.: Mahmut Özdemirkol

Kaygı Boğaziçi’nin Kültürüyse Melih Rektör Biçilmiş Kaftandır!

Boğaziçi Üniversitesi’ne yapılan rektör ataması protesto ediliyor.

Protestoların iki motivasyon noktası görünüyor. Birincisi Boğaziçili öğretim elemanlarının ve öğrencilerinin üstünde durduğu kurum kültürüdür.  İkincisiyse daha geniş bir kesimin iktidara karşı “buradan bir ekmek çıkar” anlayışıdır.

İkinci gruptakilerin meşruluğuna gölge düşüren şey marjinal grupların protesto anlayışlarının şiddete başvurma noktasının ötesine geçememesidir. Bunlar Ruhi Su’nun bir bestesinin sözlerini değiştirerek ellerinde sapanlar diye halay çekip, “katil polis” diye slogan atanlardır. Eylemlere bu grup katılmaya devam ederse beste “ellerinde molotoflar, silahlar” diye değişir.

Bütün eylemcileri bu marjinal grup üzerinden değerlendirmek doğru olmasa gerek. Ancak bu marjinal grubun Gezi Protestoları sürecinde görüldüğü gibi filin züccaciye dükkanına girmesi gibi bir sonuca sebep olma potansiyeli yüksektir. Bunlar protestoların bütün meşruluğunu yok edebilirler. Bundan dolayı Boğaziçili öğretim elemanları ve öğrencileri bu marjinal gruplarla kendileri arasında net bir tavır koymalıdır. Kendi meşru yöntemlerini bunlara kurban etmemelidir.

Protestonun usulü esasından daha önemli midir?

Evet, önemli olduğunu düşünenlere katılıyorum. Bunun birçok sebebi sayılabilmekle beraber en önemlisi protestoda usulün meşruluğu esasın anlaşılması, kabul edilebilmesi, görünebilmesi veya gündemi belirlemesi açısından önemlidir. Yani esastaki muhtevanın başarısı belki de kaderi usule bağlı. Boğaziçi öğrencileri ve öğretim elemanları gördüğüm kadarıyla bu gruplardan rahatsızdır; ancak daha güçlü bir tavır koymaları gerekiyor.

Üstünde durulması gereken esas meseleyse ifade edilen Boğaziçi kültürü ve değerleridir. Medyaya yansıdığı kadarıyla bununla ifade edilen husus, özetle, Boğaziçi Üniversitesi’nin Türkiye’nin en başarılı üniversitelerinden birisi olduğu, üniversitenin en zor zamanlarda bile koruduğu çoğulcu ve özgürlükçü bir anlayışa sahip olduğu ve rektörün bu başarı ve değerlerin sürdürülebilirliğine katkı sunması gerektiğidir.

Kurumun kültür ve değerleri üzerinden atanan Melih Bulu Hoca’ya bakmak gerekiyor. Bu, eylemlerin ve rektöre karşı tutumun samimiyeti ve anlaşılması açısından gereklidir.

Öncelikle Bulu Bey’in akademik olarak başarılı bir CVsi bulunmaktadır. Sosyal bilimler alanında uluslararası tanınırlığı olan dergilerde çalışmaları bulunmaktadır. Kendi ifadesiyle kendi alanında Türkiye ve dünyada önemli akademik çalışmaları mevcut. İdareci olarak da akademik uzmanlık alanının yönetim ve organizasyon olması ve bireysel yönetim tecrübeleri onu başarılı bir idareci yapmaktadır. Biri kurucu rektörlük olmak üzere iki üniversitede rektörlük yapmış, bir üniversitenin İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesinin kurucu dekanlığını üstlenmiştir. Çeşitli özel şirketlerde yöneticilik ve danışmanlık yanında sivil toplum kuruluşlarında deneyimi de bulunmaktadır. Türkiye’nin başarılı bir üniversitesinde lisansını tamamlamış. Boğaziçi Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora eğitimi yanında aynı üniversitede öğretim elemanı olarak çalışmıştır. Bulu’nun katıldığı programlara ve onu tanıyanların ifade ettiği hususlara bakıldığında onun özgürlükçü ve çoğulcu değerlere önem verdiği anlaşılmaktadır. Cüneyt Özdemir ile yaptığı programda Bulu öğrencilerin kendisini eleştiri hakları olduğunu, bunu anlayışla karşıladığını ifade ettikten sonra eleştirmenin Boğaziçi geleneğinin ve öğrenciliğin bir parçası olduğunu, üniversite içerisine polis girmesi talimatı vermeyeceğini, üniversitenin daha da başarılı olması için projelerinin olduğunu ifade etmiştir.

Bütün değerlendirmeler bir arada düşünüldüğünde Boğaziçi’nin yukarıda ifade edilen kültür ve değeri olarak ifade edilen özgürlükçülük, çoğulculuk, akademik başarı hususunda samimiyseler Melih Bulu Hoca’ya karşı tutumlarını değiştirmeleri gerekiyor. Çünkü protestonun temelindeki kaygı Boğaziçi’nin bu değerlerinin sürdürülebilirliğiyse buna uyan ve bunu geliştirecek bir rektörleri vardır. Bu değerler temelinde bir rektör ilanına çıksaydılar buna uyan adaylardan birisi Bulu Hoca olsa gerek. Kaygıları gerçekten Boğaziçi’nin ifade edilen değer ve kültürüyse o zaman Bulu Hocayı hoşgörüyle karşılamaları gerekiyor.