.: Atilla Yayla

İş Bankası’ndaki Atatürk Hisselerini Sorun Olmaktan Çıkarmak…

Türkiye İş Bankası’ndaki Atatürk hisseleri meselesi, hararet derecesi değişse de, gündemde kalmaya devam ediyor. Genellikle konuşulan, ne yapılacağı. Bana kalırsa ne yapılacağı kadar nasıl yapılacağı ve yapılan şeyin muhtemel sonuçları üzerinde de düşünmek ve tartışmak lâzım.

Her şeyden önce bu meseleyi sükûnetle hâlletmek zorundayız. Öfkelerimiz ve önyargılarımız sağduyuyu ortadan kaldırmamalı. Birilerine zarar veya ders vermek isterken kendi ayağımıza kurşun sıkmamalıyız.

İş Bankası finans sektörünün en önemli aktörlerinden. Türkiye’ye ait. Herkesin ve hepimizin. Onun zarar görmesi hepimizin zarar görmesi sonucunu verir. Bu yüzden sakin olmalı ve bağırıp çağırmak, şiddetle atışmak yerine konuşmalıyız; hiç bir kişi ve kesimi dışlamadan ve soğukkanlı biçimde.

Daha önce de yazdığım üzere, her düşünce ve teklifin doğru ve yanlış tarafları var. Hiçbir tez yüzde yüz doğruyum diyebilecek durumda olmadığı gibi hiçbir tez peşinen bütünüyle reddedilemez de.

İş Bankası’ndaki Atatürk hisselerinin doğrudan hazineye devri bir tür devletleştirme anlamıma gelir. Devletleştirmenin mahzurlarının burada da ortaya çıkması ihtimâli doğar. İyi işleyen bir piyasa ekonomisi için tercih edilen özel mülkiyetin ve özel işletmeciliğin tabanda yayılması ve yaygınlaşmasıdır. Hisselerin hazineye devri bu amaca hizmet etmez.

Bir diğer yol Atatürk hisselerinin İş Bankası Munzam Sandığı’na devri olabilir. Bankayı yöneten zaten bu Sandık. Ancak, bu da, Atatürk’ün vasiyetinin bir anlamda ve bir ölçüde ihlâl edilmiş olacağı gerçeğini değiştirmez. İnsanların vasiyette bulunma hakkı var. Bu hak herkes için kıymetli ve kuvvetli. Atatürk için de. Üstelik Atatürk bu ülkenin kurucusu. O’nun el yazısıyla hazırladığı vasiyetin paldır küldür ihlâl edilmesi hukukî açıdan doğru, toplumsal açıdan şık olmaz.

Aslında CHP sorunun bugüne gelmesinde önemli bir hisse sahibi. Çok zaman önce bir çözüm formülünü kendisi düşünmüş ve teklif etmiş olmalıydı. Ancak, iktidarın CHP bir şey yapmadı diye meselenin üzerine hışımla gitmesi de yanlış. Hepimiz biliyoruz ki Banka kendi işini kendisi yapıyor. CHP’nin Banka üzerinde günlük işleyiş bakımından bir etkisi yok.

Başka bir çözüm yolu Atatürk hisselerinin Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu’na devri ve bu kurumların şimdi CHP’nin yaptığı gibi YK’ye ikişerden dört üye ataması, ama bankanın işleyişine karışmaması. Sanırım bu yol hisselerin munzam sandığa geçmesinden daha iyi, çünkü Atatürk banka hisselerinden gelecek kârın bu kurumlara aktarılmasını istemişti. Evet, yine de vasiyet ihlâl edilmiş olur ama bu hem daha az zararlı hem de üzerinde daha çok ve daha kolay ulaşılabilecek bir yol olabilir.

Sorunun hangi yola çözüleceğini bilmiyorum ama çözüm arayışının yöntemi hakkında önerilerim olabilir. Bu konu sıcak, günlük siyasetin gündeminden düşürülsün. Tarafların-paydaşların bir araya geleceği bir komisyon kurulsun. Bu komisyona gerekirse dışardan itibarlı ve dürüst bir müzakere kolaylaştırıcı (moderatör)  tayin edilsin-seçilsin. Bu komisyon kapalı kapılar ardında sakince,  uzun uzun, enine boyuna çözüm önerilerini tartışsın. En iyi veya en az kötü yol aransın. Komisyonun hazırladığı öneriler taraflara götürülsün ve uzlaşma aransın. Bir uzlaşma olursa kamuya açıklansın ve şeffaf biçimde uygulansın.

Bir işin yapılması kadar yapılma tarzı da önemli. Bu “millî” meselede itişip kakışmaya, düşmanlık yaratmaya, kavgaya gürültüye yer ve gerek yok. Konuşarak, kesintisiz diyalogla bir çözüm bulunabilir.

Yeniyüzyıl, 27 Ekim 2018