İyi Parti’nin seçim beyannamesi | Hür Fikirler

.: Melik Nazır Esirci

İyi Parti’nin seçim beyannamesi

Çıkışı, (ana partiden ayrılma manasında) tam olmamakla beraber Ak Parti’nin çıkışına benzeyen İyi Parti, Akparti’nin 2002’de elde ettiği başarıyı elde edebileceği umuduyla, kuruluşunun üzerinden 6 ay geçmeden alınan erken seçim kararıyla ilk defa meydanlara çıkıyor. Ülkenin yönetimini ele almak ümidiyle Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine kuvvetle asılıyor.

Partinin liderinin söyleminden bağımsız şekilde, yazılı senet mahiyetindeki “seçim beyannamesi”ni inceleyerek, neler yapmak istediklerini, ne tür projeleri olduğunu, Ak Parti’nin yaptıklarından neleri değiştireceklerini incelemeye çalışacağım.

Ak Parti ve CHP Cumhurbaşkanı adaylarının yaptığı gibi “manifesto” ortaya koymayan parti, açıkladığı (resimler hariç 100 sayfalık) beyannamede, CHP’den farklı olarak en başa, net bir şekilde “egemenliği yeniden millete/insana verecek olan parlamenter sisteme dönüş hedefimizi gerçekleştireceğiz” vaadini koymuş. Nitekim bu yazı yazılmadan 2 gün önce de Genel Başkan Akşener, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu ziyarete ederek, “seçimden sonra parlamenter sisteme geçiş için izlenecek yol haritasını” görüşmek üzere görüşmelerde bulunmuştur. Yani bu konuda net bir tavır göstermiştir.

Beyannameyi yazmak için ele aldıkları boş sayfayı mürekkeple doldurmak gibi, sanki Türkiye Cumhuriyeti’ni de bomboş bir beyaz kağıt olarak düşünüp, sıfırdan formatlamak gibi bir amaç içinde oldukları izlenimini edindim. Beyanname, siyasetle pek ilgisi olmayan, tamamen teknokrat bir ekibe “ne kadar çok proje oluşturursanız, halktan o kadar çok oy alırız” teşvikiyle yazdırılmış. Her şeyden önce ülkeyi, ekonomiyi, sosyolojiyi, siyaseti ve hukuku “yasalar, kurullar, planlar, sistemler, enstitüler, konseyler, platformlar, örgütler, modeller” kurarak, bir mühendislik projesi gerçekleştirir gibi yönetmeyi hedeflediklerini görüyoruz

Örneğin;

  • “Yeni bir “Medya, İletişim ve Halkla İlişkiler Yasası” hazırlayacağız,
  • “Kamu Yönetimi Reform Yasası” hazırlayacağız,
  • “Bütünleşik e-Devlet Modeli”ni hayata geçireceğiz
  • “Mali Hizmetler Sınıfı” ihdas edeceğiz.
  • “Mahalli İdareler Reform Kanunu” ile mahalli idareleri yeniden yapılandıracağız
  • “Sorumlu Katılımcılık Mekanizması”nı hayata geçireceğiz
  • “Bütünleşik Kıyı Yönetimi Planları” hazırlanarak….
  • “İyi Kent Modelini” hayata geçireceğiz
  • “Hepimiz Kentliyiz” projesi kapsamında……
  • “Akıllı Ulaşım Sistemleri geliştireceğiz
  • “Trafik Güvenliği Eylem Planı” gözden geçirerek….
  • “Ulusal Akreditasyon Sistemi”ni kuracağız
  • “Suçların Önlenmesine Dair Kanun” ile önleyici kolluğu güçlendireceğiz.
  • “Ulusal İşgücü Karar Destek Sistemi” kurarak
  • “İş-Kur’u, “Türkiye İnsan Kaynaklarını Geliştirme Kurumu”na dönüştüreceğiz.
  • “Ar-Ge ve Bilim Ordusu” Kuracağız.
  • “Yatırım Teşvik ve Koordinasyon Kurumu” kuracağız
  • “Yatırım Tanıtım ve Teşvik Birimleri” oluşturacağız
  • “Yatırım Tanıtım, Teşvik ve Koordinasyon Başkanlıkları” kuracağız.
  • “Sürdürülebilir Mükemmeliyet Merkezleri” (SMM) kuracağız
  • “Küme Temelli Yatırım ve Ticaret Bölgeleri” kuracağız.
  • “Trans Asya Yatırım, Ticaret ve İşbirliği Platformu” kuracağız
  • “e-Ticaret Platformu” kuracağız.
  • “Sanayi Üretim Karar Destek Sistemi” ve “Dış Ticaret Karar Destek Sistemi” kuracağız
  • “Bilgiyle Büyüyen İşletmeler Programı”nı hayata geçireceğiz
  • “SANAYİ ÜR-GE PROGRAMI” uygulayacağız
  • “Ulusal Girdi Tedarik, Planlama, İzleme ve Değerlendirme Kurumu” kuracağız
  • “İthal Girdi Karar Destek Sistemi”ne geçeceğiz
  • “Tarımda Dönüşüm ve Verimlilik Stratejisi Çerçeve Programı”nı uygulamaya koyacağız
  • “Atatürk Orman Çiftliği Tarımsal Araştırma ve Teknoloji Geliştirme Enstitüsü” kuracağız
  • “Tarımsal Üretim ve Ticaret Bölgeleri” kuracağız
  • “Türkiye Bütünleşik Su Projesi”ni hayata geçireceğiz
  • “Gıda Müfettişliği Sistemi’ni etkin hale getireceğiz
  • “Milli Turizm Strateji belgesi” hazırlayacağız
  • “Turizm Yüksek Kurulu” oluşturarak….
  • “DAP ve GAP Turizm Master Planları”nı uygulamaya koyacağız
  • “Doğu Akdeniz Turizm Master Planı”nı uygulamaya koyacağız
  • “Gençlik ve Bilim Turizmi Stratejisi” hazırlayacağız
  • “Enerji Verimliliği Optimizasyon Modeli”ni Uygulamaya geçireceğiz
  • “Türkiye Karbon Borsası” kuracağız
  • “Herkes İçin Hızlı, Ucuz ve Güvenli Ulaşım” projesini gerçekleştireceğiz
  • “Kıyı Yapıları Master Planı”nı hazırlayacağız
  • “Savunma Sanayi Stratejik Teknolojiler Destek Programı” uygulayacağız
  • “İleri Teknoloji Destekleme Programı”nı uygulayacağız
  • “İleri Teknoloji Vadileri” kuracağız
  • “İnternet ve Teknoloji Girişimciliği Destek Programı”nı hayata geçireceğiz
  • “Erken Çocukluk Bakımı ve Eğitimi Programı” (EÇBEP) hayata geçireceğiz
  • “Kreş Ekosistemi Modeli” geliştireceğiz
  • “Akademik Gençlik Programı”nı hayata geçireceğiz
  • “Bireysel ve Hane bazlı Gelir Test Sistemi” kuracağız
  • “Bebekler İyi Olacak Programı”nı uygulayacağız
  • “Enflasyondan Koruma Programı” uygulayacağız
  • “Çocuk Stratejisi ve Eylem Planı”nı uygulamaya geçireceğiz.
  • “Teknik Personel Eğitim, Staj ve Değişim Platformu” kuracağız
  • “Yetenek Geliştirme ve Kariyer Merkezleri” kuracağız
  • “Kadının Güçlendirilmesi Eylem Planını” hayata geçireceğiz
  • “Sosyal Yaşam, Rehberlik ve Meslek Evleri” kuracağız
  • “Engelsiz İş ve Meslek Edindirme Merkezleri” kuracağız
  • “Şehit Yakınları ve Gaziler Kanunu” düzenlemesi yürürlüğe konularak…” gibi projeler bende, topluma, birkaç kişinin projelendirdiği “mekanik bir hayatı” yaşatma amacı güdüldüğü izlenimi uyandırdı. Bu kadar plan/proje, uygulanabilirliği bir yana ürkütücü değil mi?

Ayrıca, bir başka parti söylese, “parti devleti mi kuruyorsun?” dedirtecek şu projeler de biraz garip görünüyor. Partinin isminin çok kullanışlı olmasından hareketle, hemen her projenin içine yerleştirilip, sanki o isim konulursa her şey otomatik “İYİ” olacakmış gibi bir hava verilmek istenmiş. (“İYİ” vurgulamaları, beyannamede cümledeki kullanılışlarının orijinal halidir. Yani metinde özellikle büyük harfle yazılmış)

  • “Yeni, ilkeli ve toplumsal uzlaşıya dayalı İYİ bir anayasa yapacağız.”
  • “İYİ Kamu Yönetimi Reformuyla…”
  • “…hizmet kalitesi “Sürekli olarak İYİ’leştirilerek…”
  • “Kentsel Dönüşümü, “Rant kaygısıyla değil, İYİ Kent hedefiyle…”
  • ”İYİ Kent” projesi kapsamında…”
  • “MİLLETİN PARASINI İYİ KULLANACAĞIZ.”
  • “…çevreye duyarlı, ”iyi insan” olarak yetiştirilmesi…”
  • “Sağlıkta İYİ’lik Reformunu…”
  • “İYİ Bayramlar İkramiyesi”
  • “Bebekler İyi Olacak Programı”
  • “KADINLAR ÜLKEMİZİN POLİTİKALARINI İYİ’LEŞTİREN…”
  • “KADINLAR TÜRKİYE’YE İYİ GELECEK”
  • “İYİ KART uygulaması ile” gibi.

Örneğin, İYİ KART uygulaması ile düzenli geliri olmayan ailelere aylık net asgari ücretin yarısı tutarında nakdi düzenli gelir sağlayacağız. Bu kart ile işsizlere ve ailelerine süre kısıtlamasına bağlı olmaksızın ulaşım ve gıda desteği vereceğiz.” projesini içermektedir. Yani bu parti yönetim hakkını/gücünü eline geçirirse, devletin hazinesinden kaynak aktarımı yapılacak bir sosyal yardım projesine partisinin ismini vermek amacındadır. Bu fikir gözden mi kaçmış yoksa kasıtlı mı yapılmış, sanırım bir açıklama yapılması gerekecektir.

Verilen vaatlere geçmeden önce ise en başta şunu söylemek gerekir. Başta da vurguladığım, devleti yeniden kurmak izlenimi uyandıran projelerin bir başka şekli de şu hususta göze çarpıyor. Hem eskiden kalma, hem de şu anki hükümetin icra ettiği faaliyetler, ihdas ettiği kurumlar, aldığı kararlar ve çıkardığı kanunların hemen hepsinin “yeniden ele alınacağı, değiştirileceği, kaldırılacağı, reforma tabi tutulacağı” beyannamenin hemen her maddesinde ifade edilmektedir. Yani bir manada “devrim” hedeflenmektedir.

Beyanname, “Milletimin, benim Türkiye’nin ilk kadın cumhurbaşkanı olmamı ve liderlik etiğim İYİ Parti’yi destekleyeceğine yürekten inanıyorum” temennisiyle başlıyor.

Yeni sistemin sakıncalı olduğu ve çözümü de “Cumhuriyet ve demokrasi tek kişinin eline bırakılamayacak kadar değerlidir, o değeri taşıyacak olan da demokratik parlamenter sistemdir.” cümlesiyle ifade edilmiş. Ayrıca, “İYİ Parti iktidarında; anayasal sistemin parlamenter demokrasi esas ve usullerine göre işlemesini taahhüt eder vaadiyle de niyet sabitlenmiştir.

Partinin din, inanç ve vicdan özgürlüğü konusundaki fikri “Din ve vicdan özgürlüğünün tek sınırı T.C. Anayasası’na aykırı olmamak ve toplumsal düzen ve huzuru bozmamaktır. Her türlü dini oluşumun ve faaliyetin Anayasaya uygunluğunu denetlemek ve toplumsal düzen ve huzuru bozmamasını sağlamak devletin temel görevidir. İYİ Parti iktidarında İnanç özgürlüğü devlet garantisi altındadır. Buna bireysel ve toplu olarak inancını öğrenmek, öğretmek ve yaşamak dâhildir. Bu güvence farklı inançlara mensup olanlar ya da hiçbir inanca mensup olmayanlar için de geçerlidir.” cümlesinde taahhüt edilmiştir.

Buna ilaveten, “Türkiye’deki her tür inanca ait olan ibadethaneler (camiler, cemevleri, kiliseler ve sinagoglar vd.) ve buradaki din görevlilerinin, bürokrasinin himmetine muhtaç olmaksızın Devletin sunduğu tüm hizmet ve olanaklardan eşit yaralanmasını sağlayacak düzenlemeler yapacağız” vaadi de verilmiştir. Bu vaat, önümüzdeki dönemde, parlamentoda nasıl bir kombinasyon oluşursa oluşsun, Aleviler’in ibadethane (cemevi) sorununun artık çözüleceği garantisinin alındığı düşünülebilir. Çünkü hem Akparti, hem CHP de aynı vaadi vermiş. HDP’nin tavrı zaten bu yöndedir. Bu da umut verici bir gelişmedir. Hemen hemen bütün partilerin tek ortak vaadi bu konudur denilebilir.

İyi Parti de CHP gibi yeni anayasa yapma vaadi veriyor. “Yeni, ilkeli ve toplumsal uzlaşıya dayalı İYİ bir anayasa yapacağız”. Ancak CHP seçim barajını kaldırmayı vaat ederken İyi Parti “%5’e düşüreceğiz” demektedir. Yurt dışı seçmenler için İyi Parti “Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız için seçmen sayısına göre yurtdışı seçim bölgeleri oluşturacağız.” vaadine karşılık, CHP net olarak 10 mv. kontenjanı tanıyacağız demiştir.

İyi Parti, şu an faaliyette olan hemen hemen bütün kurumları yeniden düzenleme vaadi vermektedir.

  • Anayasa Mahkemesini yeniden yapılandıracağız,
  • Hakim ve Savcılar Kurulunun yapısını yeniden düzenleyeceğiz,
  • Sulh Ceza Hakimliklerini derhal ilga edeceğiz,
  • Yüksek Seçim Kurulunu yenileyeceğiz, toplumun güvenini tekrar tesis edeceğiz,
  • Ceza ve Tutukevlerini ayıracağız. Çocuk Islahevlerini kaldıracağız, yerine iyileştirme (rehabilitasyon) merkezleri kuracağız
  • Halihazırda kamuya ciddi yük getiren ve başarısız e-Devlet projelerini sonlandıracağız,

Adalet sistemi hakkında dikkat çeken vaadi ise “Hak arama önünde bir engel oluşturan dava harç ve masraflarını düşüreceğiz, mali yetersizlik halinde adli yardım müessesine başvurulmasına işlerlik kazandıracağız.” vaadidir. Gerçi adli yardım müessesesi bugün yürürlüktedir. Farkının ne olacağı açık değildir.

Mevcut hükümet tarafından yürürlüğe sokulan, “arabuluculuk, uzlaştırma heyeti, ombudsmanlık, bilirkişilik” gibi kurumların kaldırılacağı intibaı uyandıran “Yargıda, ilk derece, istinaf ve yüksek mahkemelerin iş yükünün azaltılmasında, yargı konusu iş ve işlemleri yargı dışındaki kurum ve birimlere aktarmak yerine, adalet sistemi içerisinde daha çok mahkeme ve adli birim kurulması, yargıdaki makamların sürece katılmalarını sağlayacak fonksiyonları artıracağız” vaadi dikkat çekicidir.

Bütün muhalefet partilerinin ortak vaadi “OHAL’i Kaldıracağız” burada da karşımıza çıkıyor.

“Doğu ve güneydoğu bölgelerimizde mevcut olağanüstü sosyal ve siyasal koşulları ortadan kaldıracağız. Demokratikleşmeyi hızlandırarak yatırım, üretim ve istihdam imkanlarını artıracağız. Ekonomik ve sosyal kalkınmayı gerçekleştirerek, bölge illerini cazibe merkezi haline getireceğiz.” dendikten sonra, ne manaya geldiği tam anlaşılmayan “doğu ve güneydoğu meselesini anadolu kadınının ferasetiyle çözeceğiz” vaadi verilmiştir.

Nasıl olacağı konusunda hiçbir somut şey söylenmeden;

“Tüm bölgelerimizde milletimizin huzur ve güvenini tesis edeceğiz,

Doğu ve Güneydoğu meselesinin kalıcı çözümü için; hiçbir taviz vermeden teröre karşı mücadelemizi sürdüreceğiz ve terörü bitireceğiz, bölge halkının huzurunu ve güvenini sağlayacağız”,

Terörü besleyen istismar alanlarını ortadan kaldıracağız”

“Terörü besleyen istismar alanlarının ortadan kaldırılması amacıyla, bölgeyi sosyo-ekonomik yönden kalkındırmayı hedefleyen ve hukuki, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel projeleri içeren bir yol haritası hazırlayacağız,

“İktidarımızda 81 milyonu, bayram sofrasının etrafında kardeşçe buluşturacağız” vaatleri verilmiştir.

Somut öneriler olarak da

“YÖK gibi, verimsizleşmiş ve artık ihtiyaç duyulmayan kamu kurum ve kuruluşlarını kaldıracağız ve birbiriyle benzer görevler yürütenleri birleştireceğiz”,

“Cumhurbaşkanı Çankaya’ya dönecek”,

“Cumhurbaşkanlığı makamını devasa bir bürokratik kurum olmaktan çıkararak, Devlet Başkanlığı olma vasfını koruyacağız”

“Cumhurbaşkanlığı’nın ‘yürütmenin başı’ olma niteliği kaldırılarak, idareye ilişkin bir kısım görevleri hükümetin yetki ve sorumluluğuna bırakacağız”,

“Bakan yardımcılığı uygulamasına son vereceğiz vaatlerinin de hakkını vermemiz gerekir.

“Kamudaki en üst kademe yöneticilerinin (devlet memuru ünvanı haiz yeni kişilerle) siyasal iktidarla birlikte değişimi kuralını getireceğiz” vaadi orijinal bir vaat olarak görünürken, nasıl olacağı konusunda hiçbir şey söylenmeden “dürüst ve objektif bir sistem kuracağız gibi kulağa hoş gelen bir vaat verilmiş.

Bütün partilerin yaptığı gibi İyi Parti’de devletçi zihniyetin esiri olarak;

“Bütün kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personelin istisnasız olarak 657 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesini sağlayacağız. İstisnasız bütün sözleşmeli 4-B’li, idari hizmet sözleşmeli ve geçici personeli kadroya geçireceğiz

“Kamu görevlileri ve emeklilerin özlük hakları ve maaşlarını iyileştireceğiz, enflasyona ezdirmeyeceğiz, refahtan onlara pay vereceğiz”

“657 sayılı kanunda öngörülen disiplin cezalarını hafifleteceğiz, memurların iş güvencelerini zayıflatan hükümleri çıkaracağız, grev yasağını kaldıracağız”

“Herhangi bir nedenle kadroya geçemeyen taşeron işçilerin tamamının kadroya geçebilmeleri için gereken yasal düzenlemeleri ivedilikle yapacağız” vaatleriyle oy potansiyeli olarak devlet memurlarını gördüğünü göstermiştir.

Yerel yönetimler konusunda dikkat çeken vaatler var. Hepsi de olumlu görünüyor;

“Mahalli idarelerin başta kamu malları ve hemşehrilerin ortak kullanımına tahsisli alanlar üzerinde yapacakları tasarruflar için “halkla görüş birliğine varmayı” mecburi hale getireceğiz”

Bütünşehir uygulamasından vazgeçeceğiz”

“Belediyeler üzerindeki idari vesayeti azaltacağız; teşkilat yapılarına ve kadro miktarına kendilerinin karar vermesine olanak tanıyacağız”

“İş ve işlemleri merkezi yönetimin onayına (milli güvenlik, uluslararası mali ve siyasi ilişkiler istisna olmak üzere) bağlı olmayacak, fakat kaynak israfı ve yolsuzlukları önlemek için, merkezi yönetim belediyeler üzerinde etkili bir denetimini gerçekleştireceğiz”

“Belediyenin sunacağı hizmetlerde; hizmet bölgelerinde “T.C. Kimlik Numarası ve Adres Bilgisi üzerinden” vatandaşların görüşlerini iletebileceği ve herhangi bir hizmete ilişkin mini referandumlara oy verebileceği “Sorumlu Katılımcılık Mekanizması”nı hayata geçireceğiz”

Muhtarları, hizmet bölgelerinde Belediyelerin karar mekanizmalarına dahil edeceğiz. Mahalle bazında belediye bütçelerinden “ödenek” tahsisi yapacağız”

“Devletin ekonomik hayatta azaltılmaya çalışılan rolünün belediyeler tarafından üstlenilmesine izin vermeyeceğiz” Son maddeden, BİT’lere müsaade edilmeyeceğini anlıyoruz.

Tatil yörelerindeki belediyelerin sorununa ise “Turizm beldelerine sahip mahalli idarelerin, bütçe gelirlerinden % 5 daha fazla pay alması ve daha nitelikli personel istihdam edebilmesini sağlayacağız.” vaadiyle çözüm önerilmiş.

Ne işe yarayacağını bir türlü anlayamadığım, CHP’nin vaatleri arasında da yer alan “Yolsuzlukla mücadeleye ilişkin “Kamuda Şeffaflık ve Siyasi Ahlak Yasası” çıkaracağız” vaadi, yasayla her şeyin hal yoluna gireceği anlayışının bir tezahürüdür.

Hükümet kanadının, “kapatacağım” dediğini iddia ettiği TİKA konusunda, beyannamede böyle bir vaat bulunmamakla beraber “TİKA, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı gibi kuruluşlarımızı bir bakanlık yapılanması bünyesinde günün gereklerine

göre yeniden düzenleyeceğiz” denilmektedir.

FETÖ ve diğer terör örgütleriyle mücadelede ise “Devleti ele geçirmeye çalışan

darbeci yapılanmalar ve milletimizin başına musallat olan başta PKK, FETÖ, Selefi Cihatçı Örgütler olmak üzere tüm terör örgütleriyle askeri, siyasi, ekonomik, sosyal ve psikolojik tüm araçlar kullanarak kararlı bir mücadele yürüteceğiz” vaadi verilmiş.

CHP ile aynı safta durarak, Osmanlı torunu ve milliyetçi olduğunu iddia eden bir partiden beklenmeyecek şekilde, “Yeni Bir Suriye Politikası Uygulayacağız. Suriyeli Misafirlerimizin Ülkelerine Geri Dönmelerini Sağlayacağız” denmiş, peşinden de yapılanın bir kötülük olmadığını göstermek istercesine gönül almak babından”2019 yılı Ramazan’ında Suriyeli Kardeşlerimizin Misafiri Olarak Suriye’de birlikte iftar yapacağız” demek de unutulmamış.

Ayrıca şu madde de beyannameye eklenebilmiş; Yeni geçici koruma ve iltica taleplerini kabul etmeyeceğiz

Yine öncelikle Suriyeli sığınmacıları, ama bu sefer çalışıp üreten ve devlete yük olmayan kesimi hedefleyerek “Türkiye vatandaşı olmayan ve kayıt dışı faaliyet gösteren her kimse ticarî faaliyette bulunmasını engelleyeceğiz denmiş. Peşinden de Türkiye’ de doğan çocukların anne ve babalarına vatandaşlık değil geçici ikamet vereceğiz” Amerika ve Avrupa’nın Türkler’den esirgemediğini İyi Parti Suriye’li kardeşlerimizden esirgemiş.

Askeri alanda yapılacaklar ise tam bir geri dönüş projeleri olarak görünmektedir.

“TSK’nın Genelkurmay-Kuvvet-Ordu-Kolordu düzenini hızla yeniden yapılandıracağız” ile başlayan vaatler manzumesi “Türk ordusunu kendi ihtiyaçlarının karşılanması bağlamında kendi kendine yeterli bir konuma getireceğiz. Bu bağlamda Türk ordusunun bünyesinden kopartılan askeri hastaneler ve askeri fabrikalar/tersaneler yeniden Türk Ordusunun bünyesine kazandırılacaktır. GATA merkezli olarak askeri sağlık sistemini yeniden kuracağız. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde bulunan istihbarat ve istihbarata karşı koyma birimleri içinde yeni bir askeri iç istihbarat teşkilatı kuracağız. Bu teşkilatı, yeni yasal düzenlemelerle, FETÖ ve benzeri terör örgütleri ve organize suç örgütlerinin askeri personele karşı faaliyetlerinin tespit ve önlenmesine yönelik görev ve yetkilerle donatacağız”.

Orduda yükselme konusunda yetkili organ olan YAŞ hakkında da değişiklik önerileri var. Bu öneriler orijinal olarak değerlendirilebilir. “Demokratik bir ülkede olması gereken siyasi iradenin yetki ve sorumlulukları esas alınarak komutanların beraber çalışacağı, gelecekte Ordu’yu yönetecek makamlara gelecek kişilerin belirlenmesinde gereken oranda söz sahibi olmasını sağlayacağız. Şuranın terfi ile ilgili aldığı kararların şeffaf ve hesap verilebilir olması sağlayacağız. TBMM’nin YAŞ’ta temsilini getireceğiz, bu kapsamda TBMM Başkanı ve Milli Savunma Komisyonu Başkanı’nı YAŞ üyesi yapacağız”.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra tedbir olarak kapatılan askeri okullar hakkında “Kapatılan astsubay sınıf okulları, başta Kuleli Askeri Lisesi olmak üzere askeri liseler, Harp Okulları ve Harp Akademilerini yeniden açacağızvaadi verilmiş.

Kır polisi vazifesi yapan ve tamamen sivil olması gereken Jandarma teşkilatı hakkında, bugüne kadar mesafe alınan sivilleşme çabalarını tamamen ortadan kaldıracak, askeri vesayeti hortlatacak  “Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nı yeniden Genelkurmay Başkanlığı teşkilat yapısı altına alacağız. Son yıllardaki düzenlemelerle askeri kuvvet olma konumundan çıkarılıp silahlı güvenlik gücü haline dönüştürülmek istenen Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nı yeniden Genelkurmay Başkanlığı teşkilat yapısı altına alacağız. Jandarma ve Sahil Güvenlik’in mülki görevleri kapsamında İçişleri Bakanlığına bağlı çalışmasını sağlayacağız” vaadi korkutucudur.

Ayrıca, askerin idarede tahakkümünün bir kurumu olan “Milli Güvenlik Akademisi tekrar faaliyete geçirilerek kamu güvenlik bürokrasisi ve gerektiğinde özel sektör temsilcileri ile STK temsilcilerinin ulusal güvenlik ve milli çıkarlar konusunda bilgilendirilmesini sağlayacağız” vaadi verilmiş.

Ekonomik alanda ise;

Acaba, neden 26.000$ değil veya neden 14 trilyon$ değil? diye sorduran “Orta vadede Fertbaşı geliri 16.000 $’a, GSYH’ı 1.4 trilyon $’a çıkaracağız”

“Üretim ve istihdam odaklı yeni bir ekonomik büyüme ve kalkınma modeline geçeceğiz”

Nasıl olacak? diye soruyu hak eden “Milli gelir dağılımındaki adaletsizliği ortadan kaldıracağız”

“Enflasyonla mücadelede en etkin yöntem olan “Enflasyon Hedeflemesi”ni ciddiyetle

uygulayacağız” Biz liberallerin kabul ettiği temel bilgilere aykırı olarak, projelerle, modellerle yönetilmek hedeflenen bir ekonomi düşünüldüğü görülüyor.

Ama liberal bir görüş olarak da “Ülkemizin uluslararası finansal sisteme entegrasyonunu güçlendireceğiz. Sermaye hareketlerinin serbestliğini, gerek yabancı yatırımcıların gerekse yurtiçinde yerleşik yabancı para tasarruf sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde sürdüreceğiz” vaadi düşünülmüş.

Diplomalı istihdam için “Üniversitelerin Mühendislik, Fen Bilimleri, Tıbbi Bilimler, Bilim ve Teknoloji Fakültelerinden mezun olan öğrencilerin özel sektörün üretim, araştırma, teknoloji ve kuluçka merkezlerinde istihdam edilmeleri halinde; aldıkları ücretin tutarına bakılmaksızın her türlü vergi ve SGK primleri 5 yıl süre ile bütçeden karşılayacağız ve kendilerine net asgari ücret karşılığı ilave ek ödeme yapacağız” vaadi verilmiş. Buna benzer uygulamaların mevcut hükümet tarafından uygulandığını biliyorum. Ama gerçek hayata ne gibi etkileri olmuştur bilemiyorum.

Eğer popülizm adına değil de gerçekten böyle düşünülüyorsa, liberal vaatler olarak

“ÖTV oranlarını düşüreceğiz.

Asgari ücretten vergi almayacağız.

Esnafın vergi yükünü azaltacağız.

Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi oranlarını düşüreceğiz” göze çarpmaktadır.

Hemen peşinden bir liberalin irrite olacağı şu ifade yer almaktadır “kurallı piyasa ekonomisi oluşturacağız” (sf 69, 158. md.)

Milli Eğitim hakkındaki projeleri ise tek parti dönemini andırmaktan öte gidememiştir. “Ders kitaplarını Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine uygun olarak eğitim birliği ilkesi üzerinden yeniden yazacağız” denilerek yine başa dönmek vaat edilmiştir.

“Müfredat anarşisini ortadan kaldıracağız, modern becerileri müfredata ekleyeceğiz. Eğitim müfredatını öğrencilerin analitik becerileri, üretici ve yenilikçi yetkinlikler edinimlerini kazandırma amaçlı yapacağız. Bilgi ve kazanım ağırlıklı yapıdan beceri odaklı, yaratıcı ve sorgulayıcı bir yapıya geçeceğiz. İnsan odaklı bir eğitim felsefesinin oluşturulması ve uygulanması sağlayacağız.”

Şikayet konusu olan eğitimde yap-boz’u düzeltmek için verilen vaat yine bir yap-boz’la ifade edilmiştir. “İlkokul ve liselerde yap-boz haline getirilmiş olan müfredat ve sınav sistemini yeniden düzenleyeceğiz Diğer bir yap-boz uygulamasını düzenlemek için yeni bir yap-boz önerilmiştir. “Okul öncesi ve temel eğitimi zorunlu hale getireceğiz, eğitim 1+5+3+4 şeklinde uygulayacağız”.

Eğitimle ilgili diğer vaatler şöyle sıralanıyor;

  • “Öğrencilerimizin, yaratıcı, özgür, eleştirel düşünebilme, birlikte yaşama ve birlikte çalışma becerilerini geliştireceğiz. Öğrencilerin problem çözme, araştırma, sorgulama, teknolojiyi etkili kullanma ve girişimcilik becerileri ile analiz, değerlendirme ve sentez yetkinliklerine ve milli değerlere sahip, insan haklarına, doğaya ve çevreye duyarlı, ”iyi insan” olarak yetiştirilmesi için çabalayacağız”,
  • “İlköğretimin tamamlanmasıyla birlikte çocuklarımızın yetenek sahibi oldukları, ilgi duydukları ve gelişim gösterdikleri alanlara göre teknik, meslek, sağlık, sosyal ve fen liselerine yönlenmesi sağlayacağız”,
  • “Öğretmenliği, akademik, malî, sosyal ve idarî düzenlemelerle, saygın ve cazip bir meslek haline getireceğiz”,
  • “Öğretmenlerin; maaş, ücret, sosyal haklar ve emeklilik hakları açısından yıllardır bekleyen sorunlarını acilen çözeceğiz”,
  • “Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son vereceğiz, mevcut sözleşmeli öğretmenleri 4-A kadrosuna alacağız”,
  • “Ataması yapılmayan öğretmenlerin atamasını, norm açığı dikkate alınarak yapacağız, norm fazlası olanlara yeni istihdam alanları oluşturacağız, emekliliği özendireceğiz. Öğretmenlere yaygın eğitim, yaşam boyu öğrenim ve kurs merkezlerinde görev yapmak üzere kadro tahsis edeceğiz. Farklı mesleklere geçişlere ilişkin meslek edindirme kurslarına yönlendirerek, istihdama katılımlarını destekleyeceğiz”,
  • “Özel sektörün eğitim girişimlerini teşvik edeceğiz”
  • “YÖK’ü kaldıracağız”
  • “Üniversitelerin bölünmelerine izin vermeyeceğiz, mevcut iktidarın böldüklerini yeniden birleştireceğiz”.

Sağlık konusunda, parti yetkililerin nasıl yapılacağını açıklamak zorunda olduğu şu vaat ise ürkütücüdür. “Hastası için en iyisini yapmaya çalışan hekim ve hekimine saygı duyan hasta sosyolojisi oluşturacağız”. “Hasta sosyolojisi oluşturmak” ne demektir? Yeni bir insan tipi mi üretilecek acaba? Devlet eliyle sosyoloji nasıl oluşturulabilir?

“Sağlıkta KDV’yi, AB Ülkelerinde olduğu gibi, yüzde beşin altına çekeceğiz” vaadi de tam olmasa da en liberal vaat olarak görülebilir. .

  • “Emeklilerimizden “muayene ve ilaç katkı payı” almayacağız”,
  • “Sağlık sistemini derinden sarsan performans sistemini kaldıracağız”,
  • “Sağlık çalışanlarının çıplak maaşlarını emeklilikte de geçerli olacak şekilde iki misli artıracağız”,
  • “Şehir Hastanelerinden faaliyete geçenleri ihtiyaçlar doğrultusunda bölge ihtisas hastanelerine dönüştüreceğiz”,
  • “Hastanın, ziyaretçinin, sağlık personelinin kaybolduğu devasa yapılar yerine, çok daha fonksiyonel butik sağlık merkezleri ve ihtisas hastaneleri anlayışı ile yaygın yapılanmalara dönüştüreceğiz”.

Son vaatte isim verilmeden, “çok büyük” olduğundan şikayet edilen şehir hastaneleri kastedilmiş anlaşılan.

Bizim katılmadığımız ama en çok tartışılan vaatleri, metinde şöyle yer almıştır. “İktidarımızın ilk 100 gününde Türkiye Dayanışma Fonu’nu kuracağız. Bu Fon ile, 30 Nisan 2018 tarihi itibarıyla borçları yasal takibe ya da yakın takibe alınmış ve de borçları tahsilat şirketlerine satılmış olan 5 milyon vatandaşımızın tüketici kredisi, kredi kartı ve kredili mevduat hesaplarından doğan borçlarını satın alacağız. Asgari ücretlinin, İşsizlerin, Emeklinin ve Şehit ve gazi ailelerinin bu kapsamdaki borçlarını sileceğiz. Maddi durumu nispeten yerinde olan vatandaşın borcunun yüzde 80’ini sileceğiz. Kalan yüzde 20, 10 yıl takside böleceğiz. Borç ödemesi bitene kadar yeni kredi çekilmesine izin vermeyeceğiz”.

Ak Parti’nin hemen seçim öncesi verdiği bayram ikramiyesini İyiParti 500 lira artırarak “Emeklilere yılda iki kez bayramlarda, 1500’er TL tutarında “İYİ Bayramlar İkramiyesi” vereceğiz” şekline dönüştürmüş.

Diğer iki partinin beyannamesinde görmediğim, arzu edilen kadar olmasa bile değinilen bir konu İyi Parti’nin beyannamesinde karşımıza çıkıyor; “Kamu kurumu niteliğini haiz meslek kuruluşlarının yapısı ve fonksiyonlarını mevzuat değişikliği ile yeniden düzenleyeceğiz. Oda yönetimlerinde iyi yönetişim ilkelerinde katılımcılığı, şeffaflığı ve hesap verebilirliği artıracağız. Ticaret ve Sanayi Odalarının aldığı sanayici ve esnafa yük olan Kayıt Ücreti, Yıllık Aidat ve Munzam aidatlar 2/3 oranında azaltılacaktır”.

Bunların dışında;

En katıldığım vaat

“Herbir vatandaşımızın ve devletin sırtında büyük bir yük olan TRT’yi satacağız”.

Katıldığım diğer vaatler;

  • Özel tiyatrolara vergi indirimleri sağlanarak, sanatseverlerin sanata erişimi kolaylaştıracağız.
  • UNESCO tarafından yayınlanan Hayvan Hakları Bildirgesi’ndeki metni devlet politikası olarak aynen benimseyeceğiz.
  • Yabani hayvanların kendi doğal ortamlarında rahatsız edilmeden yaşamalarını temin etmekle birlikte; nesli tükenen hayvanlarla ilgili bilimsel çalışmalar yaparak her türlü tedbiri alacağız.
  • Evcil hayvan ve hayvan bakım ürün mağazaları, üretim çiftlikleri, barınaklar, hayvanat bahçeleri ve benzeri yerlerde bulunan hayvanların sağlık durumları ve bu alanlarda hayvan hakları ihlallerinin meydana gelmemesi açısından her türlü denetim ve iyileştirmeyi düzenli olarak yapacağız.
  • STK’lar ve Yerel Yönetimler işbirliğinde hayvan barınaklarının sayısını artıracağız ve mevcut barınakların durumlarını iyileştireceğiz, sokak hayvanlarının aşı, mama, barınak ve sağlık ihtiyaçlarını karşılayacağız.
  • Çiftçi Çağrı Merkezi kuracağız.
  • Büyükşehirlerin kırsal kesiminde mahalleye dönüşen köylerine tekrar köy statüsü vereceğiz.
  • Meraları, köy tüzel kişiliğine devredeceğiz, meraların ıslah edilmesini sağlayacağız.
  • Hazine adına kayıtlı veya tescil dışı kalmış tarıma uygun toprak reformu kapsamındaki arazileri, en az 15 yıllık bir süre için ölçek ekonomisine uygun proje uygulayacak olan genç tarım müteşebbislerine karşılıksız olarak devredeceğiz.
  • Talep eden Vatandaşlarımıza, en yakın okullarda mesai saatleri dışında temel e-Devlet Hizmetleri eğitimi vereceğiz.
  • Enerji üretim ve dağıtımı yapan şirketlerin halka açılmasını devlet politikası olarak destekleyeceğiz.
  • Kamunun elektrik ve doğalgaz fiyatı oluşumuna doğrudan veya dolaylı müdahalesini sınırlandıracağız.
  • Doğalgazda fiyatların EPİAŞ gözetiminde rekabetçi piyasada oluşumunu sağlayacağız.
  • Elektrik faturalarının düşürülmesi amacıyla ek ödemeleri yeniden düzenleyeceğiz ve TRT payını kaldıracağız.
  • “Aile Danışma Merkezleri”ni her mahallede oluşturacağız.
  • Meslek Yüksek Okulu mezunlarına kısa dönem askerlik imkânı vereceğiz, MYO ve Meslek Lisesi mezunları branşlarında çalışmaları durumunda asgari ücretin üzerindeki mevcut ücretlerinden kesilen gelir vergisini 5 yıl süreyle yarıya indireceğiz
  • Öğrencilik statüsü devam eden gençlerimizden hiçbir sınav için harç ücreti almayacağız.

Katılmadığım diğer vaatler;

  • Son dönemde özelleştirilen şeker fabrikalarının satış işlemlerini iptal edeceğiz.
  • Kamu Özel İşbirliği Ulaştırma projelerinde Yabancı Para Cinsinden belirlenen Pahalı Geçiş Ücretlerini Makul düzeye çekeceğiz, hizmet kalitesini düşüren ve kamuya ciddi yük oluşturan geçiş garantisi uygulamasına son vereceğiz.
  • Benzin ve Mazottaki yüksek vergileri indireceğiz.
  • Yoksulluk riski altında bulunan genç işsizlere, iş sahibi olana kadar 600 TL tutarında vatandaşlık maaşı vereceğiz.
  • Devlet Tiyatroları ve Devlet Opera ve Bale Genel Müdürlüklerini mali, idari ve personel özlük hakları bakımından güçlendireceğiz, burada görev yapan sanatçılar ve diğer destek personeline ilişkin kadro ve meslek tanımlarını içeren gereken yasal düzenleme yapacağız.

Nasıl/neden yapılacağı konusunda ikna olamadığım vaatler;

  • Yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik tedbirleri acil olarak alarak ilk 100 gün içinde yerli ve yabancı yatırımcılarla toplantılar düzenleyerek yatırım seferberliği başlatacağız. 5 yıl içinde Türkiye’ye asgari 100 milyar$ nitelikli doğrudan yabancı yatırım çekeceğiz. Bu hedefi gerçekleştirmek üzere, uluslararası alanda faaliyet gösterecek “Yatırım Tanıtım ve Teşvik Birimleri” oluşturacağız.
  • Mikro, KOBİ ve büyük ölçekli işletmelerin kümelenme modeliyle bir araya getirildiği, bölgesinde nitelikli eğitim üniteleri ile sosyal yaşam ünitelerini barındıran, kamu otoritesinin ortaklığında ve devlet destekleriyle teşvik edilen Sürdürülebilir Mükemmeliyet Merkezleri (SMM) kuracağız.
  • Turist ve gelir açısından uluslararası turizm pazarında Türkiye’yi ilk 5 ülke grubuna gireceğiz. 5 yıl sonunda, yıllık 45 milyar $ turizm geliri elde edeceğiz. Tarihi, kültürel ve arkeolojik değerlerimizi bilinebilir, görülebilir ve tanıtabilir hale getirmek için özel sektör imkanları ve işletme modellerini yaratacağız.
  • Barış ve huzur politikamız ile uygulayacağımız özel teşviklerle azalan kongre ve fuar turizmini canlandıracağız, turizmin 12 aya yayılmasını sağlayacağız.
  • Enerji piyasalarında devletin düzenleyici ve denetleyici rolünü etkinleştireceğiz.
  • Ücretsiz staj uygulaması sonlandırılarak, genç emeğinin suistimalini engelleyeceğiz. Lise eğitimindeki 15-18 yaş aralığındaki tüm gençler için ücretli staj olanağı sunarak iş deneyimi edinmelerini sağlayacağız.
  • Kamu kurumlarında yeni mezun istihdamını zorunlu hale getireceğiz. Özel kesimde ise yeni mezun istihdamını teşvik edeceğiz. İşe başlayan yeni mezun gençlerin ilk 6 ay işten çıkarılmalarını engelleyeceğiz.
  • Kırk yaş altında kadınlarda okuryazarlık oranı beş yıl içinde %100’e çıkaracağız.
  • Başta futbol olmak üzere tüm sportif müsabakalara girişi engelleyen Passolig benzeri her türlü uygulamayı kaldıracağız.
  • Türkiye’ye de uygulanan orantısız ve kalitesiz yabancı oyuncu transferine kriter ve sınırlama getirerek, Türk gençlerinin önünü açacağız.
  • 2020 olimpiyatlarında Türkiye’ye asgari 10 altın madalya kazandıracak çalışmaları ivedilikle başlatacağız.