.: Murat Yılmaz

Mağaradakiler: Taassup ve İdeolojik Ahtapotlar

Günlük siyasi tartışmalar bizleri Mağara dönemine ve Mağaralara sıkıştırmak istiyor. Mağara hakikati aramaya izin vermeyen taassubu, hakikati çarpıtan ideolojiyi ve sloganı temsil etmektedir. Temel eserlerinde biri olan Mağaradakiler kitabının başında da yer alan Eflatun’un mağara hikâyesi özetle şöyledir:

Bir mağara düşün dostum.  Girişi boydan boya gün ışığına açık bir yer altı mağarası. Çocukluktan beri zincire vurulmuş hepsi; ne yerlerinden kıpırdamaları, ne başlarını çevirmeleri kabil, yalnız karşılarını görüyorlar. Mağaranın girişinden duvara ışık vurmakta ve bu girişin önünden geçen nesnelerin duvara vuran gölgeleri, bu insanların hayatları boyunca görebildikleri yegane şekiller olmaktadır. Kısaca, onlar için tek gerçek var: Gölgeler. Tutalım ki zincirlerini çözdük esirlerin, onları vehimlerinden kurtardık.  Ne olurdu dersin, anlatayım… Ayağa kalkmaya, başını çevirmeğe, yürümeğe ve ışığa bakmağa zorlanan esir, bunları yaparken acı duyardı. Gözleri kamaşır, gölgelerini görmeğe alıştığı cisimleri tanıyamazdı. Mağarada gördüklerini, şimdi gösterilenlerden daha gerçek sanırdı.

Zaman geçip mağaranın dışındaki gerçek dünyaya alışınca eski günlerini hatırladı. Ne kadar yanlış anlamışlardı bilgeliği Mutluydu şimdi, mağarada kalan arkadaşlarına acıyordu. Eski hayatına, eski vehimlerine dönmemek için her çileye katlanabilirdi.

Adamın mağaraya döndüğünü tasavvur et. Karanlığa kolay kolay alışabilir mi? Dostlarına hakikati söylese dinlerler mi onu? Ağzını açar açmaz alay ederler. ‘Sen dışarıda gözlerini kaybetmişsin, arkadaş. Saçmalıyorsun. Biz yerimizden çok memnunuz. Bizi dışarı çıkmağa zorlayacakların vay haline.’

Meriç “Ne gülüyorsun anlatılan senin hikâyen” derken, aslında hepimizin hikâyesini anlatmaktadır. Hepimizi, her fikir akımın yatay bir şekilde kesen obscuratisme yani, taassubu. Bizi mağaralarda hapseden taassup, ideoloji ve sloganlarımızdır. Fikir hürriyetini elimizden alan taassuptur.

Hâlbuki hür düşünce, vazgeçilmezdir. Çünkü hakikati aramanın ve kavramanın yoludur. Mağaradakileri dışarıya çıkaracak olan anahtardır. Obscuratisme veya taassup, bu anahtarın kullanılmasını engelleyen veya kaybettiren bir baş belasıdır. Bu habis ve lanetli anlayışı ifade eden taassup, belli bir milletin veya kavmin tekelinde değildir. Doğuda da batıda da karşımıza çıkabilir. Vatansız bir ahtapot olan taassup yok edilmedikçe fikir hürriyetine kurtuluş yoktur. Bir fikre saplantılı bir bağlılık sonucunda diğer tüm fikirlere karşı olmak demek olan taassup hakikate düşmanlıktır.

Sokrat’ı zehirleyen, Aristo’yu sürgüne gönderen, Galile’yi mahkun eden, Hallac’ı taşlayan, İhvan-ı Safa risalelerini toplatan, İmam-ı Azam’ı zindana atan kafa aynı kafadır. Fransız Devrimi, Avrupa’yı kana bulayan bu düşünceye karşı yapılmıştır. Bu izm, Türkiye’de devletten topluma, Batıcılıktan batı düşmanlığına, maddecilikten pozitivizme sosyalizmden muhafazakârlığa bütün izmlerin ortak paydası olmuştur. İşte bu yüzden bu ülkede bütün ideoloji tarafları mağaralarına çekilmiş, farklı ideolojileri düşman olarak görmeye başlamıştır. 70’lerdeki ideolojik mücadelenin  kavgaya ve giderek bir iç savaşa dönüşmesi beyinleri dumura uğratan taassuptandır. Bu temel sorun halledilmedikçe toplumun bir bütün olarak geriye gitmesi kaçınılmazdır.

İnsanımızı ahtapot gibi mağaralara hapseden ve birbirine düşman eden taassup yok edilmedikçe, bir diriliş ve kurtuluş umudu yoktur.

“Obscurantisme ahtapotu yok edilmedikçe, Türk insanı huzur içinde düşüncesini haykırmak, hakikati aramak, hatalarını utanmadan itiraf etmek alışkanlığını kazanmadıkça, herhangi bir diriliş hayaline kapılmak dasitani bir hayal olur.”

Türkiye’nin iki yüz yıllık modernleşme tarihine rağmen taassubun tasallutundan kurtulamaması dikkat çekicidir. Bütün ideolojileri himayesine alan bu en büyük ideolojimiz bugün de işbaşındadır. Medeni bir şekilde konuşmamızı, kutupların dışında fikir beyan etmemizi engelleyen, aydınlara amigo olmak dışında yol bırakmayan bu ahtapottan nasıl kurtulabiliriz?

Yeni Yüzyıl Gazetesi, 12.05.2016

Ayrıca bakınız...

Kartepe Zirvesi ve FETÖ’yü çözmek

Kartepe Zirvesi ve FETÖ’yü çözmek

Türkiye 15 Temmuz 2016’da sarsıntıları hâlâ devam eden müthiş bir olay yaşadı. Yargı tarafından FETÖ ...