.: Atilla Yayla

Koronavirüs salgını sosyalist ideolojiyi nasıl çökertiyor?

Sosyalist kafanın dünyaya bakışı ilginç. Türkiye’nin sosyalistleri daha da ilginç. Avrupa’da bir-iki ülkede sosyal demokrat veya sosyalist partiler seçim kazanacak olsa hemen dünyanın sosyalizme kaymakta ve sosyalizmin zamanının gelmekte olduğu yolunda taşkın sevinç yansıtan yorumlar yaparlar. Bugünlerde de korona virüsü salgınının kapitalizmin yanlış ve zararlı olduğunu gösterdiğini, kapitalizmin bu tür problemlerle baş edemeyeceğini, bundan dolayı çökmekte olduğunu iddia ediyorlar. Bazen daha kestirme bir kelime olarak liberalizmin veya her ne demekse “neo-liberalizmin” çökmekte olduğunu söylüyorlar. Tabiatıyla, onlara göre, bu durum, aynı zamanda, sosyalizmin hem haklı olduğunu hem de zamanının geldiğini kanıtlıyor. Her şeyin değişeceğini söyleyenlerin sosyalist renklileri koronavirüs salgını sonrasındaki yeni dünyanın sosyalist bir dünya olacağını iddia ve umut ediyor.

Öyle mi? Koronavirüs salgını gerçekten kapitalizmi yanlışlıyor ve çökertiyor mu? Sosyalizmi doğruluyor ve bizi sosyalist bir hayat tarzına ve rejime gitmeye teşvik ediyor mu, hatta mecbur bırakıyor mu?

İnsanlığın hayat tarzı bir veya bin yıl içinde ve bir büyük savaş veya bir büyük salgın hastalıkla belirlenmiyor. Çok uzun zaman içinde ve bir taraftan insan tabiatının ölümlü insan için değişmiyor denebilecek kadar yavaş değişen özellikleri diğer taraftan içinde yaşanan eko-sistemin sabiteleri tarafından şekillendiriliyor. Koronavirüs salgını ile elbette bazı şeyler değişecek ama her şeyin değişeceği, hayatımızın neredeyse tamamen yenileneceği, sağlam temellere sahip olmayan bir düşünce, daha doğrusu bir inanç, belki de bir temenni.

Serbest piyasa ekonomisiyle aynı anlamda kapitalizm Marksistlerin iddia ettiği gibi tarihsel bir kategori değil, Norman Barry’nin söylediği gibi ilk insanlardan beridir var olan ve son insanlara kadar da var olacak bir durum. Yani kapitalizm asla ölmez, onun ölmesi insan cinsinin yok olmasıyla veya tamamen varlık tarzı değişimine uğramasıyla mümkün. Bu yüzden, kapitalizmin çöktüğü hikâyelerinin hiç inandırıcılığı yok.

Buna karşılık, bu hadise sosyalizmin niçin yanlış olduğunu ve neden insanlık tarafından kabul edilmeyeceğini anlamamıza yarayacak çok işaret sunuyor. Gerek teorisi gerekse pratiği sosyalizmin özgürlüklerde keyfî kısıtlama, toplumun bireysel irade ve tercihleri yok sayacak ve gerekirse bastıracak şekilde bir merkezî otoritenin öncülüğünde yukarıdan aşağı hiyerarşik bir şekilde yapılandırılması, yani bir örgüte (siz buna fabrika deyin) çevrilmesi anlamına geliyor. Sosyalist sistem bireysel tercihleri ve iradeyi yok sayıyor. Bilinen bütün özgürlükleri kısıtlıyor. Dünyanın birçok yerinde korona virüs sebebiyle alınan sokağa çıkma, seyahat etme, toplu ibadet, sosyal aktivite gerçekleştirme, toplanma gibi yasaklar sosyalist sistemde koronavirüs salgını gibi felaketler olmadan uygulandı, uygulanıyor. Salgın durumlarında insanların bu tür kısıtlamalara rıza göstermesi anlaşılır bir durum; ama olağan zamanlarda yaşamış, özellikle zamanımızdakiler gibi özgürlükleri tecrübe etmiş olan ve onların kıymetini bilen insanların ideolojik konumundan ve yeni bir birey ve toplum yaratma tasavvurundan dolayı kaçınılmaz olarak özgürlük kısıtlamaları getirecek ve her alanda insanlara dayatmalar yapacak bir sisteme rıza göstermesi çok zor.

Diğer taraftan, kapitalizm salgınla mücadele etmekte başarısız oluyorsa sosyalizmin niye ve nasıl başarılı olacağının da izah edilmesi lâzım. Sosyalizm zenginlik değil fakirlik, eşitlik değil eşitsizlik üretiyor. Her hastalıkla olduğu gibi koronavirüs salgınıyla mücadelede de zenginlik faydalı olacaktır. Hastane binaları, hastane teçhizatları, vasıflı personel, etkili ulaşım ve iletişim araçları kapitalizmle mümkün. Onu bırakın, kapitalist ülkelerde ortaya çıkan ve gelişen yüksek teknoloji olmasaydı evde kalmak zorunda olduğumuz bugünlerde yaptığımız birçok şeyi yapamazdık, evden çalışma, uzaktan eğitim, sanal toplantı, sanal alışveriş, online finansal hizmetler gibi…

Acaba sosyalist bir sistem meselâ kapitalist bir sistemin yaptığı neleri yapmayarak ve yapmadığı neleri yaparak virüs salgınını önleyecektir? Sosyalistler kapitalizm eleştirisinde dolu dizginler ama sosyalizmin bize nasıl bir hayat sunacağını açıklamakta çok cimriler.  Bu hususta da her zaman olduğu gibi sessizler. Aslında buna mecburlar, çünkü söyleyebilecekleri bir şey yok. Oysa sosyalizm makro ölçekte değil mikro ölçekte de zararlı oluyor, meselâ ülkemizdeki maske satış yasağı bir sosyalist uygulama ve bu uygulama pandemi ile mücadelede faydadan çok zarar veriyor, maske üretimini teşvik etmiyor, caydırıyor, maskeye ulaşmayı kolaylaştırmıyor, zorlaştırıyor. Sosyalistlerin normalde bu piyasada satış yasağına sahip çıkması gerekirdi ama sebebini unutarak maska problemi üzerinden bile sosyalizme prim yaptırmaya çalışıyorlar.

Ezcümle, koronavirüs salgını aslında kapitalizmi çökertmiyor,  geçici ve kısmî sosyalist uygulamalarla sosyalizmin ne berbat bir şey olduğunu kanıtlıyor. Sosyalistlerin sevinç naraları boşuna, koronavirüsten sosyalizme ve sosyalistlere ekmek çıkmaz. Tam tersine, sosyalizm bundan zarar görür. Çünkü tarihi gibi bugünlerde birçok ülkede görülen olağanüstü ve geçici ama sosyalizmin normali ve sabitesi olan uygulamalar da sosyalizmin ne berbat bir şey olduğunu gösteriyor.