.: Murat Yılmaz

Kılıçdaroğlu kimden rol çalıyor?

PKK’nın şehirlerde başlattığı ayaklanma ağır bir mağlubiyetle sonuçlandı. PKK bu sefer sadece askeri olarak değil, siyasi olarak da ağır bir yenilgi aldı. Bu haliyle şehir çatışmalarındaki yenilgi, daha önceki askeri yenilgilerden daha ağır bir yenilgiyi ifade ediyor. PKK’nın bu yenilgisi iyi izah edilir ve sebepleri iyi anlaşılabilirse, bundan sonraki aşamalarda PKK’nın marjinalize edilmesi mümkün olabilir. Bunun olabilmesi için önce PKK’nın neden ağır bir yenilgiye uğradığına, hangi hataları niçin yaptığına bakmak gerekiyor. PKK bu mağlubiyet karşısında kitlesel ölümleri hedef alan bombalı araçlarla teröre yöneldi. Diyarbakır Dürümlü, İstanbul Vezneciler ve en son Mardin Midyat saldırıları yeni bir aşamayı temsil ediyor. Bu saldırılar karşısında bölgeden, metropollerden ve yurt dışından tepkiler yükselirken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’nin meseleyi kendileri üzerinde başka bir tartışmaya dönüştürmek istemeleri kayda değerdir.

HDP’nin yenilgisi

PKK merkez komitesi yaptığı durum muhakemesi sonucu, çözüm sürecini sona erdirerek devrimci halk savaşı veya tehdidiyle Suriye’deki silahlı hakimiyetin bir benzerini Türkiye’de kurmak veya en azından Suriye’deki kazanımlarını garanti altına alabileceği değerlendirmesini yaptı. HDP de Türkiyeli, demokratik ve siyasi mücadeleyi bir ambalaj gibi bir yana bırakarak KCK/ PKK’nın cephe örgütü olarak Türkiye içinde terörle mücadeledeki siyasi kararlılığı bozacak siyasi ittifaklar kurmak, Türkiye dışında ise hükümet üzerinde baskı kuracak ve PYD’yi meşrulaştıracak diplomasi çalışmalarına yöneldi. Bu haliyle de HDP’nin kuruluş sebepleri ortadan kalktı, çözüm sürecinin aktörü olabilecek parti çatışma döneminde anlamını kaybetti. HDP normal bir demokratik siyasi parti vasfını kaybetti. Bu bağlamda PKK’nın yenilgisi, HDP’nin de yenilgisi anlamına geldi. HDP’nin yenilmesi ve daha da önemlisi siyasi vasfını yitirmesi, daha önce oy veren seçmenlerin büyük kısmının PKK ve HDP’ye mesafe koyması bölgede ve Türkiye’de ciddi bir siyasi boşluk meydana getirdi.

Bundan sonraki safhada PKK’nın Türkiye içinde dağlık ve kırsal alanda üslenme ve yeniden militan devşirmesinin önüne geçmek, Kuzey Irak’ta güvenli üslenmesini engellemek, PKK’nın bombalama kapasitesini yok etmek ve Kuzey Suriye’de PYD’ye bir çözüm bulmak güvenlik perspektifinden dikkat edilmesi gereken önceliklerdir. Siyasi olarak ise HDP’nin şiddeti destekleyen tavır, eylem ve hatalarını sergilemek ve dokunulmazlık tartışmaları üzerinden HDP’nin propaganda yapmasını engellemek ve 90’lı yıllardaki hatalardan uzak durmak elzemdir. Siyaset ve iktidar, bölgede şiddetin yarattığı fiziki, sosyal, insani, ekonomik, eğitim ve kamu düzeni tahribatını ortadan kaldırmalıdır. Devletin güvenlik sektörü dışındaki boyutlarının gösterilmesi ve kapasite inşası hayati derecede önemlidir.

KCK/PKK ile sadece Türkiye’de değil, faaliyet gösterdiği bütün coğrafi alanlarda ve şiddet kullanan unsurları dışındaki yapılarla, yani cephe örgütleriyle de hukuki ve siyasi mücadele şarttır. Daha önce emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un ifade ettiği gibi PKK defalarca yenildiği halde, yeniden ortaya çıkıyorsa PKK’nın militan devşirdiği sosyal dokuyu ve militan devşirme sürecindeki cephe örgütlerini dikkate alan bir mücadele yapılmalıdır. KCK/ PKK şehir çatışmalarındaki ağır yenilgi, Kuzey Irak’taki ağır kayıplar ve yazın kırsal alanlarda artacak baskı karşısında bombalı araçlarla bölgede ve metropollerde ölçüsüz bir şiddete savrulmuş durumda. KCK/ PKK merkez komitesi hatalarıyla yüzleşmemek ve tabandaki tartışmaları engellemek için artan bir şiddet sarmalıyla örgütü meşgul etme, tabanı diri tutma ve güvenlik kuvvetlerine hata yaptırmayı hedefliyor. Ancak bu eylemler KCK/ PKK ve HDP’yi Türkiye ve dünya kamuoyunda daha çok mahkum ediyor. KCK/ PKK ve HDP  maliyeti giderek artan bir şiddet kapanına girmiş durumda…

Türkiye, terörle mücadele paradigmasını değiştirdi. Önce meseleyi salt bir güvenlik sorunu olarak görmediğini ifade eden yeni bir tanım yaptı. İkinci olarak geçmişte terörle mücadelede yapılan hatalarla yüzleşildi ve dersler çıkarıldı. Üçüncü olarak terörle mücadele askere havale edilmeden siyasi otoritenin talimatıyla yürütüldü. Dördüncü olarak güvenlik kuvvetleri profesyonelleşti ve ileri teknoloji kullanarak kapasitesini artırdı. Son olarak demokratik açılımlarla hak ve özgürlükler alanı genişletildi. KCK/ PKK hatalarını tekrar ederken, devlet hatalarından sıyrıldı. PKK’nın son yenilgisinin arkasında Türkiye’deki bu paradigma değişimi var.

Türkiye’nin terörle mücadelede şimdi bir adım daha atarak meselenin sosyal boyutuna yönelmesi gerekiyor. PKK yenilmişken halkı tekrar kazanmak ve terörün tahrip ettiği sosyal yapıyı rehabilite etmek icap ediyor. Sosyal yapının rehabilite edilebilmesi için devletin güvenlik sektörü dışındaki sektörlerini harekete geçirmek ve şiddete karşı olan sivil toplumun seferberliğine ihtiyaç var. Devlet PKK’nın tahrip ettiği şehirleri yeniden inşa ederken ve ekonomiyi ayağa kaldırırken eğitimden sosyal güvenliğe, gençlikten kadınlara, işsizlerden mesleksizlere, terörden mağdur olanlardan hayatını kaybeden militanların ailelerine kadar birçok alanda sosyal yapıya ilişkin projelere destek vermesi gerekiyor.

Terörle mücadelede değişen paradigmanın takviye edilmesi gereken bir başka ayağı da dış politikadır. PKK, DAEŞ ve diğer terör örgütleri Irak ve Suriye’nin durumu dolayısıyla artık aynı zamanda bir dış politika problemine dönüşmüş durumda. Türkiye müttefikleriyle ve bölgesel aktörlerle onların anlayacağı dillerden ilişki kurmak durumunda… Türkiye’nin bu meselede geleneksel diplomasi yolları dışında, Türkiye diasporasından ve Ortadoğu’daki sosyal gücünden faydalanacak bir perspektife ihtiyacı var.

Türkiye terörle mücadelede çok önemli başarılar yakalamış ve terörün yenilgisini siyasi ve sosyal yenilgiyle tamamlamaya çalışırken, ana muhalefet partisi CHP’nin terörle mücadeleye yönelik tavrını bu eğilimle bağdaştırmak mümkün değil… CHP, Erdoğan ve AK Parti karşıtlığı üzerinden bir ittifaka dönüşmüş durumda. Terörle mücadele CHP’deki ittifakı dağıtmış durumda. Terörle mücadele, Dursun Çiçek’le Sezgin Tanrıkulu’nu, Bülent Kuşoğlu ile Fikri Sağlar’ın arasındaki farklılığı birbiriyle telif edemez hale getirmiş durumda… PKK’nın her eylemi ve HDP’nin her hamlesi, CHP içindeki bir kesimde destek bir kesimde reaksiyon meydana getiriyor.

Cinnet siyaseti

CHP aslında derin bir kriz halinde… CHP, parti içi problemi aşabilmek için yeniden Erdoğan ve AK Parti karşıtı bir kampanya yürütmeyi hedefliyor. Bu kriz ve strateji, CHP kurultayında ortaya çıkmıştı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanına ve AK Partililere açıkça küfretmesi, bu stratejinin sonucundadır. Şehit polisin cenazesinde yaşanan ve tasvip edilemeyecek protesto olayından hemen sonra, CHP’nin AK Parti karşıtı bir gösteri yapması ve CHP İstanbul İl Başkanı’nın kendi güvenliğimizi kendimiz sağlarız yollu çıkışları bu stratejinin yeni bir şemasını teşkil ediyor. CHP krizden çıkabilmek için sokak hareketleri ve çatışma arayışında. CHP terörle mücadele yerine, AK Parti ile mücadeleyi öncelikli görüyor ve burada herhangi bir ölçüsü yok. CHP, AK Parti karşısında herkesle ittifak ederek her türlü yolu yöntemi denemeye hazır bir yerde duruyor. Kılıçdaroğlu’nun “Başkanlıktan kan çıkarma” gayreti, açıkça küfür etmesi yanlışlık ve kızgınlık eseri değil. CHP’nin yürüttüğü “cinnet siyaseti”nin sonucudur. Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmeninin “devir özsavunma devri” sözüyle gayrimeşru bir çatışmaya çağrısı, bu cinnet siyasetinin CHP’ye has olmadığını gösteriyor. PKK şiddeti ve sokak hareketleriyle Türkiye’nin “gelecek darbesi” hazırlanmaya çalışılıyor. Ancak tıpkı PKK gibi ağır bir yenilgiye uğramaları kaçınılmaz. Tıpkı terörle mücadele paradigmasının değişmesi gibi sokak hareketleri ve darbe süreciyle mücadelenin de yeni paradigmasının ortaya konulması gerekiyor. CHP, tıpkı HDP gibi parti vasfını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya maalesef…

Star Açık Görüş, 11.06.2016

Ayrıca bakınız...

Kartepe Zirvesi ve FETÖ’yü çözmek

Kartepe Zirvesi ve FETÖ’yü çözmek

Türkiye 15 Temmuz 2016’da sarsıntıları hâlâ devam eden müthiş bir olay yaşadı. Yargı tarafından FETÖ ...