.: Şenol Kaluç

İslam Cumhuriyet’inden Saltanata

Tarihi sadece dünde kalan hikâyeler diye okursak bize hiçbir şey anlatmaz, üstüne bir de geçmişi iman alanı gibi gördüğünüzde durum daha vahim bir hal alır…

Resulullah’ın vefatı Müslümanlar için acil çözülmesi gereken bir sorun ortaya çıkarmıştı; İslam ümmeti nasıl yönetilecek? Doğal olarak Müslümanlar ya bildikleri bir yöntemi deneyeceklerdi ya da yeni bir usul icra edeceklerdi. Her ne kadar Şia ve Ehl-i Sünnet’in bir kısmı Resulullah’ın yerine bir halef bıraktığını iddia etse de bu konuda elimizde açık ve net bir nas yok.

Şahsi kanaatim, Resulullah’ın halefinin kim olacağı konusunda bir beklentisi olmakla birlikte -Hz. Ali’nin halife olması- yöneticiliği dini değil dünyevi bir mesele olarak gördüğü için bu seçimi ümmete bıraktığıdır.

Yine Resulullah, her ne kadar Ali’nin hilafeti için uygun zemin hazırlamaya çalışmışsa da bu gerçekleşemedi. Tarih spekülasyonları pek sevmez ama Usame ordusu Resulullah’ın hilafına geride kalmasa ve yoluna devam etseydi muhtemelen tarih daha farklı yazılacak ve vefat haberi ile geri dönecek olan orduyu da peygamberin minberinde oturan Ali ile karşılaşacaktı. Çünkü Resulullah Ali hariç tüm sahabelerin bu sefere katılmalarını emretmişti.

Bizde hakim görüş Resulullah’ın vefatının çok ani olduğu ancak kaynaklar dikkatli okunduğunda Resulullah’ın rahatsızlığının uzun bir süredir gözle görülür bir hal aldığıdır.

Muhacirler ve Ensar iki ana parçadan oluşuyordu. Ensar Evs ve Hazrec kabilesinin, Muhacirler ise Ali’nin başını çektiği çoğunluğu Ehl-i Suffa ve Haşimilerden oluşan klik ile Hz. Ömer ve Hz. Ebubekir’in başını çektiği genelde hali vakti yerinde ticaret erbabı diğer Kureyşlilerin oluşturduğu klik arasında bölünmüştü.

Resulullah’ın rahatsızlığı ile birlikte doğal olarak her kliğin peygamber sonrasını kendi aralarında istişare etmediğini düşünmek akla aykırıdır.

Vefat ile birlikte iktidar mücadelesi alenileşirken ilginç olan Ali’nin amcası Abbas’ın –meselenin bizzat Resulullah’a sorulmasında da ısrar etmişti- tüm telkinlerine rağmen –hilafeti kendi hakkı olarak görmesine rağmen- harekete geçmek yerine köşesine çekilip, adeta davet beklemesidir. Resulullah hem Müslümanların hem de Haşimiler’in lideriydi ve kendisinden sonra da liderliğe Ali’nin talip olması kimseyi şaşırtmazdı.

Bu çekincede baskın iki ihtimal var; ya Ali Resulullah’ın nezdindeki konumunun aynı şekilde Müslümanlar için de geçerli olduğunu ve kendisinden başkasına biat edilmeyeceğini düşündü ya da daha kuvvetle muhtemel açıkça meydana çıktığı takdirde tercih edilmeyebileceğini ve bunun hem Resulullah’ın hem de kendi saygınlığına bir darbe vuracağını sezmişti.

Zaten, Siyer kitaplarından öğrendiğimiz bir diğer gerçek, Mekke’nin fethi sonrası süreçte sahabelerin Ali’yi Resullullah’a karşı sık sık şikâyet ettikleridir.

Buna karşılık Ömer ve Ebubekir bu tartışmaya direk müdahil olarak Resulullah’ın yerini ne Ensar’dan birinin ne de Ali’nin almasına izin verdiler. Ensar’a karşı çıkışları Kureyşilikten kaynaklanırken, Ali’yi istememeleri ise Ali’nin şahsında Haşimoğullarının hilafeti saltanata çevirme ihtimalleri idi.

Yine unutulmaması gereken bir gerçek de Bedir ve Uhut’ta öldürülen müşriklerin büyük bir kısmının Ali ve Hz. Hamza’nın elinden can vermiş olmasıdır. Bunlar muhacirlerin çok yakın akrabaları ve Kureyşin ileri gelenleri idi.

***

Sorun, Araplarının bildiği bir şekilde oldukça uzun bir müzakereden sonra -Salı akşamı başlayan tartışma ancak Perşembe sabah namazına doğru- sonuçlanacaktı. Ali’nin geriden takibi, Ensar’ın iç çekişmeleri görece daha zayıf olan kliğin iktidarı elde etmesiyle sonuçlandı.

Ali tepki olarak defin işlemlerini Ebubekir ve Ömer’siz yaptı ve sonraki girişimleri karşılık görmeyince de durumu kabule mecbur kaldı.

Ancak İslam Cumhuriyet’inin sonu bizzat kurucusu Ömer’in kritik seçimi ile gelecekti. Hilafet bir yandan Kureyşe hasredilirken diğer taraftan ise Ali’yi ve Haşimileri iktidardan uzak tutmak isterken en az Haşimiler kadar asabiyete sahip Ümeyyeoğullarının önü açılacaktı.

Hz. Osman ileride kendisini seçtirenin Ömer olduğunu unutacak ve kendisine hilafet hırkasının Allah tarafından giydirildiğini ve yine Allah tarafından çıkarılacağını iddia ederek Ebubekir ve Ömer’in hiç istemedikleri bir süreci başlatacak ve saltanata giden yolu açacaktı.

Halbuki en çok çekindikleri Ali ise, şehadeti öncesi oğlu Hasan’ı halife atamasını isteyenleri tıpkı Resulullah gibi bu konuda serbest bırakacaktı.

Karar, 26.06.2019