İnce’nin manifestosu, CHP’nin beyannamesi | Hür Fikirler

.: Melik Nazır Esirci

İnce’nin manifestosu, CHP’nin beyannamesi

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Cumuhuriyet Halk Partisi, ilk 23 senelik rakipsiz iktidarından sonra, sadece, 27 Mayıs 1960’da, ‘rejimin bekçisinin’, siyasetteki rakibini, “arkadan vurduğu dipçikle” yere devirmesini fırsat bilerek, hemen peşinden yapılan 1961 seçimlerinden kıl payı birinci çıkmış ve iktidar olmuştur. O tarihten sonra sadece bir kere daha, 1973 yılı seçiminde birinci olmuş, ama MSP ile kısa süreli bir hükümetin büyük ortağı olabilmiştir. 1991 seçimlerinden sonra da DYP ile kurulan hükümetin de (SHP) küçük ortağı olabilmiştir. Bunun dışında, çok partili demokratik hayatımızda 68 yıldır CHP tek başına iktidar yüzü görememiştir.

CHP’nin seçim beyannamesini incelediğimizde, devletin ‘asıl sahibi’ olarak uzun yıllar devlet yönetiminden uzak kalmış ve 68 yıldır devlette neler olup bittiğini bilemeyen bir partinin “nasıl yaparız-ederiz de hükümet olmaya hak kazanırız” telaşıyla hazırladığı, “vereceğiz, gerçekleştireceğiz, ulaşacağız, sağlayacağız, artıracağız, yaklaştıracağız”la özetlenecek bir beyanname görüyoruz. Bir de sanki CHP, “yasa çıkartarak” her problemin hal yoluna gireceğini düşünüyor olacak ki, (ki müktesebatı buna uygun) beyannamenin bir çok yerinde, hemen her konuyla ilgili yasa çıkarma vaatlerini görüyoruz.  Örneğin ben çıkarılacak “siyasi ahlak yasası”nın ne faydası olacağını çok merak ediyorum.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin en iddialı ikinci ismi Muharrem İnce’nin “manifestosu” ile, yasama meclisinde güçlü bir grup kurmak için yarışan şu andaki anamuhalefet partisinin “seçim beyannamesi” birlikte incelendiğinde, iki metindeki vaatlerin ve hedeflerin birbirine karıştığı görülüyor. Yani “yürütme” ile ilgili vaatler vermesi gereken İnce’nin birçok “yasama” vaadi, “yasama” ile ilgili vaatleri vermesi beklenen CHP’nin bir dolu “yürütme” vaadi vermiş olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin ilk defa tecrübe edeceği bu sistemdeki acemiliğimize vererek iki metni tek bir metin olarak ve iki gücün vaatlerini birbirine karışık da olsalar yerlerine koyarak incelemeye çalışacağım.

Seçimi kazandıkları takdirde yürütmenin başı olacak olan Muharrem İnce, doğal olarak yürütme faaliyeti olarak neler yapacağını kendi belirleyecektir. Parlamentodaki parti grubu da, hangi kanunları çıkarmak için mücadele vereceğini kendi belirler. Acaba bu metinle, partinin genel başkanı, (kendisi aday olmayıp, parti içindeki rakibini aday göstererek), “sen seçilebilirsin ama neler yapacağını partinin beyannamesi belirler” mi demek istemiştir? Yarın Muharrem İnce Cumhurbaşkanı olduğunda bu telkini dinler mi, onu zaman içinde göreceğiz.

Muharrem İnce’nin manifestosunu incelediğimizde, metnin üçte birinin mevcut durumdan şikayetle dolu olduğunu görüyoruz. Ben şikayetleri atlayarak, neler vaat ettiğine odaklanacağım. Akparti ve Tayyip Erdoğan’ın seçim vaatleri üzerinde yaptığımız incelemeye benzer şekilde, vaatler içindeki özgürleştirici, liberal, illiberal, orijinal vaatleri öne çıkarmaya çalışacağım.

Manifestosunu, Hukuk, Demokrasi, Ekonomi, Dış Politika ve Eğitim sütunları üzerine inşa eden İnce,  “Bu sütunlar üstünde yükselen onarım projemizin çatısını “kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter rejim oluşturacaktır” cümlesiyle, daha önce söylediği gibi “seçilmesi halinde yeniden parlamenter sisteme dönüleceği” vaadini tekrarlamış. Ancak yürütmenin başı olarak İnce, bunu yapmaya yetkisi olmadığını pek düşünmemiş herhalde. Bu konuda asıl yetkili organ parlamentodur. Partisi ise bu konuda, çok net bir ifadeyle, “asıl hedefimiz ilk fırsatta tekrar parlamenter sisteme dönmektir” dememiş, sadece “parlamenter” kelimesinin, cümle içinde çok silik durduğu şu Kuvvetler ayrılığını ve güçlendirilmiş parlamenter demokrasiyi yeniden tesis etmeden mevcut ekonomik sorunlarımız çözülemeyecek, kalkınma çabamız amacına ulaşamayacaktır” ifadesini kullanmış. 240 sayfalık seçim beyannamesinin içinde de başka bir yerde parlamenter kelimesinin geçmediğini hemen belirtelim.

Hukuk başlığı altındaki vaatleri okuduğumuzda, yapılması düşünülenlerin tamamının yasamanın sahasına girdiği için, bu bölümde incelenmesine gerek görmüyorum. Sadece “Hukuk devleti için ilk adım OHAL’in kaldırılması olacaktır.” vaadini de, ancak, kendi (hükümet) önerisiyle “meclis kararı” sayesinde yerine getirebileceğini belirtelim.

Demokrasi başlığında ise “Merkezde toplanmış ve verimsizliğe yol açan idari yetkiler yerel yönetimlere devredilecektir” ifadesi dikkat çekmektedir. Ayrıca, partisinin 240 sayfalık seçim beyannamesinde bir kez bile adı geçmeyen FETÖ ve PKK konusu, burada şu cümlede “Demokrasimizi, milli bütünlüğümüzü ve güvenliğimizi tehdit eden FETÖ, PKK, İŞİD ve benzeri bütün terör örgütlerine karşı tavizsiz mücadele edilecektir.” geçmektedir.

Kamu yönetimi, başlığı altına koyduğu “Polisimizin özlük hakları iyileştirilecek; sendikal haklar, ek mesai ve 3600 ek gösterge verilecektir.” vaadi ise, kendisinden biraz önce, Akparti tarafından, yanına “hemşire, öğretmen ve din görevlileri” de eklenerek verilmişti.

Ekonomi konusunda da, yuvarlak cümleli vaatlerin içindeki Her ailenin bir evi, her evin bir maaşı olacaktır“ şeklindeki vaat, “herkese iki anahtar” vaadini hatırlatmaktadır. Diğer vaatler arasında da, mevcut hükümetin yapmayı akledemediği/yapmadığı vaat göremedim.

Dış politika konusunda, CHP’lilerden sıkça duyduğumuz cümle dikkat çekiyor. “Ülkemizin, kontrolden çıkmış bir göç politikası sonucunda ortaya çıkan ve 5 milyona yaklaşan göçmen sorunu, insani bir yaklaşımla ve milli çıkarlarımız doğrultusunda acilen çözülecektir.”  Bu sözlerin ne manaya geldiğini, partililerin daha önceki söylemlerinden bildiğimiz için çok şaşırtıcı olmamıştır.

Eğitim konusunda da en dikkat çeken vaadi Yükseköğrenim gören öğrencilerimize, her 19 Mayıs’ta 500 TL gençlik bursu ve her 29 Ekim’de 500 TL Cumhuriyet bursu verilecektir” zaten zihinlere yer etmişti. Ayrıca, “Öğretmenlere, Eğitim-Öğretim yılı açılışında verilen ikramiyeden bağımsız olarak, her 24 Kasım’da bir maaş ek ödeme yapılacaktır”,

“Sözleşmeli öğretmenlik kaldırılacak, öğretmenlere çalışma güvencesi sağlanacaktır” vaatlerinin yanında belki de en doğru vaat “Öğretmen alımında mülakat sistemi kaldırılacaktır” olmuştur.

Sağlık’ta “Vatandaşlarımızın her türlü ilaca erişmesini temin etmek için gereken düzenlemeler yapılacaktır.” vaadi ise, çok özel hastalıklarla mücadele edenler için sevindirici bir vaattir.

Çevre politikası olarak; “Doğal yaşamın korunması ve hayvan haklarının gözetilmesi konusundaki uygulamalarımız, ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yürütülecektir.” vaadi dikkat çekmektedir.

Tarım başlığında verilen “Çiftçinin piyasa koşullarının altında ezilmesine izin verilmeyecektir.” vaadiyle “Şeker fabrikalarının özelleştirme kararlarını iptal edeceğizvaadi, tam devletçi, illiberal ekonomik vaatlerdir.

Çalışma hayatı için “Asgari ücret 2,200 TL olacaktır” vaadi verilmiş.

Spor konusunda, Akparti dışındaki partilerin ortak vaadi olarak “Passolig uygulaması kaldırılacaktır.” göze çarpıyor. Passolig’ten ne istendiğini ben anlayamadığım için bu konuda fikir beyan edemiyorum.

Turizm sektöründe çalışanların, mevsim dışı istihdam sorununa getirmeyi düşündüğü çözüm vaadi de, benim görebildiğim kadarıyla orijinal bir öneri gibi görünüyor. “Turizmde istihdam politikası sürdürülebilir hale getirilecek, yaz-kış istihdam dengesinin sağlanması için kış aylarında istihdam teşviki uygulanacaktır.”

Manifesto, “Değerli Vatandaşlarım; Parlamenter demokrasiyi tekrar bütün kurumlarıyla hayata geçireceğiz ve toplumda yaratılan düşmanlıkları ortadan kaldıracağız” hitabının peşinden, cumhuriyetin rotasından çıktığı hükmünü vermiş ve “Cumhuriyetimizi, çıkardıkları rotasına yeniden oturtacağız.” Sözleriyle sona ermiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin “Seçim Beyannamesi” 10 sayfalık mevcut durumdan şikayetle başlamış ve bir “CHP klasiği”,

“BİZ, KURTULUŞ’UN VE KURULUŞ’UN PARTİSİYİZ,

BİZ, MODERNLEŞMENİN VE KALKINMANIN PARTİSİYİZ,

BİZ, GELENEĞİN VE GELECEĞİN PARTİSİYİZ,

BİZ, ATATÜRKÇÜLÜĞÜN VE SOSYAL DEMOKRASİNİN,

BİZ, 21. YÜZYILIN ÖNCÜ PARTİSİYİZ, BİZ, ÖZGÜR YURTTAŞLARIN VE BİR ARADA YAŞAMIN PARTİSİYİZ

Türkiye, bir kırılma noktasında.

Türkiye, bugün tarihi bir kararın eşiğinde.,

BİZ, İNSANİ GELİŞMENİN VE HAKÇA BÖLÜŞÜMÜN PARTİSİYİZ,

Bu parti, Halkın partisidir.

Bu parti, Cumhuriyet’in partisidir.

Bu parti, Cumhuriyet Halk Partisi’dir.

Yaşasın Cumhuriyet,

Yaşasın Gazi Meclis,

Yaşasın Hürriyet, Yaşasın Adalet.

Yaşasın Her Türlü Adaletsizliğe, Baskıya ve Sömürüye Karşı

Direnen Halkımız.

Yaşasın Aziz Türk Milleti.” gibi hamasi sloganlarla başlıyor. Metni okurken insan kendini adeta “Cumhuriyet Mitingleri”nde yapılan konuşmaları dinliyor gibi hissediyor.

Beyannamede herkesin merak ettiği FETÖ hakkında tek bir atıf bulunmazken, 15 Temmuz darbe girişimi, metnin sadece baş tarafında ve bir kez “15 Temmuz darbesinin kaos ortamını kullanan siyasal iktidar, 20 Temmuz darbesiyle birlikte, temel hak ve özgürlükleri askıya almış, bir tek adam rejimi kurmuştur.” cümlesinde geçmekte. Ama dikkat edilirse, 15 Temmuz, hemen peşinden gelen 20 Temmuz darbesini ifade etmek için cümlenin girişine konmuş. Yani cümledeki vurgulanmak istenen hedef 15 Temmuz değil, 20 Temmuz’dur. Bu ifadeyle, 15 Temmuz hain darbe girişiminin, CHP seçim beyannamesinde hiç geçmediğini söyleyebiliriz.

Beyanname; aynı manifesto gibi 5 temel sütun üzerine oturtulmuş.

Eğitim’de “çağdaş, nitelikli ve parasız bir eğitimi okul öncesinden üniversiteye kadar sağlamaktır” vaadi yer alıyor.

Toplumsal barış konusunda ise geçmiş hatalarından ders çıkarmış bir CHP karşımıza çıkıyor ve, “hiçbir yurttaşımızı inancı, kökeni ve kimliği nedeniyle dışlamayacak ve ötekileştirmeyecektir” vaadi alıştığımız CHP’nin değiştiği/değişeceği izlenimini vermektedir.

Dış politika vaatleri sıralanırken, Atatürk’e ait olan ama son zamanda daha çok 15 Temmuz darbesini yapanların kullandığı sloganı “Dış dünyada istikrar ve itibar, “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesinin yeniden yaşama geçirilmesi ile mümkündür.” şeklinde kullanarak gereksiz dedikoduların önüne geçilmeye çalışılmıştır.

Adalet konusunda vaatler sıralanırken önce “Başta OHAL olmak üzere tüm bu uygulamaları sonlandıracak, yarattıkları tahribatı ortadan kaldıracağız” denmiş, diğerlerinin adını anmadan, kendilerine asıl hedef olarak aldıkları 20 Temmuz dahil tüm darbelerin izlerini silecek, yürürlükte olan darbe yasalarını kaldıracağız” cümlesini koymuşlar. Burada da asıl hedefin “diğer darbeler” değil, “20 Temmuz” olduğu belli olmaktadır. Şu vaat “Tarafsız ve sorumsuz bir Cumhurbaşkanı için düzenlenmiş cumhurbaşkanına hakaret suçunun, partili ve siyaset yapan bir parti genel başkanına zırh, muhaliflerini yıldırma ve cezalandırma aracı olarak kullanıldığı dönemde yaratılan tüm mağduriyetleri af ve tazmin edeceğiz.” ise yerinde bir vaat olarak görülebilir.

Anayasa başlığı altında ise, 2017 referandumundan beri dillerinden düşürmedikleri Parlamenter sisteme geri dönüşle ilgili tek satır olmaması dikkatimizi çekiyor. Ancak başta da dediğim gibi, ilk dönemin verdiği acemilik mazeretini kabul ederek, İnce’nin manifestosundaki vaadi yeterli sayabiliriz. Sadece genel geçer ifadelerle çerçevesi çizilmiş yeni bir anayasa hedeflerinin olduğunu görüyoruz. Dikkatimizi çeken iki vaat Kanun Hükmünde Kararname ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uygulamalarına son vereceğiz” ve “Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini sembolik düzeyde sınırlı tutacağız” cümleleriyle belirtilmiştir.

OHAL konusunda da;

“OHAL’i kaldıracak ve KHK düzenine son vereceğiz”,

 “OHAL’den mağdur olan yurttaşların mağduriyetlerini evrensel hukuk ilkeleri ve demokratik değerler çerçevesinde gidereceğiz”,

“Bu süreçte yargı kararı olmaksızın işini kaybeden, ihraç edilen ve hakları ihlal edilen insanlarımızın haklarına kavuşmasını sağlayacağız”,

“Yargı kararı olmaksızın kapatılan sivil toplum örgütleri ve basın organlarının durumlarının yargı tarafından incelenmesini ve karara bağlanmasını olanaklı kılacak yasal düzenlemeleri yapacağız”,

 “OHAL uygulamaları nedeniyle, hukuka aykırı bir şekilde mağdur edilen kişi ve kurumların idari ve yargısal başvurularda bulunmalarının önündeki engelleri kaldıracağız” vaatleri dikkate değer vaatlerdir.

Seçim konusunda,

% 10 seçim barajını ve adil temsilin önündeki tüm engelleri kaldıracağız”,

YSK kararlarını Anayasa Mahkemesi denetimine açacağız”,

“Seçimlere girme yeterliliği ilan edilen tüm siyasi partilerin Hazine yardımından adil biçimde yararlanmasını sağlayacağız” vaatleri verilmiş. Partilere, oy oranına bakmadan, hazineden adil yardım alması hakkındaki vaat, benim de desteklediğim bir vaattir. Keşke bu hüküm en başından Anayasa’ya koyulabilseydi, bugüne kadarki yaşanan adaletsizlikler yaşanmamış olurdu. Bu konuya benzer bir konu da, TRT’deki propaganda saatlerindeki adaletsizliktir. Belki günü geldiğinde bunu da hatırlarlar.

Adalet konusunda ise,

“Doğrudan yargıya bağlı olarak çalışacak “Adli Kolluk Teşkilatı”nı kuracağız”,

“Sulh Ceza Hakimlikleri’ni kaldıracağız”,

“Sulh Ceza Hakimlikleri’nin geçmiş kararlarının, adil yargılanma ilkesine uygunluk yönünden denetimi amacıyla yeniden yargılanma hakkı tanıyacağız”,

Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu’nun tüm kararlarını yargı denetimine açacağız”. vaatleri orijinal vaatler olarak gözümüze çarpmıştır.

Ekonomi vaatleri arasına yine, “OHAL derhal kaldırılacaktırcümlesi konmuş. “Politik istikrarla birlikte güvenlik harcamaları düşürülecektir” vaatlerinin peşinden yine hamasi vaatler verilmiş ve

“5 yıl içinde 5 temel hedefi tutturacağız:

  1. Kişi başı geliri 15 bin dolara çıkaracağız.
  2. Enflasyonu ve işsizliği % 5’in altına indireceğiz.
  3. Cari açığı, milli gelirin % 4’ünün altına düşüreceğiz.
  4. Yoksulluğu bu topraklarda sıfırlayacağız.
  5. İmalat sanayi ihracatında yüksek ve orta yüksek teknolojili mal ve hizmet payını, dünya ortalaması olan % 60’a yükselteceğiz” denmiştir.

Ekonominin, bu şekilde sloganik sözlerle ve hedeflerle yürüyen bir alan olmadığını bütün partiler gibi CHP’nin de anlamasını beklemiyoruz. Nitekim, ekonominin bir inşaat projesi olduğunu zannedip, bina yapar gibi ekonomi sistemi oluşturacaklarını sanarak ,“küresel markalar yaratan bir ekonomi inşa edeceğiz gibi boş vaatler verilmiştir.

Yine ilginç bir proje olarak Sosyal İşletme Modeli diye, çalışanların kardan pay almasına, işletmelerin maliyetlerini düşürmek amacıyla sektörel veya bölgesel güç birliği yapmasına, kurumsal büyük ölçekli şirketlerle iş birliği içerisinde, kurumsal kapasitelerinin güçlendirilmesine” dayanan bir plandan bahsedilmiştir. Bu sayede, “çalışanların üretimde daha etkin olmasını sağlayarak verimliliği artırmayı, gelir dağılımı adaletsizliğini gidermeyi, çalışanların motivasyonunu ve niteliğini artırmayı, kadın, genç, engelli gibi dezavantajlı grupların ekonomiye aktif katılımını hedefliyoruz. İşletmelerin güç birliği içinde maliyetlerini düşürmeyi, yaratıcılığa dayalı yeni işletmeleri desteklemeyi, küçük işletmelerin büyük ölçekli şirketlerin kurumsal kapasitesinden yararlanması”nın amaçlandığı belirtiliyor. Bu bana, Ecevit’in “köy-kent” projelerini hatırlattı. Yani kooperatifçiliğin büyük ölçeklisi veya çağdaş olanı gibi görülüyor. Ama ekonomide bu tür planların tutmadığı, insanların ekonomik faaliyetlerinin bir otorite tarafından yönlendirilemeyeceği bir türlü öğrenilemiyor.

Yine bir ekonomik planlama projesi olarak “yüksek ücret ile büyüme programı”ndan bahsedilmiş. Programın hedefi olarak “Çalışanların milli gelirden aldığı payı yükselterek büyümenin kapsayıcı olmasını hedefliyoruz” denmiş ve bir iddiada bulunmuş. “Çünkü çalışanların gelirinin yükselmesini ikincil hedef kabul eden, yukarıdan damlama teorisine dayalı neoliberal ekonomi politikalarının çöktüğünü görüyoruz” denmiş ve ağızdan bakla çıkarılarak “Kamunun ve servet sahiplerinin kısmi fedakarlığıyla birlikte aşamalı olarak yükselteceğimiz ücret seviyesi, bir taraftan iç talebi artırarak canlanma yaratırken, diğer taraftan tasarruf miktarını artıracaktır” denilerek, bu artışın nereden geleceği ifşa edilmiştir. (Projenin detayları, beyannamenin 65. Sayfasında görülebilir.)

Benim gibi düşünenlere ters gelen bir diğer proje de hakça paylaşım programı’dır. “Ekonomimizin kendi haline bırakılmış üretim yapısı, büyümeyi istihdamla taçlandıramıyor” cümlesiyle başlıyor. Verilen vaatleri görünce insanın aklına, “devlette bu kadar para var da niye vergi topluyor” ya da “bu paraları niye dağıtmıyor” sorusu geliyor. Vaatlerin başlıcaları ise “Aile Sigortası sayesinde, düşük bir maliyet ile şiddetli yoksulluğa son verecek ve tüm hanelerimizin aylık gelirinin 1.000 TL’nin üstüne çıkmasını sağlayacağız”,

“15 Eylül 2018 tarihinden itibaren GSS primleri devlet tarafından ödenen (yeşil kart sahibi) her hanedeki kadınların hesabına aylık 1.000 TL yatıracağız.

su, elektrik ve ısınma desteği vereceğiz”,

“45 bin yeni kamu istihdamıyla her 500 haneye bir aile danışmanı atayacağız. aileler talep etmese bile yaşadıkları sosyoekonomik sorunların çözümü için katkı sağlayacaktır”,

Ücretler genel seviyesini yükselterek ve istihdam açığını kapatarak yoksul sayısını azaltacağız.”

Vergi reformu olarak, dolaylı vergilerin azaltılması, herkesten ödeme gücü ilkesine göre vergi alacağız, vergi sistemini şeffaflaştırarak, vergi ödeyenlerle ödemeyenler arasındaki adaletsizliği gidereceğiz” vaatleri verilmiştir. Vergi düşmanı biri olarak bu konuda söyleyeceklerim, vergiyi kutsal sayan zihinlerce anlaşılmayacağı için, vergi konusunda pek bir şey söylemek istemiyorum. Sadece ilk cümledeki “azaltma” kelimesinin hoşuma gittiğini söyleyebilirim.

İyi Parti’nin verdiği bir vaadi burada da görüyoruz. “26.05.2018 tarihi itibari ile bankalarda ve varlık yönetim şirketlerinde takibe düşmüş, kredi kartı ve tüketici kredisi borçlarını risk esasına göre satın alacak, borç faizlerini, vergi, resim, harç, dosya parası, kapak ücreti gibi tüm mali yükümlülüklerini silecek, sadece ana parayı uzun vadeye yayarak tahsil edeceğiz ve borçluların sicil kayıtlarını sileceğiz.” CHP ana parayı ödemeyi uzun vadeye yaymayı vaat ederken, İyi Parti, hemen hemen tüm borçlular için, borcun tamamını “satın almayı” vaat etmektedir.

Vergi konusundaki en klasik vaat burada da karşımıza çıkıyor. “Vergide adaleti sağlayacak, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alacağız” Bu vaat verilirken, çok kazananın, çok vergi vermektense, hamallık yaparak çok kazanmak yerine daha az yorularak az kazanmayı tercih edeceği nedense akıllara gelmemektedir.

“Ücretlilerin ve esnafın asgari ücrete kadar olan gelirlerine gelir vergisi muafiyeti tanıyacak şekilde, gelir vergisi dilimlerini yeniden düzenleyeceğiz.” vaadi makul görünmekle beraber, daha önceki vaatlerde “vereceğiz” şeklinde taahhüt edilen paraların kaynağının nereden bulunacağı hesap edilmiştir umarım.

Büyüyen ekonomi başlığı altında da klasik devletçi/sosyalist argümanlar kullanılarak

“Zengini daha zengin etmeye dayalı mevcut büyüme anlayışı yerine, hakça paylaşıma dayalı, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kalkınma anlayışını getireceğiz”,

“Sadece milli geliri değil, yurttaşlarımızın yaşam kalitesini ve mutluluğunu da artıracağız”,

“Üreten, çalışan yurttaşlarımızın emeklerinin karşılığını almasını sağlayarak, gelir dağılımı adaletsizliğini hızla ortadan kaldıracağız”,

“Borçlandırmaya ve borçla tüketime dayanan ekonomik yapı yerine, yüksek gelire, tasarrufa ve üretime dayalı bir ekonomik yapı kuracağız”,

“Yatırım ortamını iyileştirerek, kamusal yatırımlar ve istihdamı artırarak işsizlik oranlarını hızla aşağıya çekeceğiz”,

“Şeffaf, hesap verebilir, adil, rekabetçi ve öngörülebilir bir ekonomik düzen kuracağız vaatleri verilmiş.

Tarım konusundaki vaatler ise dikkate değer görülüyor.

“Tüm ürünleri, üretim araçlarını ve hayvanları, sisteme kayıt edildikleri anda primleri devlet tarafından karşılanacak şekilde, tarım sigortası kapsamına dahil edeceğiz”,

“Şeker pancarı üretimini artıracağız. Gıda fazlası şekeri, akaryakıtla harmanlanacak biyoetanole dönüştürerek, enerji ithalatını azaltacağız. Biyoyakıtları ÖTV ve KDV’den muaf tutacağız”,

“Nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretimini sınırlayacak, yerli pancar şekerini destekleyeceğiz. NBŞ kaçakçılığını ağır şekilde cezalandıracağız”.

Şu vaat ise hem orijinal hem de çok isabetli olmuş. “Her köylüye evinin, ahırının, garajının çatısına ya da bahçesine en az 10 kW gücünde güneş paneli kurabileceği ekipman ve teknik yardımı 10 yıl vadeli ve sıfır faizli kredi ile sağlayacağız”.

Ama hemen peşinden klasik devletçi ekonomi zihniyetinin göstergesi olarak “Tüm tarımsal KİT’lerin özelleştirme süreçlerini durduracağız”,

“Şeker fabrikalarının özelleştirme ihalelerini iptal edeceğiz vaatleri de unutulmamış.

Benim anlayışıma göre, ekonomik gerçeklerle örtüşmeyen ama vatandaşın çok hoşuna gidecek olan,

Fındık Borsası”nı Karadeniz’de kuracağız”, 

“FİSKOBİRLİK’i piyasayı üretici lehine düzenleyen özerk bir yapıya kavuşturacağız”,

“FİSKOBİRLİK’i dünyanın en büyük doğrudan fındık ihracatçısı ve çikolata üretiminde bir dünya markası haline getireceğiz” şeklinde iddialı vaatler verilmiş.

Peşinden de “2018 yılı fındık alım fiyatını en az 15 TL olarak belirleyeceğiz” diye popülist vaatlerin zirvesine çıkılmıştır.

Serbest piyasa anlayışına zıt vaatleri şöyle alt alta sıralayabiliriz;

“Orman alanlarının daraltılmasına ve özelleştirilmesine izin vermeyeceğiz.”

“Buğdayı kayıt altına alacağız. Un ve unlu mamuller sektöründeki fiyat dalgalanmalarının önüne geçeceğiz”.

“Polipropilen üretecek bir kamu işletmesi açacağız.”

“5 yılda en az 4 bin turizm köyünde en az 40 bin oda inşa edeceğiz.”  

“Her yıl olanağı olmayan 100 bin aileye 5 Bin TL yurtiçi turizm çeki desteği vereceğiz”.

“Kamuya ait maden işletmelerindeki rödovans sözleşmelerini iptal edip, kamuya ait madenlerin kamu tarafından işletilmesini sağlayacağız”

Serbest Piyasa anlayışına uygun vaatler ise şöyledir;

“Bilgi ve iletişim teknolojileri ve buna dayalı hizmetler üzerindeki ÖİV’yi bütünüyle kaldıracak, KDV’yi düşüreceğiz.”

“Telekomünikasyon sektöründe başta sabit telefon ve altyapı hizmetleri olmak üzere, rekabet önündeki tüm engelleri kaldıracağız.”

“Bilişim sektöründe, cirosunun yarısını ihracat ile elde eden firmalara kurumlar vergisi indirimi sağlayacağız.”

“Döviz cinsinden fiyatlandırılan otoyol ve köprü geçiş ücretlerini Türk Lirası üzerinden belirleyeceğiz. Geçiş ücretlerinde % 50 indirim yapacağız”

“Esnafın kira stopajını kaldıracağız.”

Enerji politikası konusunda en güzel vaat Güneş paneli kullanan apartmanlara panel yatırımı için sıfır faizle kredi vereceğiz. Kredi geri ödemelerini, üretilen elektrikten tahsil edeceğiz” vaadiyken, “Mevcut nükleer enerji teknolojilerine dayalı, sorunlarını giderememiş riskli santrallerin, ülkemizde kurulmasına izin vermeyeceğiz” vaadi çok tartışılacaktır.

Kılıçdaroğlu’ndan daha önceleri birçok söyleminde ifade ettiği “KOBİ’lere ve sosyal işletmelere ödedikleri vergi ve sigorta primi tutarında faizsiz, işletme kredisi vereceğiz vaadinin ne sonuçlar doğuracağına karar veremedim. Baştan güzel gibi görünüyor ama, ödenen vergi ve sigorta primi kadar kredi alabilmek, o yıl vergi ve sigorta primi ödememek manasına gelir. Şayet verilen bu kredi 1 yıl vadeli olacaksa, “bir önceki senenin vergi ve sigorta primi bir sonraki sene faizsiz ödenecek” olmasından başka bir mana ifade etmez. Bu teknik konu vergi uzmanlarının sahasına giriyor.

Eğitim konusunda en çok tartışılan vaatleri, “Eğitim sistemini 1 yıl okul öncesi, 8 yıl ilköğretim, 4 yıl ortaöğretimden oluşan 1+8+4 modeliyle yeniden yapılandıracağız, 9 yılı kesintisiz temel eğitim olmak üzere zorunlu eğitimi 13 yıla çıkaracağız” vaadidir. Çünkü iktidar tarafından bu vaat, ‘İmam-Hatip liselerinin kapatılması amacını güttüğünden’ hareketle ‘28 Şubat’ın 20 yıl sonra yeni yönetim sisteminde yeniden hayata geçirilmesi olarak’ görülüyor.

CHP’nin olmazsa olmaz

Çağdaş, demokratik, laik ve bilimsel bir müfredat oluşturacağız”,

“Eğitimi, Atatürk ilkeleri ve Cumhuriyet değerleri ışığında çağdaş, demokratik, laik, bilimsel ve eşitlik ilkesine dayalı bir anlayışla yeniden yapılandıracağız”,

“Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamı, mücadelesi ve ülkemize kazandırdığı her türlü eser merkezde olmak üzere Cumhuriyet Dönemi Tarihi ve Demokrasi Kültürü derslerinin zorunlu ders olarak okutulmasını sağlayacağız” vaadleri de unutulmamış.

Fakat kim ne derse desin şu vaatler hem orijinal hem güzel vaatlerdir.

“Mevsimlik çalışan ailelerin çocuklarının, Gezici Okul Modeli ile eğitim ve öğretimden geri kalmalarını engelleyeceğiz”,

“Tüm öğrencilerin okula gidiş gelişlerinde toplu taşıma araçlarını ücretsiz kullanmalarını sağlayacağız”,

“Öğrencilerin dengeli ve sağlıklı beslenmeleri amacıyla kahvaltı ve öğle yemeklerini ücretsiz olarak karşılayacağız”,

“Okul kazalarına karşı tüm okulları Güvenli Okul Projesi kapsamına alacağız. Öğrencileri okul kazalarına karşı sigortalayacağız”

“Tüm okullara öğrenci sayısını dikkate alarak ihtiyaç doğrultusunda en az 1 kadrolu güvenlik ve 1 temizlik görevlisi atayacağız. Bu doğrultuda en az 80 bin personel istihdam edeceğiz”,

“Ortaöğretimin ilk 2 yılında eğitim tercihleri arasında esnek geçiş olanağı sağlayacağız”,

“İş garantili mesleki eğitimi hedefleyeceğiz”.

Bütün idareci atamalarında bilhassa okul yöneticilerinin atamalarındaki en büyük soruna da

“Tüm yönetici atamalarını sadece yazılı sınavla yapacağız” vaadiyle çözüm getirilmek istenmiş. Bence de doğru bir vaat.

Bir “Öğretmen Lisesi” mezunu olarak benim dikkatimi çeken vaat de “Öğretmen liselerini yeniden açacağız vaadidir.

Buradan sonra, beyannamedeki konu başlığından ayrı olarak, buraya mutlaka konulmasını düşündüğüm vaatleri, kendime göre sınıflandırarak harmanlanmış maddeler halinde takdirinize sunacağım.

Özgürlükçü/Liberal vaatler;

  • Hangi inançtan olursa olsun tüm yurttaşlarımızın, evrensel insan hakları çerçevesinde kendi inançlarına özgü ibadethanelerini açmalarının önündeki engelleri kaldıracağız.
  • Cemevlerinin ibadethane statüsü kazanmasını sağlayacağız.
  • Okullarımızda, Kürtçe dersleriyle ilgili altyapı sorunlarını çözecek ve seçimlik dersleri çeşitlendireceğiz.
  • Kürtçe’nin yanı sıra Türkiye’deki tüm kardeş dillerle ilgili araştırma enstitülerini yaygınlaştıracağız. Kapatılan tüm enstitüleri kadro tahsis ederek yeniden açacağız.
  • Anadilin öğrenimi hakkından tüm yurttaşlarımızın yararlanabilmesi için gerekli yasal ve kurumsal altyapıyı kuracağız.
  • Yer ve yörelerin özgün isimlerini iade edeceğiz.
  • Dersim Olayları ile ilgili tüm devlet arşivlerini bir araya toplayarak araştırmacılara açılmasını sağlayacağız.
  • Filistinlilere vizeyi kaldıracağız.
  • Mesleki eğitimdeki stajyer ve çırakların özlük hakları konusundaki mağduriyetlerini gidereceğiz.
  • Uzun vadeli sigorta kollarında, çıraklık veya staj başlangıç tarihini sigorta başlangıç tarihi olarak esas alacağız.
  • Çırak ve stajyer olarak geçirilen sürelere ilişkin borçlanma hakkı tanıyacağız.
  • Sendikalı işçi çalıştıran işverenleri mali yönden teşvik ederek sendikalaşma oranlarını yükselteceğiz.
  • Yurttaşların faturalarına yansıtılan TRT paylarını ve elektronik cihazlarda ek maliyete neden olan TRT bandrolü uygulamasını kaldıracağız.
  • Esnafın kira stopajını kaldıracağız.
  • Esnafın kira, araç gideri vb. iş yeri masraflarını vergiden düşebilmesini sağlayacağız.
  • Esnafa yıllık ödediği vergi ve prim miktarı kadar sıfır faizli kredi kullandıracağız.
  • Esnafın düşük faizli ve uzun vadeli kredilerle kira öder gibi dükkan sahibi olmasını sağlayacağız.
  • Esnafın kurduğu kümelenme şirketleri ve sosyal işletmelere vergi avantajı sağlayacağız.
  • Meslek lisesi veya çıraklık eğitim merkezlerine devam eden gençleri istihdam eden esnaf ve sanatkarlara vergi indirimi, sigorta primi indirimi gibi destekler sağlayacağız.
  • Düşük sezonda faaliyetine devam eden turizm işletmelerindeki çalışanların sigorta primlerinde düşük sezon indirimleri yapacağız.

Devletçi/illiberal vaatler

  • 5 yıl içinde Doğu ve Güneydoğu’da 135 yeni fabrika kuracağız.
  • Rekabet Kurumu’nun işleyişine etkinlik kazandıracağız. Piyasalarda hakim durumun kötüye kullanılmasını engelleyeceğiz.
  • Yeni ve modern devlet hastanelerini planlı bir şekilde, devlet eliyle yapacağız.
  • Ücretleri, çalışanların aileleriyle birlikte insan onuruna yaraşır bir yaşam sürebilecekleri düzeye getireceğiz.
  • Haftalık çalışma süresini ücrette azalma olmaksızın 40 saat yapacağız.
  • Yasal sınırlarla belirlenen fazla mesai düzenlemelerine uymayan işyerlerine ağır yaptırımlar uygulayacağız.
  • Çalışanların yıllık izin sürelerini yeniden düzenleyeceğiz. İşyerindeki hizmet süresi 6 ay – 3 yıl olanlara 16 gün, 3 – 10 yıl olanlara 22 gün, 10 yıldan fazla olanlara 28 gün yıllık izin hakkı vereceğiz.
  • Ara dinlenme sürelerini iş kollarına ve çalışma saatlerine uygun olarak artıracağız.
  • İşsizliği 5 yılda % 5’in altına indireceğiz.
  • Kamu istihdamını AB ortalamasını esas alarak artıracağız.
  • Kamuda taşeron işçiliğine, alt işveren ve rödovans uygulamasına özel sektöre de örnek olacak biçimde son vereceğiz.
  • Kamuda tüm geçici ve güvencesiz istihdam biçimlerini kaldıracağız. Bu kapsamdaki tüm personeli memur ve işçi kadrolarına geçireceğiz.
  • Kadroya geçen işçilerin aynı iş kolunda işçi sayılmalarını ve bu iş kolunda örgütlü sendikaların yaptığı toplu sözleşmelerden yararlanmalarını sağlayacağız.
  • Kamuda taşeron işçilerin kadroya geçişlerinde kapsam dışı bırakılan tüm işçileri ilk 6 ayda kadroya alacağız. Kadroya geçişlerdeki eşitsizlik ve haksızlıkları gidereceğiz.
  • Kiralık işçilik ile modern kölelik rejimini getiren Özel İstihdam Büroları Yönetmeliği’ni yürürlükten kaldıracağız.
  • Kıdem tazminatını koruma altına alacağız. İşverenin iflası halinde kıdem tazminatı hakkını tüm diğer işçi haklarıyla birlikte öncelikli alacak durumuna getireceğiz.
  • Kamuda farklı statüde istihdamdan dolayı yaşanan özlük hakkı kayıplarını gidereceğiz.
  • Kayıt dışı çalışmayla mücadele edeceğiz. Etkin bir iş yeri denetim sistemi kuracak ve kayıt dışı işçi çalıştıranlara ağır yaptırımlar getireceğiz.
  • Ucuz iş gücü olarak görülen yabancı ve göçmen işçilerin kayıt dışı çalıştırılmasına karşı mücadele edeceğiz.
  • Çocuk işçiliğine son vereceğiz.
  • Grev hakkını güvence altına alacak ve bu hakkın kullanımını fiilen engelleyen düzenlemeleri kaldıracağız.
  • Hak Grevi, Uyarı Grevi, Dayanışma Grevi ve Genel Grev önündeki bütün yasal engelleri kaldıracağız.
  • Grev yasaklarına ve grev ertelemelerine izin veren düzenlemelere son vereceğiz.
  • Kamu hizmetlerinin tam zamanlı, iş güvenceli, kadrolu işçi ve memurlar tarafından verilmesini sağlayacağız.
  • Üniversite öğrencilerine öğrenim süreleri boyunca ulaşım ve konaklama masraflarını karşılamak üzere iki kez yurt dışı seyahat desteği vereceğiz.
  • Kamu üniversitelerinde yemekhane hizmetlerini kar amacı gütmeyecek şekilde düzenleyecek, kaliteyi yükseltecek ve ücretleri düşüreceğiz.
  • 1 Ocak 2019’dan itibaren en düşük emekli maaşını 1.500 TL yapacağız. Ramazan ve Kurban bayramında emeklilere birer maaş ikramiye vereceğiz.
  • Sosyal işletme ve kooperatifleri yaygınlaştırarak tedarik zincirindeki ara kademeleri azaltacak ve tüketici fiyatlarını düşüreceğiz.
  • Belediyelerin yurttaşlardan asfalt parası alması uygulamasına son vereceğiz.
  • Ruhsatlandırma işlemlerinin esnaf odaları tarafından yapılmasını sağlayacağız.
  • Suriyelilerin vergiden ve yasal yükümlülüklerden muaf şekilde iş yaparak haksız rekabet etmesini önleyeceğiz.
  • 2/B arazisinde binası olan yurttaşlarımızın mağduriyetlerini gidereceğiz.
  • 2981 Sayılı İmar Affı Kanunu’na göre Tapu Tahsis Belgesi’ni henüz almamış yurttaşlarımıza bir yıl içerisinde tapularını vereceğiz.
  • Ruhsatsız yapıları yasal statüye kavuşturacağız.
  • Son beş yıl içerisinde mesken olarak kullanılan ve afet riski taşımayan tüm konutlara bir defaya mahsus olmak üzere imar affı getirecek, ruhsatsız binalara ruhsat vereceğiz.
  • Bu yapılarda ikamet eden yurttaşlarımızın başta belediye hizmetleri olmak üzere kamu hizmetlerinden eksiksiz şekilde yararlanmasını sağlayacağız.

Demokratikleştirici vaatler

  • CHP, Kürt Sorunu’nun çözümünü TBMM bünyesinde kuracağı bir Toplumsal Mutabakat Komisyonu ile gerçekleştirecektir.
  • Merkezi ve yerel yönetimler arasındaki yetki ve sorumluluk paylaşımını yerelleşme esasına göre yeniden düzenleyeceğiz.
  • Bazı bakanlıkların taşra kuruluşlarını görev alanlarına göre belediyelere veya il özel idarelerine devredeceğiz.
  • Bakanlıkların taşra teşkilatlarının yetkilerini artıracak, uygulamaya dönük kararların yerel düzeyde alınmasına olanak tanıyacağız.
  • Merkezi yönetimin yerel meclislerin kararlarına müdahalesini önleyecek yasal düzenlemeler yapacağız.
  • Yerel doğal kaynakların, madenlerin ve kum ocaklarının tahsisinde yerel yönetimlerin karar alma süreçlerine katılımını sağlayacağız.
  • Kentle ilgili karar alma süreçlerini içeren önemli toplantıların İnternet aracılığıyla canlı yayınlanmasını zorunlu kılacağız.
  • Muhtarların kendi mahallelerini ilgilendiren konularda belediye meclisi veya il genel meclisi toplantılarına katılmalarına olanak tanıyacağız. İlgili konularda oy haklarının olmasını sağlayacağız.
  • Her 300 bin seçmene bir milletvekili düşecek şekilde, yurt dışındaki yurttaşlarımızın TBMM’de 10 milletvekili ile temsil edilmesini sağlayacağız.

Orijinal vaatler

  • Şehit yakınlarının, gazilerin ve gazi yakınlarının sorunlarının çözümünde koordinasyon görevi yapacak, sorunları ile ilgilenecek Başbakanlık’a bağlı “Şehit Yakınları ve Gaziler Yüksek Kurulu”nu kuracağız.
  • Üniversite öğrencilerinin askerlik hizmetini yaz tatillerinde 3’er aylık dönemlerle tamamlamalarını sağlayacağız.
  • Yurt dışında verilen askerlik yapamaz raporunun Türkiye tarafından kabul edilmesini sağlayacağız.
  • Yurt dışında yaşayan yurttaşlarımızın askerlik hizmetini, tanıtım programlarında görev yaparak tamamlamalarına olanak tanıyacağız.
  • Er ve erbaşları askerlikte geçirdikleri dönemde sigortalı sayacak, primlerinin devlet tarafından ödenmesini sağlayacağız.
  • Askerlik dönüşü iş bulamayan yurttaşlarımıza altı aya kadar işsizlik maaşı vereceğiz.
  • Çimento fabrikalarımızın üretim fazlası olan çimentonun değerlendirilmesi için yeni inşa edilecek yollarda çimento betonu kullanılmasına öncelik vereceğiz.
  • Geniş yetenek havuzumuzu hiçe sayarak, devşirme sporcular üzerine kurulan sporcu yetiştirme anlayışına son vereceğiz.
  • “Kadın Bakanlığı” kuracağız
  • Esnaf Bakanlığı kurarak, esnaf ve sanatkarların sorunlarının siyasette geniş yer bulmasına olanak tanıyacağız.
  • Altyapısı olmadığı halde kendilerinden atık su bedeli tahsil edilen tüm mahalle sakinlerine yaptıkları ödemeleri geri vereceğiz.

Kimsenin itiraz edemeyeceği vaatler

  • Üst düzey yöneticiler dışındaki tüm kamu görevlilerinin atamalarını merkezi sınavla gerçekleştireceğiz.
  • Yapacağımız yasal düzenleme ile görevde yükseltme ve unvan değişikliği için düzenli sınav yapılmasını sağlayacağız.
  • Bütün hastanelerde engelli karşılama birimi oluşturacak, işitme engelliler için tercüman bulunduracağız.
  • Kadınların istihdama katılımını artırmak için çalışanlarının % 20’den fazlası kadın olan işletmelere, her % 5’lik ilave kadın istihdamı için 1 puan kurumlar vergisi istisnası sağlayacağız.
  • Koruyucu ailelik ve evlat edinme uygulamalarını yaygınlaştıracağız.
  • 18 yaşına geldiğinde yetiştirme yurdundan ayrılmak zorunda kalan kimsesiz çocuklar arasından arzu edenleri kamuda istihdam edeceğiz.
  • Engellilerin eğitim, sağlık, istihdam başta olmak üzere tüm anayasal haklardan engelli olmayan bireylerle eşit biçimde yararlanması için sosyal devlet sorumluluğu içinde hareket edeceğiz.
  • Engellilerin sağlık raporu almalarına ilişkin mevzuatı bilimsel ve Türkiye gerçekliğine uygun bir şekilde yeniden düzenleyeceğiz.
  • Raporlardaki engellilik oranlarının düşürülmesi nedeniyle yasal hakları verilmeyen engellileri, yasal ve anayasal haklarına yeniden kavuşturacağız.
  • Diyabet gibi kronik hastalığı bulunan engellilerin istihdam dahil yasal haklarından yararlanması sağlayacağız.
  • Gazilerimizin rapor yönetmelikleri gerekçesiyle engelli sayılmamaları sorununu çözeceğiz.
  • Engellilerin her bir iş ve hizmet için tekrardan rapor alma çilesine son vereceğiz.
  • Rapor taleplerinin engellileri yormadan, hızlı ve ücretsiz olarak karşılanmasını sağlayacağız.
  • Kamuda ve özel sektörde engelliler için ayrılan boş kadroları doldurarak 50 bin engelliye istihdam sağlayacağız.
  • Tüm engellileri koşulsuz olarak sağlık güvencesine kavuşturacağız.
  • Medikal malzeme, tekerlekli sandalye, protez, ortez ve benzeri ihtiyaçları katkı payı alınmaksızın ücretsiz karşılayacağız.
  • Sağlık hizmetlerinin kalitesini artırıp, randevu alma ve randevuyu evde bekleme sorunlarını çözerek engellilere hızlı hizmet sunacağız.
  • Kanser tedavisi gören engelliler dahil tüm engellilerin ilaç temin sorununu çözeceğiz.
  • Tüm engellileri bakım güvencesine kavuşturacağız. Engellilerin ve ailelerinin gelecek endişelerine son vereceğiz.
  • Caydırıcı ceza kanunlarını yürürlüğe koyarak hayvanlara yapılan kötü muamelenin önüne geçeceğiz.
  • Vahşi hayvanların üretimini, kaçakçılığını ve enformel yollarla satılmasını engelleyeceğiz.
  • Zarar gören doğal yaşam alanlarını ve soyu tükenme tehlikesi altındaki türleri etkin bir şekilde koruyacağız.
  • Büyükşehirlerdeki ilçe belediyelerinin hayvan barınağı açmalarının önündeki yasal engelleri kaldıracağız. Nüfusu 100 binin üzerinde olan belediyelere hayvan barınağı açma zorunluluğu getireceğiz.
  • Özel hayvan barınaklarına altyapı hizmetlerini ücretsiz sağlayacak, tüm barınaklara niteliklerinin yükseltilmesi için destek vereceğiz.
  • Bireysel silahlanmayı kısıtlama ve denetlemeye yönelik yasal düzenlemeler yapacağız. Silaha erişimi zorlaştıracağız.
  • Silah edinme yaşını 21’e çıkaracak, 2 yılda bir sağlık kontrolü şartı koyacağız.
  • Sivillere tanınan mermi hakkını yıllık 200’e düşüreceğiz.
  • Ruhsatsız, kayıp veya çalıntı silah bulundurmanın ve İnternet’ten yasa dışı silah satışı yapmanın cezalarını ağırlaştıracağız.

Gözden geçireceğiz/iptal edeceğiz vaatleri

  • Mavi Marmara Anlaşması’nı iptal edeceğiz.
  • Cumhurbaşkanlığı Sarayı, uçak, helikopter ve makam araçları, şaşalı kamu kurum binaları vb. ile siyasetçilere ve kamu görevlilerine sağlanan tüm lüks yaşantıya son vereceğiz.
  • Büyükşehir statüsündeki illerde, köylere tüzel kişiliklerini yeniden kazandıracağız.
  • Aile hekimlerini yeniden devlet memuru olarak atayacağız.
  • Yapılmış Şehir Hastaneleri’ni, üniversite hastanelerine dönüştüreceğiz.
  • Yap – İşlet – Devret modeli ile inşa edilen otoyollarda ve köprülerde, yüklenici firmaların haksız kar sağlamasına ve kamu zararına yol açan yüksek trafik garantilerini iptal edeceğiz.
  • Kuzey Marmara Otoyolu Projesi’ni, doğayı ve halk sağlığını tahrip eden unsurlarından arındıracak biçimde yeniden ele alacağız.
  • Çanakkale Köprüsü ve otoyol geçişini bölgenin tarihi dokusuna ve doğal varlıklarına zarar vermeyecek biçimde yeniden planlayacağız.
  • Karadeniz Sahil Yolu’nun yaratmış olduğu tahribatları en aza indirecek önlemleri hızla hayata geçirecek, denizle bağlantısı kopan yerleşim alanlarının yeniden denize bağlanmalarını sağlayacağız.
  • İstanbul Boğazı’na yapılması planlanan Üç Katlı Büyük İstanbul Tüneli Projesi’ni fiziki, mali ve çevresel anlamda yeniden değerlendireceğiz.
  • Akkuyu ve Sinop nükleer enerji santrali projelerini gözden geçirecek, uluslararası yükümlülükler çerçevesinde mümkünse iptal edeceğiz

Dış politika vaatleri

  • Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü, Filistin sorununun adil çözümü, Mısır ile diplomatik ilişkilerimizin yeniden gereken seviyeye yükseltilmesi ana hedeflerimizdir.
  • Avrupa ile ilişkilerde ülkemize göç etmiş olan Suriyelilerin insan haklarını hiçe sayan bir anlayışla koz olarak kullanılmasına son vereceğiz.
  • Rusya Federasyonu’yla ekonomik ve ticari ilişkileri tek taraflı olmayan ve şahsi çıkarlara dayanmayan şekilde geliştireceğiz.
  • Bölge merkezli dış politika yaklaşımından yola çıkarak, kurucu üyelerinin İran, Irak, Suriye ve Türkiye olacağı “Ortadoğu Barış ve İş Birliği Teşkilatı”nı (OBİT) kuracağız.
  • Suriye’de barışçı çözüm sonrasında ülkemizde geçici koruma altındaki Suriyeliler arasında dileyenlerin mağdur edilmeden, aşamalı olarak, güvenli bir biçimde ülkelerine geri dönüşünü sağlayacağız.
  • Mısır’la bozulan ekonomik, kültürel ve siyasi ilişkilerimizi güven, dostluk ve dayanışma temelinde yeniden inşa edeceğiz.
  • Mısır’la iş birliği halinde bölge sorunlarının giderilmesi için çalışacağız.

Beyannamenin son (233) sayfasında CHP’nin istihdam tablosu konmuş.

Bu tabloya göre;

  • İlk 6 ay içinde kadroya alınmayan taşeron işçilerden 500.000 kişi
  • İlk 1 yıl içinde, atama bekleyen öğretmenler, okullara güvenlik ve temizlik görevlisi ve eğitim programı çerçevesinde 1.000.000 kişi
  • 3 yıl içinde, her aileye danışman, ziraat mühendisi, tekniker ve veteriner olarak 85.000 kişi
  • 5 yıl içinde de, kalkınma kuşağı projesiyle, kamuda artırılacak doktor, hemşire, hasta bakıcı, sağlık teknisyeni,  özel sektörde boş kontenjanlara atanacak engelli Peronel, doğuda kurulacak olan 400 yeni fabrikaya yerleştirilecek işçiler olmak üzere 2.365.000 kişi olmak üzere toplam 4.210.000 kişi istihdam edileceği iddialı bir plan olarak konmuştur.