.: Mehmet Ali İlkaya

Makbul Vatandaşlık ve Suriyeliler

Türkiye 3.5 milyon civarında Suriye’den gelen ve geçici koruma statüsünde yaşayan insanı misafir ediyor. Zaman zaman bu kişilere vatandaşlık verilmesi tartışması yaşanıyor. Hemen hemen her siyasî görüşten insanlar “genel bir vatandaşlık” statüsüne karşı çıkıyorlar. Sığınmacı konumundaki insanlar için kamuoyunda büyük bir hassasiyet var: Çalışmaları-çalışmamaları, ağlamaları-gülmeleri kısaca her şeyleri olay oluyor. Suriyeli mültecilere karşı önemli bir kesimde “hasmane” bir tutum olduğu kesin… İnsan hakları akvistleri, STK’lar Suriye’den kaçıp ülkemize sığınan insanlar için ekonomik, eğitim, barınma ve hak temelli çalışmalar yürütüyorlar. Genel kanı: “Sosyal medyada ve sair platformlarda yayılan yanlış bilgilerin Suriye’den gelenler ile ilgili olumsuz tutumlara yol açtığı” yönündedir. Şüpheniz bu doğrudur ama eksiktir. Sorun daha derinlerde: Makbul vatandaşlık anlayışındadır. Açalım:

Makbul vatandaşlık nedir? Kimler makbul vatandaştır? Bu sorulara uzun uzadıya yanıt verilebilir ancak burada genel parametrelere yer verilecektir.

Türkiye Cumhuriyetinin bir tarihi de makbul vatandaşlık arayışı tarihidir. Genel olarak iki vatandaşlık anlayışından bahsedebiliriz: 1. Cumhuriyetçi vatandaşlık, 2. Liberal vatandaşlık. Türkiye Cumhuriyetini kuran elitler, cumhuriyetçiliği benimsediler. Cumhuriyetçilik, dışlayıcı eski Antik Yunan vatandaşlığı ve Roma vatandaşlık modeli olarak karşımıza çıkmaktadır. Roma vatandaşlığı, dışlayıcılığı bir kenara koyarak entegrasyonu ön plana çıkarmıştır. Günümüzde modern cumhuriyetçilik, bir dizi değişimden sonra özellikle kıta Avrupa’sında, Fransa, Almanya gibi ülkelerde etkinliğini sürdürmektedir. Türkiye de öykündüğü Fransızvari vatandaşlık anlayışı ile vatandaşlık felsefesini devam ettirmektedir. İster liberal isterse cumhuriyetçi model benimsensin sonuçta vatandaşların taşıması istenen anlayış, tutum ve eylemler vardır. Her iki modelde ortak vatandaşlık özellikleri bulunmaktadır. Ancak bu sayılan özelliklerin derecesi, başlangıç ve bitiş sınırları farklılıklar göstermektedir. Genel olarak; cari makbul vatandaşın özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: 1. Yasalara saygı, 2. Demokratik katılım 3. Kamusal görevler 4. Hak ve sorumluklarını bilmedir.

Makbul vatandaş yasalara saygılıdır, tüm kanunlara uygun davranır, yasaları çiğnemez. Demokratik görevlerini yerine getirir, seçer ve seçilir, yasalara uygun demokratik kanalları kullanır. Demokrasiyi bir yaşam biçimi haline getirir, evde özel yaşamında, işte demokratik ilkelere göre davranır. Makbul vatandaşın bir diğer yanı da kamusal görev/ödevlerle ilgilidir. Geleneksel olarak Türkiye cumhuriyeti vatandaşlarının üç görevi vardır. 1. Vatan savunmasına katılmak (askerlik) 2. Vergi vermek 3. Oy kullanmak. Bu klasik üçlünün ağırlığı (vatandaşlık eğitimi) dönem dönem değişmektedir. Bazen de yeni görevler eklenmektedir. Son dönemde resmi nikâh kıymak da bir vatandaşlık görevi olarak kabul edilmektedir. Makbul vatandaş, haklarını bilir kendi haklarını barışçıl olarak kullanır, başkalarının haklarına saygı duyar. En önemlisi de hak-sorumluluk yani hak ve ödev ikilisine riayet eder. Bazen açıkça bazen de gizli bir diğer makbul vatandaş özelliği olarak; çalışkanlık sayılabilir. Bütün bu vatandaşlık hasletlerini kazanmak için eğitim almak hem araçsal hem de bir amaç olarak vatandaşlık tasarımında kritik bir öneme sahiptir. Eğitim yoluyla ideal vatandaşlık öğretilir, gelecek kuşaklara aktarılır. Bu durumda makbul vatandaş eğitim alan, eğitilmiş vatandaştır.

Suriyeli mültecilerin resmî olarak vatandaş statüsünde bulunmamaları nedeniyle “makbul vatandaşlık” konumunu tam olarak değerlendirmek mümkün değildir. Ancak bazı veriler ışığında “Suriyeliler’in vatandaş olsalar” nasıl olurdu? sorusuna yanıt verebiliriz. Anadolu Ajansı’na açıklamada bulunan Göç İdaresi Müdür Vekili Abdullah Ayaz şöyle diyor: “Suriyelilerin 2014 ila 2017 yılları arasında toplam asayiş suçları içerisindeki yıllık ortalama oranı yüzde 1,32. Bu olayların önemli bir kısmı kendi aralarındaki anlaşmazlıklardan kaynaklanan olaylardan oluşmaktaydı. Suriyelilerin ülkemizdeki suç işleme oranındaki düşüş trendi 2017’de olduğu gibi 2018’de de devam etmektedir. 2018’in güncel verileri 2017 ile karşılaştırıldığında en az yüzde 20’lik bir düşüş görülmektedir. Geçici koruma altındaki Suriyeli misafirlerimiz ülkemizde artan nüfuslarına rağmen azalan suç oranları ülkemizin ortaya konduğu uyum politikaları ve Suriyeli misafirlerimizin ülkemize uyum sağlama çabalarının gösterilmesi açısından da adeta sağlama yapmamıza olanak vermektedir.” https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/suriyelilerin-suc-isleme-orani-yuzde-20-azaldi/1240687   (21 Ocak 2019). Ayaz’ın verdiği bilgi Suriyeliler’in yasaya saygı kriterinde oldukça iyi konumda olduklarını gösteriyor. Üstelik bu insanlar şiddetin her türlüsünün her saniye sergilendiği bir yerden geliyorlar. Bütün her şeylerini kaybetmenin verdiği travmatik izler hâlâ taptaze duruyor. Birçoğu en temel ihtiyaçlarını temin etmekte güçlük yaşıyor, bu durumdakilerin özellikle mala karşı suç oranlarında artış beklenir. Buna rağmen Suriyeliler’in karıştığı adlî olaylar oldukça düşük düzeydedir. Makbul vatandaşlığın bir diğer özelliği de “çalışkanlık”tır. Suriyeliler’in son derece zor şartlarda, hiçbir sosyal güvence olmadan ve piyasa ortalamalarının çok altında çalıştıklarını biliyoruz. Bu kişilere iş verenler, iş performansı, iş ahlâkı gibi konularda memnuniyetlerini dile getiriyorlar. Suriyelilerle ilgili bir diğer ölçüt eğitime katılma oranlarıyla ilgilidir. KDK’nın (Kamu Denetçiliği Kurumu) Aralık, 2018’de yayınladığı “Özel Rapor”da bazı bilgiler dikkatimizi çekiyor. Rapor (KDK, 2018: 139)’a göre, okullaşma oranı 2015’de % 30 iken bu oran 2018’de %63’e yükselmiş. Yine bu raporda kız ve erkek öğrenci sayıları şöyledir: Kız: 308.509, erkek: 310.439 buradan kız çocuklarının da okula eğitme gönderilme oranının gayet iyimser olduğu görülmektedir. Bu verilere ek olarak; gözlemlerim de Suriye’den gelenlerin toplumsal uyum ve denge açısından başarılı olduğu yönündedir.

İster amprik verileri kabul edelim, isterse kişisel gözlemlere bakalım, Suriyeliler makbul vatandaşlık kriterlerini [kriterleri doğru bulmuyorum..] karşıladıkları, eğer kendilerine fırsat tanınırsa, vatandaşlık statüsüne kavuşurlarsa “iyi vatandaşlar” olacaklarını gösteriyorlar. Suriye’den gelip ülkemize sığınan insanlara vatandaşlık hakkının verilmesine yönelik kaygılar vehimler işte bu makbul vatandaşlık noktasına düğümleniyor. İnsan haklarının yok sayılması, hakların ihlâli sistematik kötülüklerin altında yatan derin kaygılar var. Bu süreçten toplum olarak çok şey öğreneceğiz, insan hakları, mültecilik, çocuk hakları gibi konulardan geçmemiz gereken daha çok sınav olduğu görülüyor. Kişisel olarak Suriye’den ülkemize sığınanlara öncelikle çalışma ve oturma izni verilmesini, talep edenlerin de vatandaşlık statüsüne kavuşmasını doğru buluyorum.

23 Ocak 2019