.: Cemal Fedayi

Merkezi Tahkim, Milliyetçiliği Tahdit

İçeride ve dışarıda vaki pek çok gelişme neticesinde, 1 Kasım seçimi, Türkiye tarihinin en kritik seçimi halini almıştır…

Ortadoğu’da, son yaşanan gelişmeler neticesinde, bütün ülkelerde merkezler parçalanmış, etnik ve mezhepsel gruplar politize olmuş ve kahredici iç savaşlar başlamıştır…

İçeride ve dışarıda konuşlanmış bir takım karanlık odaklar Türkiye’yi de, milliyetçilikler ve mezhepçilikler ekseninde, alelâde bir Ortadoğu ülkesine dönüştürmek istiyorlar…

Tarihsel olarak çok kritik bir noktadayız. Ortadoğulaşma tehlikesine karşı yeni bir politika geliştirmemiz gerekiyor.

Benim formülüm kısa ve öz: Yükselen sağ ve sol milliyetçilikleri hızla aşağıya çekmeliyiz; buna paralel olarak hızla merkezi güçlendirmeliyiz…

Milliyetçilikler tarihimizde görülmemiş bir seviyeye yükselmiştir. Bu durum sağlıklı bir ülke yönetimini de ekonomi yönetimini de engeller…

***

Milliyetçilik kültürel/toplumsal alanda ve makul düzeyde kaldığı müddetçe iyidir, hoştur… Kimseye zararı dokunmaz…

Ancak siyasallaşmış, silahlanmış ve yüksek bir orana yükselmiş bir milliyetçilik kendine de ülkeye de zarar verir…

Türkiye şu anda bu tehlikeyi yaşıyor. Mevcut bütün milliyetçilikler radikalleşmiştir. Sol milliyetçilik (HDP) ise tamamen zıvanadan çıkmış, silahlı bir örgütün yedeğinde siyaset yapmaktadır…

***

Türkiye’de milliyetçilik akımları tarih boyunca marjinal düzeyde kalmıştır…

İttihat Terakkinin dini içeren milliyetçiliği de CHP’nin dini içermeyen milliyetçiliği de toplumda kendine yaygın bir taban bulamamıştır…

Ancak 70’li yıllardan itibaren karşıt milliyetçilikler birbirini beslemeye ve karşılıklı olarak birbirlerini büyütmeye başlamışlardır…

Önce, soğuk savaş konjonktürünün de iteklemesiyle, Kemalist milliyetçilikten farklı olarak İslam’ı reddetmeyen MHP milliyetçiliği kışkırtıldı, büyütüldü…

Daha sonra 12 Eylül rejimi, ana hatlarıyla MHP fikriyatına dayanan bir sentezi (“Türk-İslam” sentezi) resmi bir ideoloji haline getirip tüm ülkeye yaymaya başladı…

(Türkeş o dönemde, “biz hapisteyiz ama fikrimiz iktidarda” demişti…)

12 Eylül rejimi, bu ana politikasından ayrı olarak, lokal düzeyde ise, özellikle Diyarbakır cezaevinde, Kürtlere sistematik işkence uyguladı. Kürtçe konuşmayı, sokakta bile, yasakladı…

12 Eylül’ün bu genel ve lokal politikası, PKK’nın öncülüğünde Kürt milliyetçiliğinin gelişmesini doğurdu… Konuyu yakından takip edenler, “PKK, Diyarbakır cezaevinde doğdu…” diyorlar…

12 Eylül sürecinde, MHP fikriyatına dayanan milliyetçilik ile PKK fikriyatına dayanan milliyetçilik paralel bir yükseliş trendine girdiler…

***

Zaman içinde, birbirlerine paralel olarak, MHP milliyetçiliği ile PKK milliyetçiliği birbirlerini besleyip büyüttüler…

90’lı yıllara geldiğimizde, MHP % 8 bandında seyrederken, PKK’yı temsil eden partiler %7 bandında seyrediyordu…

PKK terörü ve milliyetçiliği yükseldikçe MHP de yükseldi ve nihayet barajı aştı…

Bu gelişmeye paralel olarak PKK’nın uzantısı HDP de (CHP’nin ve beyaz Türklerin de katkısıyla) barajı aştı…

2015 yılında her iki milliyetçilik de birbirine eşitlendi. Şu anda her iki milliyetçiliğin ulaştığı mebus sayısı birbirine denktir: 80-80

Bu, sağlıklı bir demokrasi için son derece yüksek bir rakamdır.

550 mebusun 160’ı milliyetçidir. CHP içindeki 40 ulusalcıyı da bu rakama dahil edersek 200’e ulaşırız…

200 milletvekilinin (radikal) milliyetçi olması Türkiye demokrasisini kilitlemiştir… Tek parti iktidarı da koalisyon iktidarı da kurulamıyor…

Bu kilitlenmenin tek sebebi milliyetçiliğin ulaştığı bu yüksek düzeydir…

Bu kadar yüksek milliyetçilik demokrasiyi de ekonomiyi de toplumu da kilitler…

Bu kilidin açılması için merkez partilerinin güçlenmesi gerekir…

***

İlk planda, merkez sağdaki Ak Parti’nin güçlendirilmesi gerekiyor… Bunun için de MHP tabanından bir kısım oyun, kenardan merkeze, yani Ak Parti’ye kayması gerekiyor… HDP tabanından bir kısım dindar oyun da eski partisine, Ak Parti’ye, dönmesi gerekiyor…

Merkez solun güçlenmesi için de CHP tabanından HDP’ye gitmiş ödünç oyların geri gelmesi gerekiyor… Buna ilaveten, HDP tabanından bir kısım seküler oyun da CHP’ye kayması gerekiyor…

Fakat görebildiğim kadarıyla CHP’de, HDP’deki ödünç oyları geri çağırmak gibi bir gayret yok… HDP’nin güçlü olduğu bölgelerde CHP, sanki gizli bir anlaşma gereği gibi, siyasi faaliyetlerini sonlandırmış durumda… Son seçimlerde Van’da, CHP, MHP’nin gerisine (%1’e) düşmüş durumda… Bunun başka bir izahı yok: CHP, doğuda sahayı HDP’ye teslim etmiş…

Yani CHP’den, merkez solu güçlendirme bağlamında, bir beklentimiz kalmamış durumda… Ancak Ak Parti, gerek MHP tabanına gerekse HDP tabanına mesaj gönderme konusunda daha gayretli ve daha istekli…

Bunun sonuçlarını da almaya başladı… Anketlere bakıldığında Ak Parti’nin oy oranı %2-3 civarında artmış gözüküyor… Bu artışın %2’si MHP tabanından, %1’i de HDP tabanından kaymış gibi gözüküyor…

***

Gelinen aşama itibariyle 1 Kasım seçimleri hayatî bir öneme sahip oldu:

Bu seçimler, bölgede işleyen tek demokrasi ve gelişen tek ekonomi olan Türkiye için hayati derecede önemlidir…

Cehenneme dönmüş bir coğrafyada Türkiye demokrasisiyle ve ekonomisiyle bir vaha görünümündedir…

Bu vaha, merkezin güçlenmesiyle ayakta kalabilir… Merkezin zayıflaması, kenarların güçlenmesi, bu “son vaha”yı kurutur…

Eğer sağ ve sol milliyetçilikleri marjinalize edip merkezi güçlendiremezsek, Allah korusun, bir de başımıza “teokratik milliyetçilik” belası gelebilir…

***

Özetle; merkezi tahkim, kenarları, yani milliyetçilikleri tahdit etmemiz gerekiyor…

Bu sebeple ben diyorum ki; ülkedeki milliyetçiliklerin ateşini düşürmemiz lazım:

Bir arabanın ısıya ihtiyacı vardır; bir vücudun ısıya ihtiyacı vardır. Ancak aşırı ısınma hararet yapar… Şu anda Türkiye hararet yapmış bir araba gibidir… Hızla harareti düşürmezsek araba devrilecek…

Bu yazı, araba devrilmeden önce, bir bilim adamı sorumluluğuyla yaptığım bir ikazdır…

Ben bu seçimde, şu veya bu sebeple, milliyetçi duygularla, 7 Haziran’da MHP ve HDP’ye oy vermiş seçmene seslenmek istiyorum:

Lütfen harareti düşürmeye katkı verin… Duygularınızla değil aklınızla karar verin

Kendi etnik kültürünüzü sevin, yaşayın ve yaşatın… Buna diyeceğimiz yok…

Ancak, lütfen, oy verirken, etnik duygularınızı bir kenara koyun…

Ayrıca bakınız...

Unsal Cetin 16 Ocak

Enflasyonu Yenmek Zorundayız

2017 üçüncü çeyrek Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) büyüme oranımız % 11,1 olarak hesaplandı. Sonrasında, politik ...