.: Yorum Analiz

Mahmut Özdemirkol – Sur’un Kamulaştırılması

Hükumet, Diyarbakır-Sur ilçesinde yaşanan çatışmalardan sonra harabeye dönen ilçenin yeniden imarı için 21 Mart’ta Bakanlar Kurulu kararı ile bir kamulaştırma kararı almıştı. Orada olağanüstü bir halin yaşanması ve ilçenin büyük ölçüde yıkılmış olmasına dayanarak insanların özel mülklerine bir karar ile el koymanın hukukî ve siyasî sonuçlarının olumlu olmayacağı gibi, bir ilçenin büyük bir bölümünün kamulaştırılmasında kamunun nasıl bir faydasının olacağının da altının doldurulabileceğini sanmıyorum. Bununla birlikte Sur’un boşaltılacağı gibi bir iddianın doğru olduğunu, büyük bir nüfus değişimi amacında olunduğunu da sanmıyorum. Tartışmalar büyük ölçüde siyasî bir tarafgirlikle yürütülse de harabeye dönen ilçenin yeniden imar edilmesi için ilk akla gelen kamulaştırmanın dışında başka yol ve yöntemlere de kafa yormak gerekmektedir.

Kamulaştırma, başka ülkelerdeki durumu bilmiyorum ama Türkiye’de çok sıkça başvurulan kadim bir yöntemdir. Devletin zor hukukuna dayanarak yaptığı kamulaştırmalardan ne kendisi ne de mülk sahiplerinin birçok sebeple memnun olamadığı örneklere hepimiz rastlamışızdır. 100 metre karelik alanın bile kamulaştırılmasında çoğu zaman mağduriyetler ve devlet açısından hesaplanamayan maliyetler ortaya çıkarken, bir ilçenin büyük bir bölümünün kamulaştırılması fayda-maliyet dengesini büyük ölçüde bozup “kamu yararı” iddiasına dayanan kamulaştırmayı kamu zararına dönüştürebilir ve dönüştürmektedir.

Tartışmalar genel itibari ile siyasî bir kavga üzerinden yürütülse de arada hukukî açıdan bir ilçenin büyük bir bölümünün kamulaştırılmasının yasal dayanağının olmadığı üzerinden bir tartışma görülmekte. Ancak, anayasa düzeyinde bir yasal dayanağı olsa bile bir ilçenin büyük bir bölümü için merkezden ya da yerelden birkaç kişinin ya da bir çoğunluğun özellikle “zor” ile kamulaştırmaya gitmesi insan haklarına yönelik kökten bir tehdit oluşturur. Çünkü özel mülkiyet ile insan hakları arasında doğrudan bir illiyet bağı vardır.

Harabeye dönen, zarar gören yerleşim yerlerinin imarı için yapılabilecek kamulaştırma kararı zaten mağdur olan Surlular’ı daha da mağdur edebilir. Üstelik bunun kamuyu da zarara uğratma riski fazla olabilir. Böyle bir kamulaştırma yerine şeffaf ve katılımcı bir şekilde yerel dinamikler ve konut sahipleri ile birlikte bir plan üzerinde çalışılması daha faydalı ve kamulaştırma sürecinden daha hızlı sonuçlara ulaştırabilir. Devlet, gücünü mülklere el koymanın yerine mülk sahiplerine uygun-faizsiz-uzun vadeli krediler sunarak, yapım ve inşaat sürecinde bazen yılı bulan bürokratik engelleri kaldırarak, harç damga ruhsat gibi çeşitli isimler altında alınan vergilerden vaz geçerek imarı mülk sahipleri lehine cazip kılacak bir planlama yapabilir. Nitekim Van depremi yaşandığında birçok yerleşim yeri Sur ile aynı kaderi yaşadığında hükümet imar sürecinde mağdurları daha da zarara uğratmayan bir yol seçmişti. Depremden sonra çıkarılan kentsel dönüşüm ile ilgili yasa ile risk altında olan binaların yeniden inşaası için mülk sahipleri – inşaat firmaları – bankalar ve devlet dörtlüsüne dayanan bir plan ile imarın önü açılmıştı. Bu temelde bir düzenleme Sur için de yapılabilir. Devlet, denetleme ve rekabet kurumunu işletip mağdurların hak kaybına uğramaması için gerekli düzenlemeleri yapan bir koordinasyon görevini yerine getirebilir. Ama kendisinin kamulaştırma gibi bir icraata girmesi birçok açıdan sorunlu görülmektedir.

Sur’un kadim bir yerleşim yeri ve bünyesinde tarihî yapıları da barındırıyor olması bu sorunları daha da karmaşıklaştırıyor. Bununla birlikte sözlü olarak Sayın Başbakan’ın “sizin istemediğiniz hiçbir şey yapmayacağız” söylemi değerlidir. Bunun kurumlaştırılmasını ve kamulaştırmanın dışında bir inşa sürecinin yapılmasını umut ederim. Bununla beraber Sayın Gülten Kışanak’ın “ücretsiz hukuksal danışmanlık veriyoruz” kampanyasının ötesinde bu yıkılan kentin imarı ile ilgili alternatif bir projelerinin olup olmadığını varsa nasıl bir proje olduğunu kamuoyuna açıklamaları gerekmektedir.

Ayrıca bakınız...

Referandumun meşruluğu gerekliliğini göstermiyor

Referandumun meşruluğu gerekliliğini göstermiyor – Mahmut Özdemirkol

Bu aralar Türkiyeli Barzani’ye yakın ya da Barzani’yi önemseyen gruplarda ilhamını yine Barzani ve politbürosunun ...