.: Atilla Yayla

‘Liberal Cami’ Olur mu?

Epeyce bir süre önce bazı medya organlarında bir haber çıkmıştı. Habere göre FETÖ’nün Almanya’daki bazı mensupları, geleneksel cami formatına aykırı bir ibadet yeri düzenlemiş. Burada kadınlar ve erkekler yan yana namaz kılabiliyormuş. Kadınlar ezan okuyabiliyor ve imamlık yapabiliyormuş.

Alman basını bu olayı ‘liberal cami’ kavramıyla haberleştirdi. Bu adlandırmayı Türkiye basını da benimsedi. Bazı yayın organları ‘sözde liberal’ adlandırmasını tercih ederken bir kısım kalem erbabı da bu olayı “liberalizmin ne kadar yozlaştırıcı ve kötü olduğunu” anlatmak ve kanıtlamak için kullandı.

Liberalizm hayli geniş bir yelpazenin genel adı. Bu yelpaze içinde radikal seküler pozisyon alıp dinlere sempati ve -işin kötüsü- hoşgörü göstermeyen ekoller ve çizgiler de var. Bazı liberaller militan ateist ve kurucu rasyonalist. Bunlar dinin yerine aklı ikame etme ve sırf akla dayanan bir toplum inşa etme sevdasının peşinden koşmakta. En azından bunu hayal etmekte. Meseleye böyle bakıldığında din ile liberalizm arasında genel bir çelişki, varoluşsal bir gerilim ortaya çıkacağı açık. Bu yaklaşımda bir tür liberal anlayış bir anlamda dinin yerine kendini yerleştirmeye çalışmakta. Başka bir deyişle bir tür liberalizm dini doğmakta.

Buna karşılık ana liberal çizgi –yâni klasik liberalizm- dinlerle kökten, umumî bir ihtilâfa düşmez ve uzlaşmaz bir çatışmaya girmez. Dinleri toplumsal hayatın doğal olgularından biri olarak kabul eder. İnsanları bir dine inandığı için kınayıp dışlamaz ve dinin yerini almaya kalkışmaz. Bunu şu şekilde de açıklayabiliriz: Otantik liberal teori dinin cevabını vermeye çalıştığı ana sorularla ya alâkalı değildir ya da, varsa, alâkası dinsel bir içerik ve biçim kazanmaz. Tanrı var mıdır yok mudur? Ateist olmak mı yoksa bir yaratıcıya inanmak mı daha tercihe şayandır? İyi hayat nedir ne değildir? Hangi din diğerlerine daha üstündür? Hangi ibadet formu daha uygundur? Klasik liberalizm bu sorularla meşgul olmaz.

Liberalizm bir din veya dinlerle ilgili özgül inançlar ve ritüeller öngörmez. Genel özgürlüğün ayrılmaz bir parçası olarak kabul ettiği din özgürlüğüne özel bir önem verir. Onun bir kavşak özgürlük olduğunu, hemen hemen tüm özgürlüklerin din özgürlüğünde buluştuğunu düşünür. Din özgürlüğünü bir imtiyaz hâline getirip sadece belli dinlere veya dinî duruşlara tanımaz. Liberal bakışa göre din özgürlüğü genel bir özgürlüktür. Her insanı, her toplumu, her dönemi ilgilendirir. Ancak bu özgürlüğün olduğu yerde insanlar tek tek veya gruplar hâlinde bir dine inanmayı seçebilir ve o dinin pratiklerini icra edebilir. Din özgürlüğü kuşku yok ki bir din içinde farklı yorumlar yapmayı ve bir dine inanmama özgürlüğünü de kapsar. Ateistlerin, deistlerin, şüphecilerin inananlar gibi özgür olmadığı bir yerde din özgürlüğü tamamlanmamış olarak kalır.

Din özgürlüğü insanların ibadet formlarını belirleme özgürlüğünü de kapsar. Devletin bu işlere burnunu sokmasını istemez. Toplum içinde de birilerinin birilerine ibadet biçimi empoze etmek veya bir ibadet biçimini engellemek için müdahalede bulunmasını meşru görmez.

Dinlerin ibadet biçimlerinin ne olduğuna-olacağına o dine inananlar karar verir. Bir din içindeki yorum farklılığı aynı din içinde ibadet formlarında değişiklikler olmasına yol açabilir. Bunun olup olmayacağı, olacaksa nasıl olacağı da inananların, inanan gruplarının bileceği bir iştir. Ama sosyolojik ve tarihsel açıdan bakıldığında ibadet formlarının doğması, yerleşmesi, değişmesi, yenilenmesi ve ortadan kalkması bugünden yarına ve bir-iki kişinin isteğiyle vuku bulmaz. Uzun zaman alır ve çok sayıda insanın katkısına ve benimsemesine dayanır.

İdeolojilerin önemini ne inkâr etmeli ne de abartmalıyız. Hele liberal düşünce söz konusu olduğunda buna daha da dikkat etmek gerekir. Liberalizm, bazı radikal taraftarlarının düşündüğü-olmasını istediği gibi, hayatın her anını ve her alanını kuşatmaz. Liberalizmin onu benimseyenlere göre iyi olması dünyadaki tek iyi olduğunu ve her şeyin bir liberali bir de liberal olmayanı bulunduğunu göstermez. Bu çerçevede ‘liberal cami’ de, ‘liberal kilise’ de olmaz. ‘Liberal İslam’, ‘liberal Hristiyanlık’ da olmaz. Liberal özgürlük ortamı içinde neyin olup neyin olmayacağını nesiller boyu devam eden süreklilikle insanlar, insan toplulukları belirler.

Liberal etiketini önümüze gelen her şeye eklemek kavramı istismar etmek anlamına gelir ve liberal düşünceyi yozlaştırır.

Yeniyüzyıl, 6 Aralık 2018