.: Hasan Yücel Başdemir

Mezhep savaşı mı?

Afganistan’dan başlayıp Kızıldeniz’e kadar uzanan bir şerif üzerinde Sünniler ve Şiiler bir arada yaşıyorlar. Bu iki mezhebin ortaya çıkışı, Hz. Peygamber’in ölümünden sonra ilk halifenin seçilmesi (632) sürecine kadar geri gitmekte.

Daha sonra 655 yılında Deve (Cemel) olayıyla somutlaşan Hz. Ali ve Hz. Aişe arasındaki mücadele de bu ayrışmanın işaretlerinden biri olarak görülmekte. Ehl-i Beyt (Şia) ile Ehl-i Sünnet ayrışmasında Kerbela olayı (680) dönüm noktası olarak alınıyor.

Şiiliğin Sünnilik karşısında güçlü bir siyasi muhatap haline gelişi, 909 yılında Kuzey Afrika’da Fatimi devletinin kurulmasıylabaşlıyor. Büveyhiler, Afşar Hanedanlığı, Karakoyunlular, Safeviler ve modern İran’a kadar tarihte birçok Şii devletikurulmuştur.

Şii-Sünni İlişkileri

Bugünlerde Şii-Sünni ilişkilerinde yeni bir süreç yaşanıyor. 1970’lerde Kandahar ve Lahor’da devam eden Şii ve Sünni çatışması, İkinci Körfez Savaşı ile birlikte kuzeye doğru inmeye başladı; çatışmalar Irak’a taşındı. 2004’ten beri de Irak’ta sıcak bir Şii-Sünni çatışması fiilen yaşanmakta.

Arap Baharı’nın etkileri ile Bahreyn, Suriye, Lübnan, Umman ve Yemen’de mezhep temelli çatışmalar alevlendi. Irak ve Suriye’de siyasi karışıklıkların bir yüzü de mezheplere bakıyor. Şimdilerde İran ve Suudi Arabistan gerilimiyle bu süreç başka mecralara doğru kaymaya ve devletlerarası bir gerilime dönüşmeye başladı.

Müslümanlar bu çatışmaların adını mezhep temelli olarak koymaktan uzunca süre kaçındılar. Çünkü bizler, mezhep çatışmalarının sonuçlarının ağır olduğunu çok iyi biliyoruz. Avrupa tarihi de bu konuda oldukça öğretici. Alman Köylü Savaşları ile başlayan, 30 Yıl Savaşları ile devam eden Avrupa’daki mezhep savaşları, yüz binlerce masum insanın ölümüne neden olmuştu.

Avrupalılar, siyaset ve diplomaside geliştirdikleri yeni ortak değerlerle bu farklılıkların ve çatışmaların şiddete dönüşmesini engellemenin yolunu buldu. Ekonomik refah da barışın korunması için etkili bir motivasyon aracı, ama tek araç değil. Siyasi aygıtlar, Avrupa toplumu için uzlaştırıcı ve kuşatıcı bir işleve sahip.

Ne Yazık ki Mezhepsel

İran ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşmazlıklar büyük oranda siyasi ve ekonomik temellere sahip. Petrol fiyatlarındaki düşüşe tepki gösteren İran, Suudi etkisindeki bölgelerde, muhalif Şii gruplara olan desteğini artırıyor. Bunun karşısında Suudi Arabistan, içlerinde Şii din adamı olan Ayetullah en-Nemr’i de olan bir grup siyasi muhalifin idam cezalarını talihsiz bir şekilde infaz etti.

İki ülke arasında Yemen’de Husiler üzerinden bir yıldan beri örtük bir savaş devam etmekteydi. Daha öncesinde İran destekliHizbullah örgütünün Esad rejimini desteklemesi, Sünni camiada şaşkınlık yaratmıştı. 2004’ten itibaren Irak’ta Şii grupların devlet destekli cinayetleri de bugünlerin habercisi oldu.

“Bu çatışmaların arkasında tamamen siyasi ve ekonomik nedenler var; mezhepsel etkenler düşük” demek istiyorum ama bu, hem aşırı iyimserlik hem de her zaman yaptığımız, olayları görmemezlikten gelme hatasının tekrarı olur.

Öyle görünüyor ki mezhep taassubu ve çatışmalar, son gerilimle şiddetlenecek ve daha da belirgin hale gelecek. Bu gerilimlerin büyük bedelleri ve maliyetleri var. Ayrıca kardeşler düşman oldukça gerçek düşmanlarımız sevinç içinde. Böyle bir bariz hatayı tekrarlamak çok acı.

Siyasi ve ekonomik anlaşmazlıkları din, mezhep ve etnisiteye büründürerek haklılık kazanmaya çalışmanın çok eskiden beri sahnelenen bir oyun olduğunu unutmamak gerekir. Bir oyunu anlamak için 300 kere seyretmeye gerek yok.

Yeni Yüzyıl, 06.01.2016

http://xn--yeniyzyl-b6a64c.com.tr/makale/mezhep-savasi-mi-806