Dershaneler 'sözleşmeli okul'a dönüştürülebilir
Ufuk Coşkun

Yayın Tarihi : 13/09/2012

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dershaneleri kapatma önerisi birçok yönden tartışılmaya başlandı. Meseleye veri analiz ve araştırma kuruluşu İKSara'nın Mayıs 2012 yılı itibariyle üniversiteye hazırlanan 11 ve 12. sınıftan 1.209 öğrenci arasında yaptığı anket sonuçlarıyla başlamakta yarar görüyorum. Anket sonuçlarına göre öğrencilerin yüzde 40'nın dershanelerin özel liseye dönüştürülmesi fikrini olumlu baktıkları görülüyor. Yüzde 68'i üniversite giriş sınavının kaldırılmasını istiyor ancak merkezi sistemin yerine geçecek sisteme de güven duymuyor. Adayların yüzde 44'ü gelişmiş ülkelerde dershane olmadığını düşünüyor. Dershaneye devam eden öğrencilere okul ya da dershane eşit koşullarda bir seçenek olarak sunulduğunda adayların büyük çoğunluğu dershaneyi okula tercih ediyor. Her 3 adaydan 2'si sınavda başarılı olmak için dershanelerin gerekli olduğuna inanıyor. Dershaneye gitmeyen adayların yarıdan fazlası başarılı olabilmek için dershanenin gerekli olduğunu düşünüyor. Bu oran dershaneye gidenlerde yüzde 78. Özellikle dar gelirli ailelerden gelen adayların yüzde 60'ı dershaneleri gerekli buluyor. Dar gelirli adaylar da dâhil tüm gelir gruplarında adayların ezici bir çoğunluğu dershaneyi okuldan daha kaliteli buluyor.

FARKLI ÇÖZÜMLER MÜMKÜN MÜ?

Türkiye'de dershanelerin sıklıkla tartışma konusu yapıldığı bir gerçektir. Kimi dershaneleri ticari birer kurum olarak değerlendirirken kimileri de dershaneleri devlet okulların gerek finansman yetersizliğinden kaynaklı donanım, derslik ve öğretmen sıkıntısı yüzünden ve gerekse müfredat sorunlarının oluşturduğu kalite-sizliğin bir telafisi olarak değerlendirmektedir. Türkiye'de eğitime ayrılan bütçe her yıl katlanarak artmasına rağmen okulların bir-den fazla sorunu her geçen gün artmakta ve buda kalitesiz sınıf ortamları yaratmaktadır. Devlet okullarında okuyan özellikle dar gelirli ailelerin çocukları eğitimin ileriki safhalarında yarıştan kopmaktadırlar. Bu aileler çocuklarının geleceği için dershane-lerden eğitim satın almak durumunda kalmaktadırlar. İKSara'nın araştırmasında da olduğu gibi dar gelirli ailelerden gelen adayların yüzde 60'ı dershaneleri bu yüzden gerekli bulmaktadır.

Bakıldığında mevcut sistemde dershanelerin tümden kaldırılması çok zor bir iştir. Çünkü sınavlar olduğu sürece özellikle iyi okullara yerleşebilmek adına başarılı öğrenciler arasında dahi bu rekabet önlemez bir biçimde devam edecektir. Çünkü bir tek soru bile sıralamada binlerce öğrencinin öne geçmesi anlamına gelmektedir. Bu yüzden dershaneleri kapatmak yerine özellikle dar gelirli ailelerin de lehine olacak şekilde devlet okullarının yükünü hafifletecek dolayısıyla kalitesini arttıracak bir takım alternatif okul arayışlarına gidilmelidir. Ya da Almanya'da olduğu gibi Abitur adı verilen merkezi sınava alternatif farklı sınav sistemleri üzerinde çalışmamız gerekmektedir.

CHARTER SCHOOL NEDİR?

TÖDER (Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği) Genel Başkanı Enver Yücel'in ve-rilerine göre MEB'in valiliklere gönderdiği yazıların ardından gerekli ön tespitler yapıldı. Sadece İstanbul'da 700 dershanenin ancak 54'ünün okul olarak kullanılabileceği belirlendi. Enver Yücel yeni modelde derslik sıkıntısı göz önünde bulundurulduğunda devletin hizmet satın alması gerektiğini ifade ediyor. Ve Amerika'da uygulanan Charter School sistemini örnek gösteriyor. Charter School bilindiği gibi sözleşmeli okul demek yani özel işletmeyle idare edilen devlet okul sistemi. "Sözleşmeli okul (charter school)" hareketi 1992'de Amerika'da başlamış "Sözleşme (charter)" kavramını ise 1970'lerde İngiltere'de eğitimci Ray Budde ortaya atmıştır. Ancak Albert Shanker 1974-1997'ye kadar, Amerikan Öğretmenler Federasyonu Başkanı iken kiralık okullar fikrini geliştirmiştir. Konuyla ilgili Nihan Salar'ın araştırmasına göre sözleşmeli okul hareketi, 1992'de Minnesota'da bir okulda başlayıp, 2003'de Columbia ve Puerto Rico bölgesinde 36 eyalette 300 kadar okula yayılmıştır. 1991 yılında, Minnesota ilk Charter okulu açtı. 1992 yılında bunu Kaliforniya izledi. Ocak 2007 itibariyle, 1 milyondan fazla öğrenci ile 3.600'den fazla Charter okulların faaliyet gösterdiği ve bu sayının giderek arttığı görülmektedir.

Charter School sistemi rekabetçi ve birbiriyle yarışan okul ortamları yaratarak kamu okul sistemini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Sözleşmeli okul olan bölgelerde, aileler çocuklarını bölge kamu okullarına ya da sözleşmeli bir okula gönderme seçeneğine sahipler. Rekabet ortamında nitelikli eğitim sağlayamayan ve istenilen standartları yakalayamayan okulların devlet tarafından sözleşmesi feshedilebiliyor. ABD, her öğrenci için ilkokul 6.043 ortaokul için 7.764 dolar civarında belli bir miktar maliyet ayırıyor. Charter sisteminde bu paranın yüzde seksenini Charter School açmak isteyen şirketlere aktarıyor. Bu okulları açmak isteyenlerde mesleki tecrübe, profesyonel yönetim, güvenilirlik gibi vasıflar aranıyor. Para aylık olarak öğrenci sayısınca aktarılıyor ve devlet sürekli okulları denetliyor. 3-3,5 yıllık süreyle sözleşmeler yinelenebiliyor.

TÜRKİYE İÇİN UYGUN BİR MODEL

Ailelerin sözleşmeli okulları seçme nedenlerin başında kaliteli eğitim gelmektedir. Buna neden olan da mevcudu az sınıflar, yenilikçi eğitim yaklaşımları ve eğitim modellerinin ailelerle ortaklaşa hazırlanması vs. Hitit Üniversitesi'nden Doç Dr. Hasan Yücel Başdemir'e göre de Charter School sistemi eğitimin yapısal sorunları da dikkate alındığında en uygun çıkış yolu. Başdemir "özel dershanelerin yıllık bütçesinin 17 milyar olduğu düşünülürse devlet sözleşmeli okullara öğrenci başına yüzde 70 oranlarında destek verebilir" diyor. Uygun olan dershanelerin sözleşmeli okullar olarak eğitimin bir parçası haline getirmek mümkün. Charter okulların kendi müfredatlarını, yol ve yöntemlerini kendilerinin belirlemesine müsaade edilip eğitimde ciddi bir rekabet ortamı oluşturulmalıdır. Öğretmenlerin maaşları da performanslarına göre belirlenmelidir. Dolayısıyla bu ortamda öğretmenlerde kendi aralarında rekabet edebilmelidirler.

Türkiye eğitim alanında her yıl artan girdisiyle ihtiyaçlarını gidermekte zorlanmaktadır. Bu devlet okullarında şişkinliğe dolayısıyla kalite düşüşlerini de beraberinde getirmektedir. Eğitimde artık alternatif çözüm arayışlarına gidilmelidir. Ve sağlık alanında olduğu gibi eğitim sektörü de rahatlatılmalıdır. Devlet daha çok versin demek ne yazık ki sorunları çözmüyor. Eğitim günümüzün en önemli meselelerinden biri haline geldi. Demokratik dünya, eğitim alanında alternatif çözüm yolları aramakla meşgul. Devlet, eğitim hizmetlerini büyük ölçüde özel sektöre bırakırken, dar gelirli ailelerin eğitim satın alabilmesi için de ayrıca özel finans kaynakları bulmakla meşgul. Eğitimde özel sektör teşvik edildiğinde bunun en çok dar gelirli ailelerin lehine olacağı unutulmamalıdır. En önemlisi de farklı okul anlayışlarının, alternatif eğitim modellerin oluşturulduğu serbest eğitim piyasasında eğitim kalitesi gittikçe artacak bu da en çok Türkiye'nin 2023 vizyonunu gerçekleştirmesine katkı sunacaktır. Bu bakımdan eğitimin yapısal sorunlarına öncelik verilmelidir. Ve günümüz dünyasının gelişmelerine ters düşen eski yasa ve yönetmeliklerin de artık kaldırılması gereklidir. Eğitim yeni Türkiye'nin önünü açacak şekilde yani özgürlükçü ve serbest piyasa şartlarına uygun bir biçimde yeniden dizayn edilmelidir.

Yeni Şafak, 13.09.2012