.: Mustafa Ali Aykol

Karşılaştırmalı Bir Analiz: Mısır ve Türkiye

15 Temmuz gecesi Türkiye’de yaşananların çok benzerleri Mısır’da 3 sene önce, yine bir Temmuz ayında, 3 Temmuz’da yaşanmıştı. O süreci televizyonlardan, gazetelerden takip ederken Mısır halkına, demokrasiye, iradesine sahip çıkan Mısır halkına içten içe hayranlık duyuyordum. Mısır’da sokaklara, meydanlara dökülen halkın darbe karşıtı direnişinin sembolü olan Rabia işaretini bisikletimin önüne yapıştırırken sadece 3 yıl sonra o bisiklet ile darbe karşıtı protestoların gerçekleştiği meydanlara gideceğimi elbette tahmin etmiyordum.

2013 yılında Mısır’daki darbeye sessiz kalan devletlerin, basın-yayın organlarının ve hatta darbeyi destekleyen aydın kesimin sadece 3 yıl sonra Türkiye’de gerçekleşecek olan darbe girişimi karşısında da sessiz kalacağını tahmin edemezdim.

Mısır, aslında bir turnusol işlevi görmüştü. Bunu şimdi daha iyi anlıyoruz. Mısır’daki darbeye darbe diyemeyenler Türkiye’deki darbeye de darbe diyemedi. Karşısında cesurca duramadı. Hatta içten içe destekledi, darbeye karşı hayatları pahasına duran vatandaşları aşağıladı.

Mısır’da yaşananlar hafızalarda daha taze sayılır. Ben, Türkiye’deki darbe girişiminin haberi yayılır yayılmaz -Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısından çok daha önce- insanların refleks olarak meydanlara koşmasının altında Mısır’daki yaşananların etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. İnsanlar ne yapacaklarını bilmeseler de, ne yapmayacaklarını biliyorlardı. Ben de darbe olduğunu anladığım an meydana koşarken Mısır’ı düşünüyordum. Öyle tahmin ediyorum ki bir çok kişinin aklında da Mısır ve orada yaşananlar vardı.

Ayrıca vatandaşların günlerce meydanlara gidip sabahlara kadar nöbet tutmasının altındaki en önemli sebeplerden birinin yine Mısır’da yaşananlar olduğunu gözlemledim. Hatırlarsanız Mısır’da halk meydanlara çıkınca asker geri adım atmış, tehlikenin geçtiğini düşünüp meydanları boşaltan Mısır halkı yeni bir darbe girişimine engel olamamıştı. Üzerinden onlarca gün geçmesine rağmen insanlar bunu düşünerek meydanlara koşuyordu.

Ne oldu da Mısır’da başarıya ulaşan darbe girişimi, Türkiye’de başarısızlıkla sonuçlandı? Bunun hem kendi içinde hem de taraflar arasında olmak üzere birçok yanıtı bulunabilir. Ben en temel birkaç farklılığa değinmek istiyorum:

  • Mısır’ın demokrasi tecrübesi Türkiye’ye göre çok daha az. Türkiye’de ise çok partili hayata geçilen 1950 yılından itibaren alınırsa yarım asırdan çok bir zamandır demokrasi tecrübe ediliyor. Daha da eskiye gidilirse Osmanlı’nın da son yüzyılında demokrasi tecrübelerinin varlığına şahitlik edebiliriz. Mısır’da ise 2011 yılında Hüsnü Mübarek’in istifasının ardından 1,5 yıl ülkeyi asker yönetti. 2012 yılında Mısır’da ilk defa seçimle başa gelen Muhammed Mursi ise sadece 1 yıl sonra yine askerler tarafından indirildi.
  • Türkiye halkı, daha önceden darbeler de görmüş olmanın getirdiği bir sağduyu ve soğukkanlılıkla darbeye karşı hep bir ağızdan karşı çıktı. Hükümet partisi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en azılı rakipleri bile bu süreçte parti ve çıkar ilişkilerini bir tarafa bıraktı ve ülkesine sahip çıktı. Çünkü daha önceden yaşanan darbelerin anıları henüz hafızalarda çok tazeydi.Demokratik bir sistemdeki en kötü yönetimin bile askeri cuntanın yönetiminden iyi olacağının herkes bilincindeydi. Ayrıca Türkiye halkı bu girişimin sadece demokrasiye indirilen bir darbe değil aynı zamanda ülkenin “işgal” hareketinin de bir parçası olduğunu sezdi.15 Temmuz sürecinden sonra gittiğim Antalya’da yolculuk esnasında koyu CHP’li olduğunu söyleyen bir şoför ile muhabbet ettik. Kendisine 15 Temmuz süreci hakkındaki fikirlerini sordum. “Erdoğan’ı sevmeyiz pek ama onun sayesinde ülke işgalden kurtuldu. Bu parti meselesi değil, ülke meselesi. Bu örgüt ile mücadeleyi sonuna kadar destekliyorum.” demişti.  Bu süreçte çok küçük bir azınlık darbeye karşı sessiz kaldı, o azınlığın da halk nezdinde bir değeri kalmadı.

    Mısır’da ise darbe girişimin olduğu anlarda zaten ülkede Mursi aleyhine büyük protestolar düzenleniyordu. Daha önce askeri darbenin ne olduğunu tecrübe etmemiş olan halkın muhalif kesimi, sırf Mursi’nin gitmesi için darbeye ve darbecilere destek verdi. Muhalefet partileri, basın-yayın organları ve muhalif Mısırlılar darbeye destek verdi. Mısır’da aynı anda bir meydanda darbe karşıtı protestolar olurken, bir başka meydanda darbe ve Mursi’nin iktidardan düşüşü havai fişekler eşliğinde kutlanıyordu.

  • Türkiye’de emniyet ve ordunun büyük kısmı darbe girişimine destek vermedi, darbecilere karşı savaştı. Bu durum darbe girişiminin seyrinin değişmesinde etkili oldu. Mısır’da ise hem emniyet hem de ordu darbeye tam destek verdi.
  • Mursi, Mısır’da sadece bir yıl yönetimde kalabilmiş, devlette yeterli kurumsallaşmayı sağlayacak zamanı bulamamıştı. Türkiye’de ise 14 yıllık bir AK Parti iktidarı, meydanlara çıkmanın ne demek olduğunu bilen milliyetçi, muhafazakâr insanlar vardı.
  • Mısır’da devlet televizyonları ve ajansları dahil olmak üzere bütün medya darbeye destek verirken, Türkiye’de medya, darbeye karşı net tutumu ile darbe girişiminin başarısız olmasında etkili oldu.

Sonuç olarak, Mısır’daki darbe girişimi her ne kadar başarıya ulaşmış ve asker yönetime el koymuş olsa da oradaki demokrasi mücadelesi Türkiye için bir örnek oldu. Türkiye’de her kesimden insanlar darbeye karşı net bir tavırla karşı çıktı.

Ayrıca bakınız...

Liberallerin “Bu Ülke”yle İmtihanı

Liberallerin “Bu Ülke”yle İmtihanı

Bu yıl Liberal Düşünce Kongresi’nin yirmi ikincisini düzenledik. Her yıl Kasım ayında, Kapadokya’da düzenlediğimiz kongreye, ...