.: Murat Yılmaz

Leylekten Derneğe Tek Parti Dönemi

Hikâyemiz 1939 Haziranı’nda başlar. O zamanın Türkiye ve dünya şartlarını bir hatırlayın: Türkiye’de tek parti idaresi devam etmektedir, Atatürk henüz ölmüş, İsmet İnönü CHP’nin değişmez Genel Başkanı ve Milli Şef olmuştur. CHP, dünyadaki otoriter ve totaliter rejimlerden etkilenerek bir “parti-devleti”ne dönüşmektedir. Bütün devlet, parti ideolojisi ve teşkilatı etrafında teşkilatlanmaktadır. Toplumdaki her farklı teşkilat, dernek ya partinin içine girecek ya da kapatılacaktır… CHP’nin 1931 Kurultayı’yla başlayan parti-devlet süreci, 1935 Kurultayı’nda pekişmiş, 1937’deki anayasa değişikliğiyle CHP’nin altı oku anayasaya girerek “resmi ideoloji” haline gelmiştir. Dünya birkaç ay sonra çıkacak İkinci Cihan Harbi’nin barut kokusunu teneffüs etmeye başlamıştır. İşte bu şartlarda, 1 Haziran 1939’da Tarsus’ta bir leylek ölür. 

Bir leyleğin orada ve o tarihte ölmüş olması, tarihe girmesi için yeterli değildir. Tarih, zoolojinin ötesinde bir şeydir ve bunu sağlayan da insanın varlığı ve onun beşerî müdahalesidir. Bizim hikâyemizde leyleğin ölümünü tarihî bir hadise haline getiren beşerî müdahale, leyleğin ayağındaki bilezik ve onu bulan Tarsus CHP Halkevi Köycülük Şubesine üye Vahit Erkaç’tan gelecektir. Vahit Erkaç, Tarsus’ta ölen leyleği ve leyleğin ayağındaki bileziği bulunca bunu, bir dilekçeyle CHP genel merkezine gönderir. Önce bu dilekçeyi okuyalım: 

CHP Genel Sekreterliği Yüce Katına

ANKARA  

Evimiz köycülük şubesi üyesinden Bay Vahit Erkaç tarafından 1.6.939 tarihinde Kargılı köyü civarında ölü bir leylek ayağında görüp çıkardığı aşağıda yazısı bulunan bileziğin, aynı günki posta ile taktim kılındığı saygı ile arz olunur. 

Halkevi Başkanı

Bilezikteki yazı:

Vertır Musee Royal

Sofia Bulgaria

  1. 25577

Cevabını arayacağımız ilk soru, bu hikâyenin neden CHP Genel Sekreterliği’ne yazılmış olabileceğidir. Yukarıda söylediğimiz gibi, CHP dönemin tek partisi ve bu tek parti idaresi otoriter, hatta yer yer “yarı totaliter” bir karakterde. Dolayısıyla sadece uçan kuştan değil, ölen leyleğin ayağındaki bilezikten de haberdar olmak, haberdar edilmek isteyen bir CHP var karşımızda. CHP’nin bir yan kuruluşu olan Halkevleri de sadece vazifesini yerine getiriyor, yani bir işgüzarlık peşinde değil. Hoş bu bileziği Halkevi’nden birisi değil, Tarsus İdman Yurdu’nda top koşturan bir kimse veya Tarsus Musikisevenler Derneği’nden bir musikişinas bulmuş olsa da gideceği yer CHP olacaktı. Çünkü o dönemde spor kulüpleri de, diğer bütün dernekler gibi, CHP’nin bir yan kuruluşuydu. 

Bu önemsiz gibi görülebilecek belge, dönemin şartlarını çok iyi yansıtıyor. Kurşun gibi ağır havayı anlamak için dönemin tek partisinin teşkilat şemasını hatırlamak elzem. CHP’de 13 büro vardır. Bu bürolar ve görevleri şöyledir. 

Tek parti dernekler açısından “kayıp yıllar” olarak tarihe geçmiştir. Dernekler, ancak çok partili hayata geçildikten sonra, gerçek anlamda dernek olarak faaliyet göstermeye başlayabilecektir… Dernek kurma hürriyeti ancak ülkede tek parti yönetimi yoksa bir anlam kazanmaktadır. Tek parti döneminde teşekkül eden derneklere bakış açısı, bugüne kadar miras, hafıza ve kültür olarak süren olumsuz bir iklim yaratmıştır. 

“A Grubu

Büro – Teşkilât, intihaplar, fırka kongreleri

Büro – Alelumum dilekler ve müracaatlar

Büro – CHF’ndan başka cemiyet ve fırkaların vazifelerini tetkik ve takip (Bu Büro 1. Hilâliahmer, 2. Tayyare, 3. Himayeietfal, 4. Millî İktisat ve Tasarruf, 5. İdman Cemiyetleri İttifakı, 6. Maarif cemiyetleri dışında kalan her türlü dernek ve birliğin izlenmesiyle uğraşacaktır.)

Büro – Fırka teşkilâtının teftişi 

B Grubu

Büro – Millî kültür, ilmî hareketler ve bu mevzuda neşriyat (Halkevleri kurulduktan sonra bu büroya bağlandı.)

Büro – Spor ve Gençlik

Büro – Halk dershaneleri, okuma-yazma, halk kâtipleri

Büro – Matbuat, fıkra neşriyatı, fırka programının teşrihi, propaganda 

C Grubu

Büro – İş, işçiler, esnaf teşkilâtları ve serbest meslekler

Büro – İktisadî vaziyetin tetkik ve mütalâası 

D Grubu

İçtimâî muavenet teşkilâtı

Büro – Fırka faaliyetlerinin hukuk esaslarıyla telifi

Büro – Merkez ve taşrada bütçe, aidat, teberrüat, varidat ve hesap işlerinin usulünde tanzim ve takibi. Fırka emlâk ve eşyasının muamele ve kayıtlarının tanzim ve takibi.” 

CHP bürolarının, bilhassa 3, 5, 6, 9 ve 11. büroların, görev taksiminden anlaşılacağı üzere, tek parti döneminde derneklerin faaliyet alanı tamamen tek partinin tekeline alınmıştır. Tek parti döneminde dernekler, müstakil karakterini kaybetmiştir. Bir örnekle devam edelim. 

Tek Parti Dönemindeki İstanbul İrad ve Emlak Sahipler Birliği’nden Çok Partili Dönemdeki Gayrimenkul Sahipleri Derneğine

Örneğimiz Milli Korunma Kanunu’nun kiraları dondurma tatbikatına karşı, mülkiyet hakkını savunmak üzere teşekkül eden Gayrimenkul Sahiplerini Koruma Derneği ve onun neşriyatı olan Mülkiyet Dergisi olsun. 

İstanbul İrad ve Emlak Sahipler Birliği, henüz Milli Korunma Kanunu çıkmadan 1930’ların mülkiyet aleyhtarı devletçi havasında kurulmuşsa da, otoriter siyasi şartlar altında ciddi bir faaliyet gerçekleştirilememiştir. Bu bakımdan tek parti dernekler açısından “kayıp yıllar” olarak tarihe geçmiştir… Dernekler, ancak çok partili hayata geçildikten sonra, gerçek anlamda dernek olarak faaliyet göstermeye başlayabilecektir. 

Milli Korunma Kanunu’na Ancak Çok Partili Hayatta Muhalefet Edilebilecektir…

Bu arada Milli Korunma Kanunu geçici bir süre için çıkarılarak, fiyatlar 1938 rayicine göre sabitlenmiştir. Kanunla savaş şartları altında enflasyon engellenmek istenmişse de, resmi fiyatlar dışında ikinci bir fiyat teşekkül etmiş, piyasa hükmünü icra etmiştir. Kanuna riayet eden zarar görmüş, etmeyenler hukuk dışına çıktıları için zarar görmüş veya görmemek için rüşvet verme yoluna gitmiş, böylece hedeflenenin tam aksine hizmet eden bir tatbikat ortaya çıkmıştır. Zamanla kanunun, kiraları sabitleyen 30. maddesi dışındaki uygulamalardan vazgeçilmiştir. Sair mal ve hizmetler piyasa şarlarında artarken, kiralar sabit durmuş, mülk sahipleri büyük zararlara uğramaya başlamışlardır. 

1946’da Dernek Reisliğine emekli bir general olmakla beraber müteşebbis vasfıyla bilinen Serbest Fırka’nın kurucularında Süreyya İlmen getirilmiştir. 

Dernek böylece aktifleşmiş, toplantılar, bildiriler, broşürler ve Mülkiyet Dergisi vasıtasıyla Milli Korunma Kanunu’na karşı mücadeleye başlamıştır. 

Derneğin Maksadı

Derneğin maksadı tüzüğünde şu şekilde ifade edilmiştir: “Mal sahiplerinin ekonomik, kültürel, sosyal bakımlardan anayasayla sağlanan dokunulmaz hak ve hürriyetlerini kanun yolları ile aramak ve korumak.” 

Mülkiyet Terbiyesi

Ankara eski belediye başkanı Asaf İlbay, Mülkiyet Dergisi’ne yazdığı önsözde şöyle diyor:

“Esefle itiraf etmeğe mecburuz. Güzel Türk vatanında mülkiyet terbiyesi eksiktir. Hükümet ve şahıslar çok kere mülkiyet ve tasarruf hakları davasında ihmalkardırlar. Anayasanın sağlamlığı hak ve hürriyetlerden birisi olan tasarruf ve hürriyeti türlü vesilelerle tahdit edebiliyor… 

Herhangi bir lüzum üzerine muvakkaten işgal edilen binaların tahliye ve iadesinde mal sahibinin büyük zararlarla karşılaştığı vakidir. Herhangi bir Bakanlık veya Belediye büyücek mikyasta bir inşaata karar verdiği takdirde ilk iş gayrimenkul sahiplerinin zararına ucuz arsa tedarik etmek için hususi bir istimlak kanunu çıkarmak olur.” 

Toprak, Emlak ve Serbest Teşebbüs Partisi

Gayrimenkul Sahiplerini Koruma Derneği çevresi, 30 Eylül 1949 tarihinde Toprak, Emlak ve Serbest Teşebbüs Partisi’ni kuracaktır. Partinin umumi prensipleri arasında “mülkiyet ve tasarruf hak ve menfaatlerinin korunması ve mal masunluğu” yer almaktadır. Partinin ve derneğin mücadelesi ancak Demokrat Parti iktidar döneminde sonuç verecektir. Bu örneğin gösterdiği üzere dernek kurma hürriyeti ancak ülkede tek parti yönetimi yoksa bir anlam kazanmaktadır. Tek parti döneminde teşekkül eden derneklere bakış açısı, bugüne kadar miras, hafıza ve kültür olarak süren olumsuz bir iklim yaratmıştır. Bu bakımdan derneklerin tek parti dönemi macerasının üzerinde daha fazla durulması faydalı olacaktır.

Dernekler Dergisi, 15.05.2015

Ayrıca bakınız...

Kartepe Zirvesi ve FETÖ’yü çözmek

Kartepe Zirvesi ve FETÖ’yü çözmek

Türkiye 15 Temmuz 2016’da sarsıntıları hâlâ devam eden müthiş bir olay yaşadı. Yargı tarafından FETÖ ...