.: Berk Ünlü

İran, ABD, İstikrar, İstikrarsızlık

İstikrar beklentisi üzerinden gelişmeleri değerlendirmek

Geçtiğimiz hafta İran’ın Ortadoğu politikalarını gerçekleştirmekte belirleyici olan, söylendiği kadarıyla en yüksek düzeydeki komutanı Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesi, doğal olarak önemli etkiler oluşturdu. ABD saldırıyı gerçekleştirdikten sonra başkan Trump’ın açıklamalarında yapılanın doğru olduğunu ve bu saldırının çok önceden yapılması gerektiğini belirtirken, İran tarafı bu saldırının “intikamının” alınacağını söyleyerek ABD’ye tehditlerini yöneltti. Haliyle saldırının etkileri sadece bu iki ülkede görülmedi. Özellikle İngiltere, Rusya ve Irak duruma karşı reaksiyon verdi. Bunların yanında bazı ülkeler de dolaylı yollardan bile olsa, gelişmeler karşısında aldıkları pozisyonu göstermeye çalıştı. Bir yandan da saldırıdan hemen sonra istikrar kelimesi medyada dolanmaya başladı. Kimileri Süleymani’nin öldürülmesinin Orta Doğu’da siyasal istikrarsızlıkların devamı anlamına geleceğini özellikle belirtti. Siyasal istikrarı yakalamak için yapılması gereken veya yapılabileceklerin olduğunu söyleyenlerin sesleri belki biraz daha cılız kalsa da tartışmalar içinde kendilerine yer bulabildi.

ABD’nin Orta Doğu’da işi yoksa İran’ın Irak, Suriye ve Lübnan’da ne işi var?

Her ne kadar Sünni-Şii ayrımından dolayı İran’a ve özellikle Süleymani’ye tüm Müslümanlar olumlu bakmasalar da, Müslümanların önemli bir kesiminin İran’ın ve Süleymani’nin OD’daki, özellikle de İsrail’i çevreleme çalışmalarına çok az veya neredeyse hiç tepki vermediği ortada. Süleymani’nin ve İran’ın Sünni Müslümanlara karşı tavırları genellikle eleştirilirken, bu ikisi İsrail ve ABD karşıtlığı sergilediklerinde bu yöndeki eleştiriler çoğunlukla susuyor. Özellikle İran tarafının İsrail’i ortadan kaldırma isteği ve ABD’ye de olabildiğince zarar verme arzusu “Batı”yı ve “Hristiyan-Yahudi” tarafı düşmanlaştırmış kesimler tarafından olumlu olarak karşılanıyor. OD’da mümkünse sadece kendi etkinliğini görmek isteyen İran’ın Irak, Suriye ve Lübnan üzerinden politikalar yürütmesi İran tarafında olanlar için doğal ve normal olarak görülürken, küresel bir güç olduğu için kendi ülkesinin savunmasını OD’dan da başlatan ABD’nin kendince haklı sebeplerle OD’da olması kınanıyor. Güç mücadelelerinde, İran’ın kendi ülkesi dışında faaliyetler göstermesi, çoğunlukla “Batı” ve “Hristiyan-Yahudi” kesimler dışında, olumlu olarak görülürken, ABD’nin kendi ülkesi dışında güç dengelerini korumaya çalışması çoğunlukla Müslüman ülkeler tarafından kınanıyor ve engellenmeye çalışılıyor.

ABD ve İran arasında gelişecek bir savaş problemleri kökünden çözer mi?

Elbette İran ve ABD arasında gerçekleşebilecek sıcak savaş akıllara geliyor. Savaş şu anda her ne kadar istenmiyormuş gibi görünse de, bu ihtimal ciddi bir alternatif olarak duruyor. Hiçbir şekilde anlaşamayacak iki ülkenin ilişkilerinin varacağı son noktanın savaş olabileceğini bugüne kadar pek çok örnekte görmemizden dolayı bu ihtimali düşünmek mantıklıdır. Böyle bir savaşın tarafların isteklerini ne kadar gerçekleştirebileceği sorusunun cevabının şimdiden bilinmesi mümkün değil gibi görünüyor. Bir ABD-İran savaşının sonucunun İran’ın siyasal yapısını değiştirmesi bazı ılımlı İslamcıları bile köktenci hale getirebilir.

 Türkiye çekimser mi kaldı?

Şimdilik görülüyor ki, Türkiye gelişmeler karşısında çekimser bir tavır sergiliyor. Hükümetten biraz geç açıklamalar geldi. Bunun yanında hükümet, gelişmeler karşısında aktif bir rol oynamaktan çekinebileceği izlenimini verdi. Ayrıca Türkiye’nin doğrudan ilgili olduğu OD’daki pek çok durum ve kendisinden bağımsız gerçekleşen gelişmeler Türkiye için riskler taşıyor. Bu sebeplerden bunlarla da ilgili olarak Türkiye ABD ittifakından doğrudan uzaklaşmak ve özellikle Suriye meselelerinde masadaki çalışma ortaklarından bir tanesi olan İran‘ı karşısına almak istemiyor olabilir. Türkiye’nin net bir tavır ortaya koymamasındaki bir diğer neden, Türkiye’nin Sünnü-Şii ayrışmasında alacağı bir tavrın sonuçlarını kısa dönemde yaşamamak istememesi olabilir. Her ne kadar son sebep pek dillendirilmese de Türkiye’de Süleymani’ye gösterilen tepkiler Türkiye’deki Sünnü-Şii kültürel ayrımının ne durumda olduğu ve bunun etkilerinin neler olabileceği konusunda bir fikir verilebiliyor. Şimdilik Türkiye tarafı reaksiyonerliğin sonuçlarının maliyetini üstlenmek istemiyor gibi. Unutmamak gerekir ki elinizde olmayan gelişmeler yüzünden kendinizi bir anda sahada da bulabilirsiniz. Bu konuda Türkiye tarafı hazırlıklarını yapmış olmalı.