.: Berk Ünlü

Liberalizm Silahlı Karşıtlarına Karşı Ne Yapabilir?

Sosyalizm ve türevi bütün ideolojiler silahlara sarılmıştır

Devlet özünde bir şiddet aygıtıdır. Liberal açıdan zorunlu kötülük olarak adlandırılsa da özellikle kollektivist totaliter ideolojilerin elinde devlet, bireylere silahlı saldırganlıkta bulunan bir siyasal organizasyondur. Bu tip bir müdahalecilik ile devlet bireyin dokunulmazlıklarını keyfî şekilde engeller. Kendince geliştirdiği argümanlar doğrultusunda bireyin yaşamını önceliğine almadığı için ön planda tuttuğu kollektivitelerin çıkarları doğrultusunda bireyi vergilendirme şiddeti dâhil pek çok alanda baskılar. Devlet, devletçilik ve kollektivizmin bu şiddet uygulamaları devletçiliğin dilinde gereklilik olarak da tanımlanır. Hatta çeşitli durumlarda bu şiddet kullanma hali o kadar normalleşmiştir ki devletçilik ve kollektivizm yaptıklarının son derece normal olduğunu iddia eder. Normalleri bireyin dokunulmazlıklarını ihlâl etmek oluşturur. Birey onlar için devletin ve kollektivitenin çıkarlarını gerçekleştirecek piyon olduğundan, bireyin üzerindeki bir silahlı kontrol ideolojilerinin devamlılığı açısından çok önemlidir.

Özünde bireyin yaşamını kontrol ederek bireyi hem pasifize etmek hem de bireyden olabildiğince faydalanmaya çalışmak olan devlet ve devletçilikten türeyen ideolojiler silahlanmayı ön planda tutarlar. Devlet bu ideolojilerin yönetimi altında sadece diğer devletlere karşı değil liberalizm temelli bireye karşı da silahları en azından tehdit unsuru olarak barındırır. Bireyin yaşamını ne kadar kısıtlarsa kendi varlığını o kadar büyüteceği varsayımından hareket ettiğinden bireye ve bireyselliğe düşünce boyutunda ve entellektüel bir perspektiften karşıtlık vermekle yetinmez ve silahlı kontrolü uygular. Haklı olanın veya argümanı doğru ve geçerli olanın değil silahın sahibinin kazandığı bir oyun haline getirirler, ideolojilerinin tutumlarını. Silahlı saldırganlıklarını kazanca çevirdikten sonra kendilerini kendilerince haklı çıkartma yolunu tercih ederler. Unutmamak gerekir ki özünde sosyalizm bir şiddet ideolojisidir ve silahlı güç kullanmak üzere kurgulanmıştır.

Düşünceler ve silahlar karşı karşıya

Liberalizmin özgürlüğü negatif özgürlüktür ve bu durum bireyin önüne başkaları tarafından keyfi engeller getirilmemesi ile tanımlanır. Liberalizm devletin de minimize edilmesini isteyerek devlet aygıtının şiddetten olabildiğince uzak olmasını istediğini ortaya koymuştur. Liberal bir ülkede devlet güvenlik aygıtıdır ve bu aygıt bireylerin yaşamlarına karışmaz. Bu tür bir devlet liberal bireyin diğer bireye keyfî silahlı zorlamalarda bulunmasını engeller, silah kullanımı ve tehdidi ancak bu noktalarda etkin olur. Bireyin diğer bir bireyi etkilemesi konusunda liberalizm bireye doğruları silahla kabul ettirmek yerine rasyonel tercih imkânlarını kullanır. Argümanların yarıştığı böyle bir yaklaşım haklı olarak bireyin yaşamının sağlıklılığına katkıda bulunur ve doğacak olası çatışmaları engelleme potansiyeline sahip olur. Siyasalı silahlı zorlama üzerinden tanımlayan totaliter kollektivist yapılarda ise bireyleri devlet çıkarları doğrultusunda silahlı kontrol ve yönlendirme ön plandadır.

Bireyler arasındaki ilişkileri sağlıklı bir şekilde yürütecek olan yaklaşımların en önemlisi özel mülkiyettir. Özel mülkiyet sayesinde bireyler arasındaki ilişkiler özellikle barışçıl süreçler üzerinden yürür. Özel mülkiyetin sahipliği ve kullanımı konusunda ahlâkî ortaklıklar, ilişkilerin silahlı karşıtlık temelinde oluşmasına engel olur. Böyle bir ahlâk yapısından hareket eden bireyler düşünselliği ön planda tutar ve ellerinde bulunan özel mülkleri birbirlerine aktarmaya karar verdiklerinde devreye girecek olan düşünselleştirme, silahların dışlanmasını doğal olarak oluşturur. Bu noktada liberal kapitalizm özellikle önemli bir yere sahiptir. Bireylerin özel mülklerini birbirleri ile değiştirmelerini özgürlük üzerinden sağlayan kapitalizm, barışçıl silahsız mübadelenin en önemli sağlayıcısı olarak tanımlanmayı hak eder.

Liberalizm temelinde birey lehine devletin sürekli denetlenmesi

Liberalizmin karşısında kendini konumlandıran silahlı ideolojilerin en önem verdikleri kavramlardan biri olarak devletin birey lehine her adımının denetlenmesi birey açısından son derece önemlidir. Eğer birey varlığını negatif özgürlükler temelinde devam ettirmek istiyorsa devletin eylemlerini sürekli kontrol altında tutabilmelidir. Liberal barışçıl düşünsellik böyle bir durumu ortaya çıkarabilecek potansiyele sahiptir ve zaman zaman böyle bir siyasal ortamı oluşturma yolunda adımlar atmıştır. Düşünselliklerin önemini arttıracak olan entellektüel ortam birey için özellikle önemlidir. Totaliter kollektivist devletçiliklerin neler yaptığı ve yapabileceği konusunda bireylerin bir entellektüel kalkan oluşturması totaliter kollektivizme ve kollektivistlerin silahlarına karşı gelebilecektir.

Devletin dokunamayacağı alanlardan biri haline geldikçe liberal bireyin zihni, silahların birey üzerindeki gölgesi azalabilir. Totaliter kollektivist devlet ve bu doğrultuda varolan ideolojilerin silahları da böylelikle daha kolay olarak kontrol altına alınabilecektir. Eğer devletçilik ve birey arasında sert bir mücadele varsa liberal birey bu mücadeleyi entellektüel alanda yürüterek devletçiliği geriletme potansiyelini düşünsellikten alabilir. Fikir yaşamı devletin müdahalesinden uzaklaştırıldıkça devletçiliğin meşruiyeti zayıflatılabilir. Burada liberal minimal devleti oluşturan bireyler silahların kontrolünü sağlamakta daha etkin olabilirler. Düşünsellik doğrultusunda sağlanacak etkinlik illiberal ideolojilerin zeminini gevşetebilir. Kurgulayıp kontrol edebilecekleri zihinler ne kadar azalırsa o kadar silahlarını kullanabilmekten uzak kalacaktır illiberal ideolojiler. Üstelik illiberal ideolojilerin silahları bireylerin üretiminden geliyorsa bireyler burada bu silahları pragmatik çıkardan uzaklaşarak illiberal ideolojilerden uzak tutabilirler. Liberal düşünsellik silahlara üstün geldikçe birey kendini gerçekleştirmeye o kadar yakın olacaktır.