.: Şenol Kaluç

Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi!

İslam’ın kendisini tartışmaktan çok Müslümanların hal-i pür melâlini tartışmak gerek. Asırların ezikliği bir kere üstümüze sinmiş durumda ve bu eziklikten kurtulmak gibi bir çaba da açıkçası ufukta görünmüyor. Geçmişin şaşasına kapılıp giden romantiklerimiz var. Bu romantiklerin de tarih bilgisinin ne kadar sıhhatli olduğu ise çoğu kez şüpheli.

Geçmişi yorumlamak yerine adeta iman alanı gibi telakki ederek bizlere masal anlatma gayreti içinde olan çok güçlü bir kesim var ve maalesef toplumu da bunlar etkiliyor. Dün nelerin doğru nelerin yanlış yapıldığını anlamak yerine herkes bir lideri kutsamak ve onu evliya mesabesine çıkarma yarışında.

Bu hastalık maalesef tüm Doğu’ya sirayet etmiş durumda. Bizim güya en batıcı sol-Kemalist-Marksist çevreler bile aynı hastalıkla malul. Her cenahın para eden bir takım metaları ve bunları da hunharca kullanmaktan çekinmiyen bir entelijansiyası var. Çekinmiyorlar çünkü bu işlerde hem büyük rant var hem de alıcısı çok. Yaz bir tılsımlı tekmili birden dua, yaz Atatürk, Abdülhamit sonra gelsin paracıklar.

İlim ise yetimin yitik malı, sahipsiz.

İlim nasıl yitik olmasın ki hemen her şeyi günahla sevap arasında bir çizgiye koyan her şeyi dinleştiren (veya milliyetçileştiren) bir çevre var. Vasat (orta) ümmet olmak yerine uçlarda geziyoruz.

Fatih Sultan Mehmet hakkında İstanbul’u fethetmesi dışında hiçbir şey bilmeyen Müslüman alimimiz “Piyano çalandan Fatih çıkmaaaaz!..” diye millete ayar çekiyor.

Başkaları da Resulullah’ın en güzide eşinin büyük bir tüccar olduğunu; bir diğer eşinin ordu yöneterek savaşa girdiği, dersler verdiğini; bir başka kadının hem de cuma namazında Hz. Ömer’e ayar verdiğini hiç duymamışlar gibi kadınları sadece evin içine hapsetme yarışında.

Komedi, kadınları da sadece erkek alimlerimiz konuşuyor!

Geleneği ve hurafeleri din sanan büyük bir kitle ve bu kitleyi de her yönü ile besleyen büyük bir entelijansiya (?) var. Öyle ki NASA’ya bile ayar çekip “Mars’a kadar gitmeye gerek yok gelsinler bana orda ne olduğunu söyleyeyim…” diyebilecek kadar kudretli tayy-ı zaman ve mekan yapabilen üstadlarımız (!) var.

***

Şimdi geleneğin din haline gelişini ıskalayan bir İslamcılık zamanın ruhunu okuyabilir mi?

Gelenek din haline gelebiliyorsa neden çağın ruhu Müslümanları kuşatıp sarmalayamıyor? İnsan hakları ve demokratik hakların daha ilerisi İslam’da var demek yerine niçin bu hakların daha ilerisini İslam beldelerine hakim kıl(a)mıyoruz?

Her şeyin suçlusu sadece Batı ve “şer odakları” mı?

***

‘Fransızlara tuvaleti biz öğrettik!’ devirleri çoktan geçti. Hiçbir Fransız’ın ataları tuvaletten habersizmiş diye üzüldüğünü gördünüz mü? Herkes geldiği noktaya bakıyor. İngilizler için dillerinin Shakespeare’den önceye doğru düzgün gitmemesi çok mu dert!

Bugün dünya İngilizce konuşuyor…

Ama bize göre Shakespeare olur Şeyh Pir ve bunu diyen de baş tacı oluverir. Hem baksanıza “Türk Dünyası Masallarından Seçmeler” diye kitap basıp kapağına da Bremen Mızıkacılarını çizebiliyoruz!.. Ne kadar kültürlüyüz değil mi?

FETÖ’den kurtulduk da hastalıklarından kurtulabildik mi?

Challenger uzay mekiğinin vidasını gevşeten gavslarımız var ama ne hikmetse sabah akşam Filistin halkına zulmeden terörist İsrail devletine diş geçiremiyoruz. Ve bizim masum (!) halkımız da bunlara inanıyor.

Pardon özür dilerim; Allah’tan ruhsat yok ki bu şeyhlerimize yoksa hepsinin dumanını attıracaklar ama ah işte…

Vesselam işlerimiz bir tuhaf… Ortaçağ Avrupa’sındaki papazlar gibi yaşayan dini liderlerimiz var. Reform hareketleri niye başlamıştı. Birçok sebep var elbet ama alttan alta yatan en derin sebep kilisenin korkunç derecede zenginliği idi. Protestanlaşan Avrupa’nın ilk işi kilise mallarını yağmalamak olmuştu.

Kim bilir belki bir gün müritler de şeyhlerinin zenginliklerini yağmalar!..

Ama korkmasınlar hukuk var bugün, mahkemelere koşarlarsa müritleri de hapsi boylar mal gaspından. Kimse kimsenin malını elbette yağmalamasın, kimsenin malında da gözümüz yok.

Yok da, şu Müslümanların gözü biraz açılsa da bu bizleri karanlığa mahkum etmek isteyen zihniyete dur diyebilsek.

Duyar gibiyim, “Yok biz böyle iyiyiz” diyenleri. Kahrolsun Amerika!..

Allah hepimize selamet versin.

Sadakallahül aliyyul azim…

Karar, 17.10.2018