.: Mustafa Ali Aykol

Küreselleşme nedir, ne değildir?

Küreselleşme, dünyada son zamanlarda yaşanan gelişmeleri açıklamak için sıkça kullanılan bir kavramdır. Bu gelişmelerin ekonomik, siyasi, sosyal, teknolojik ve kültürel boyutları olduğu için de küreselleşmenin tanımı ve anlamı kişiden kişiye göre farklılık gösterebilmektedir.[1]

Küreselleşme kavramı ile ilgili problem, bu kavramın “onlar” olduğu kadar “o” olmamasıdır. O, tek bir süreç olmayıp kimi zaman çakışan ve iç içe geçen, kimi zaman da birbiri ile çelişen ve karşıt olan bir süreçler kompleksidir.[2]

Küreselleşme kavramının net bir tanımının oturmamış olması, aslında çağımızın yeni terimlerinden biri olması ile de açıklanabilir. Bu kavram, sosyal bilimler açısından tam olarak bir kalıba, bir tanıma kavuşmak için çok gençtir.

Polonyalı filozof ve sosyolog Zygmunt Bauman, küreselleşmenin, yeryüzünün hemen hemen her alanındaki değişimi ifade etmek için kullanılan, “parolaya dönüşmüş moda bir deyim” olduğunu söylemiştir.[3]

Kavramın en genel tanımlarından biri; küreselleşmenin ülkeler arasında karşılıklı iletişim, etkileşim ve bağımlılığın artması, ekonomik, siyasî ve kültürel ilişkilerin yoğunlaşması ve ulusal sınırları aşan evrensel bir hukukun ve kamuoyunun oluşma süreci anlamına geldiği şeklindedir.[4]

Küreselleşme ile ilgili en çok tutulan tanımlardan birini, Japon yazar Kenichi Ohmae yapmıştır ve küreselleşmenin en kısa ve net haliyle “sınırsız dünya” anlamına geldiğini öne sürmüştür. Bu tanıma göre küreselleşme, basitçe, piyasanın ilkelerinin, siyasî ya da iktisadî herhangi bir sınır tanımadan daha geniş alanlarda hakimiyet sağlamasıdır. “Sınırsız Dünya” fikri ‘evrensel kapitalizm’ olarak da ifade edilmektedir.

Avusturya ekolünün önde gelen isimlerinden ekonomist, siyaset bilimci ve filozof Friedrich von Hayek, küreselleşmeyi; “genişle(til)miş düzen” (extended order) olarak adlandırmıştır.

Küreselleşmenin ne olduğu kadar ne olmadığı da önemlidir. Zira, küreselleşme eleştirilerinin çoğu küreselleşme bağlamından kopuk bir şekilde yapılmaktadır. Kollektivist yaklaşımlarla küreselleşme günah keçisi ilan edilmekte ve emperyalizm ile karıştırılmaktadır. Güçlü devletlerin emperyalist, saldırgan politikaları ile küreselleşme bir tutulmamalıdır. Aksi halde yapılan tespitler, yorumlar ve eleştiriler isabetsiz olacaktır.

[1] Duygu Dumanlı Kürkçü, “Küreselleşme Kavramı ve Küreselleşmeye Yönelik Yaklaşımlar”, DergiPark, Cilt: 3 Sayı: 2

[2] Andrew Heywood, Siyaset, Adres Yayınları, Ankara: 2015, s.189.

[3] Zygmunt Bauman, Küreselleşme:  Toplumsal Sonuçları, Ayrıntı Yayınları, İstanbul : 1999, s.7.

[4] Atilla Yayla, Siyasi Düşünce Sözlüğü, Adres Yayınları, Ankara: 2011, s.79

Ayrıca bakınız...

Liberallerin “Bu Ülke”yle İmtihanı

Liberallerin “Bu Ülke”yle İmtihanı

Bu yıl Liberal Düşünce Kongresi’nin yirmi ikincisini düzenledik. Her yıl Kasım ayında, Kapadokya’da düzenlediğimiz kongreye, ...