.: Atilla Yayla

İktisatçının aşk şiiri

Her mesleğin insanlara kattığı –ve elbette insanlardan aldığı- şeyler var. Uzun süre bir mesleği icra eden hiç kimse bundan kaçamaz. Kuşku yok ki en ilginç mesleklerden biri de iktisatçılık. İktisadın hem geniş bir özel jargona sahip olmasından, hem her şeye mecburen bulaşmasından –yani en akla gelmedik şeylerin bile iktisatla ilişkisi ve iktisadî bir izahı olmasından- hem de iktisatçılar arasında fikir ihtilâfların çok yoğun olmasından dolayı bu böyle. Sonuncusuyla ilgili ilginç bir söz de mevcut: “Üç iktisatçının olduğu yerde dört fikir vardır.”

İktisatçılığın insanlara zarar verebilecek tehlikeli bir meslekolduğu da söylenir. İktisatçılık yapanlara değil yapanın marifetlerinden etkilenenlere zarar verme ihtimâli olan bir tehlike. Kötü bir doktor yanlış tedavi uygularsa bir hastaya zarar verir. Buna karşılık, bir iktisatçı yanlış bir ekonomik politikanın mimarı olursa milyonlarca insana zarar verebilir. Bu gerçeğe F. Hayek gibi bazı büyük iktisatçılar özellikle dikkat çekmiştir. Bu tehlikeyi önlemek için iktisatçıların siyaset felsefesi, hukuk, tarih gibi başka disiplinlerle de haşırneşir olması istenir. Ekonominin desantralize edilmesi ve özellikle devleti ekonomik hayatın merkezine koyan bir veya birkaç iktisatçıdan çok etkilenmiş politikacıların ve bürokratların eline bırakılmaması da tedbirler arasında sayılır.

Her meslekten insanlar gibi iktisatçılar da aşık olabilir. Aşıkolunca da meslek bilgisini ve jargonunu aşk yazılarında ve şiirlerinde yansıtabilir. Aşağıda aktardığım -sosyal medyadan Bilgehan Göktaş vasıtasıyla haberdar olduğum- Mustafa Atış’a ait şiir buna iyi bir örnek.

*  *  *

Marjinal Aşk

 

Hatırlar mısın simetrik dudaklım;

A.Smith’le girmiştin makro ekonomik alanıma

Havuz oluşturan finansal aracılarla

Net teklif eğrimi sunmuştum sana

Sistematik riski de göze alarak

Menkul kıymetim olmanı istemiştim…

Konjonktür hareketlerimiz;

Canlanma evresini yaşarken

İktisadi bir tebessümün vardı

Karşılıklı tarife indirimlerine giderek

Tam istihdama ulaşmıştık…

 

Hatırlar mısın konveks yüzlüm;

Başa baş noktasında buluşup

Damping yaptığımızı…

Gökyüzüne bakarak

Yıldızları özelleştirmiştik

Klasik aralıktan yağan

Enflasyon kokulu zamdan kaçarken

Faiz oranlarına yakalanıp

Karekök dışına dahi çıkamamıştık

Kınamışlardı aşkımızın ekonomisini

Kirli para satan teorisyenler…

 

SAY şahidim olsun ki;

Aşkımız standartlara uygundu

Sende stok… bende iddihar yoktu

Arzının niceliği kadar

Talep etmiştim seni

Çarpan katsayısıyla

Talebim daha da artmıştı

Nihayet;

Aşırı istihdam sonucu

Azalan verimleri yaşamıştık

Bir gecelik repoyla

Hiperenflasyonumuz artmıştı…

Bu kümülatif süreçte

Marshall kokulu dudakların

Depresyona sokmuştu beni

Hayatımda ilk defa

Stagflasyonu yaşayıp

‘Bretton Woods’ gibi çökmüştüm…

 

Hatırlar mısın Avrupa patentlim;

İMKB’nin bahçesinde

Para sepetiyle beklerken

Çapraz kurundan sokulmuştum yanına

Oligopol piyasaları gezip

Referans fiyatlarını sormuştuk

‘Forward Market’ ten yapıp alışverişimizi

‘Over shooting’ etkisiyle

Terketmiştik sermaye piyasasını…

 

Hatırlar mısın likidite yanaklım;

Döviz kurunun yükselmesiyle

Aşkımızı konsolide etmiştik

Tasarruf paradoksuyla

Konvertibil olmuştu hayallerimiz

Vergi indirimleri dahi

Gönül bütçemizi senkronize edememişti…

Göz kararı spekülasyonlara göre

Dolarlarımız… ECU’larımız olacaktı

Hazinemizi

İMF’nin reel ankesleriyle dolduracaktık

Hoş Olmayan Monetaristlerin

Hoşuna gitmese bile…

 

Hatırlar mısın monopol yüreklim;

Aşkımız liberal olacaktı…

Mukayeseli üstünlüklere göre

İstihsalde bulunacaktık…

Sen;

Spesifik özelliklerine göre

Emisyon hacmini genişletecek

Ben ise;

Trende göre hareket edip

Dirsekli Talep Eğrisi’ni oluşturacaktım…

Miktar Kuramından hareketle

Bütçelerimizi denkleştirip

Net bugünkü değerimizi bulacaktık…

Yine dolmazsa hazinemiz;

Kapitalist ve Sosyalistleri iskonto ederek

Özel çekme halatlarıyla

Dengeye getirecektik…

 

Hatırlar mısın optimal gözlüm;

Rostow’un gelişme teorisine göre

Olgunluk dönemine girmiştin

Ortalama yıllık büyüme hızın

Harrod-Domar’a göre

%3 olacaktı

Rasyonel bekleyişlere göre

Homo Economıcus duygularımızla

Merger oluşturacaktık

Sıcak paraların yapışkanlığıyla

Bağlanacaktık birbirimize

Kıymet paradoksu dahi

Ayıramayacaktı bizi…

 

Ama… Maalesef…

‘Hollanda Hastalığı’na yakalanmıştın

Dışsal ekonomiler sayesinde

Yayılma etkisi de vardı

Üstelik;

Ticaret saptırma etkisiyle

Bütçe açığın da artmış

Ödemeler dengen bozulmuştu…

 

Hatırlar mısın Marjınal Aşkım;

24 Ocak günü

Aldığımız ortodoks kararları

İkimizde şok olmuştuk…

Özelleşecektik seninle

Marjınal prodüktivitemiz artacaktı

Ama… olmadı…

Tercihli ticaret yapamadık

Parasal tabanımız yetmemişti buna

Transfer harcamaları

Tüketmişti… tüketici rantımızı

Geri bırakma etkisiyle

Fakirlik çemberine girmiştik…

 

Hatırlar mısın dalgalı döviz kuru saçlım;

Refahımızı;

Bhagwati’a göre artıracaktık

Viner’e göre ticaret yaratacaktık

Sen;

Ceterıs-Paribus’la evde bekleyecek

Ben de;

Açık piyasa işlemleriyle ilgilenecektim…

Kredi çarpanıyla

Euro dolarlarımız olacaktı

J eğrisine göre yapacaktık ihracatımızı

Buğday satıp… uçak alacaktık

Paramızın miktarını

Otomatik Stabilizatörlerle ölçecektik…

 

Oysa…

Teorilerimiz… Kuramlarımız…

Hep yarım kalmıştı…

Düşüncelerimiz

Standart sapmaya uğramış

Hızlandıranla varyansı dahi sollamıştı…

Duygularımız

Kriz ekonomisine girince

Aşkımızın orjınal philips eğrisini

Para politikası araçları dahi

Doğrultamamıştı…

 

Hatırlar mısın aritmetik boylum;

Polorize bölgede buluşup

5 Nisan’da aldığımız kararları…

Düğün masrafları için

PTT’nin T’sini

Gerekirse Kıbrıs’ı dahi satacaktık…

Düğünümüzü;

Merkez Bankası’nda yapacaktık

Şahitlerimiz;

Neo-Klasiklerle Yeni Keynesgiller olacaktı

Monetaristler para takacaktı bize

Keynes’te bunun altında kalmayacaktı tabi

Döviz Interbank piyasasından

Kredi açacaktı adımıza…

 

Ama… olmadı…

Gümrük Birliği’ne rağmen

Aşkımızı ihraç edemedik

Son iktisadi planımız olan

EFTA’ya dahi gidemedik…

 

Üzülme ekonometrik bakışlım;

Şu iki parametrelik Regresyon Aleminde

X’i Y’den ayırıp

Maltusyan tuzağa düşüren

Klasikler utansın!

(Y=aX+b)

(https://www.antoloji.com/marjinal-ask-2-siiri/)

*   *   *

Maliyecilerden sonra iktisatçıların aşk duygusunu meslekî jargonla ve mantıkla dünyaya nasıl yansıtabileceğinin bir örneğini de görmüş olduk. Şimdi beni bir merak aldı: Acaba doktorlar -özellikle cerrahlar- aşklarını meslekî bakışlarıyla ve tıp kavramlarıyla nasıl ifade ederler?

Serbestiyet, 26.05.2017

Ayrıca bakınız...

atilla-yayla-11

Emek, değer belirleyen midir, değeri belirlenen midir?

Yıllar öncesinde bir gün üniversitedeki odamın kapısı vuruldu. Bir kız öğrenci çekingen bir tavırla içeri ...