tepki göstermemiz lazım.
Afganlar milli güvenliğimize tehdit midir?
Medya son günlerde göçmen karşıtlığında Afganları kullanıyor. Afganistan’da iç karışıklık nedeniyle batıya göç başlamış durumda. En başta belirttiğim üzere bu göç hareketinin hedefi Türkiye ve Avrupa. Bu göç hareketi nedeniyle medyada ve toplumda çok sık duyduğum birkaç eleştiri var. ‘’Sınırlarımızdan ellerini ve kollarını sallayarak geçiyorlar, yeni gelenler sadece erkeklerden oluşuyor bu da Taliban üyelerinin yani ülkemize savaşçıların geldiğini göstermekte, bu bizim için ileride bir milli güvenlik krizine yol açabilir’’ deniyor. Gerçekten böyle mi?
Temmuz ayında birkaç video servis edilerek Afganların sınırı çok rahat bir şekilde geçtikleri söylendi. Daha sonra ise İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasında görüldü ki bu videoların Afganistan-Tacikistan, Afganistan-İran sınırı ve İran’ın iç kısımları olduğu gözüktü.
Yeni gelenlerin sadece erkeklerden oluştuğu ve bunların Taliban üyeleri olabileceği iddiası da Afganların Türkiye’de kaç senedir olduğunun bilinmemesi olabilir? Afganlar Türkiye’de Suriyeliler gibi aslında 10 senedir var olmuş değiller. Afganlar Amerikalılardan önce Rusların işgaline maruz kalmıştı. O zamanlar da Türkiye’ye göç ettiler ve o zaman da sadece erkekler geldi. Çoğumuz muhtemelen çevremizde Afganları görüyoruz. Genel olarak da aileleri yoktur. Afganistan’la Suriye’yi bir tutmamamız lazım. Afganistan ile batının arasında çok uzun bir yol var. Göç yolu oldukça tehlikeli. Hatta son zamanlarda ülkelerin sınırlarında aldıkları ekstra önlemler ile göçmenler zorlu dağları aşmak zorunda kalıyorlar. Bunu da aileleri ile yapmaları oldukça zor. Sadece erkeklerin gelmesindeki bir diğer sebep de Taliban ile PKK’yı karıştırmamızdandır. Suriye’de PYD/PKK terör örgütü ve rejimin uyguladığı terör eylemleri tüm halkı kapsarken Afganistan’da savaş daha çok erkekler üzerinden yürütülmekte. Taliban’ın amacı erkekleri silah altına almak. Kadınlara da resmen hapis hayatı yaşatıyorlar ama ifade ettiğim üzere yol çok uzun ve zorlu. Aile ile göç etmek zor. Bu yüzden erkekler kaçıyor çünkü ölüm riskleri çok yüksek. Bir diğer ifade ile buraya gelenler buraya sadece çalışmak için geliyorlar. Burada çalıştıklarını ise Afganistan’a ailelerine göndermeye çalışıyorlar. Ailelerine bakmaya çalışıyorlar. Elbette ki gelenlerin kayıt altına alınmasını destekliyorum. Ama sınırlarımızdan istedikleri gibi geçiyorlar ya da buraya sadece savaşçılar geliyor gibi söylemlerin de birer iddia olduğunu gördük.
Sonuç olarak mülteci düşmanlığı görüldüğü üzere medyanın kendi servis ettiği iddialar üzerinden oluşmaktadır. Bu iddiaların her ne kadar doğru olanları kısa süre içerisinde ortaya çıksa da insanlar ya ilk başta sunulan yalan iddialara inanmaya devam ediyorlar ya da farklı iddialar üzerinden göçmen karşıtlıklarını sürdürüyorlar. Bu karşıtlığı oluşturan en önemli unsur da medyadır. Çünkü medya Afganların yaklaşık yarım asırdır Türkiye’de olduklarını söylemez. Sanki ilk defa geliyorlar gibi davranıyorlar. Burada bize düşen iddiaları sorgulamak ve doğrusunu araştırmak olmalı.
Daha sonra bir göçmenin evine saldırı olduğu zaman medya ‘’işte herkesi aldınız ve ortamı gerdiniz bu sebeplerin sonucu olarak bu eylem yaşandı’’ der. Aslında eylemin oluşmasına sebebiyet veren de kendileridir.