.: Berk Ünlü

İktidarı Özgürlük ile Denetlemek

Siyasal iktidarın gücünü kötüye kullanma eğilimi içinde olduğu kabulü ile düşünmeye başladıktan sonra siyasal iktidar elbette sizin için problemli hale gelecektir. Kimilerinin düşüncelerinin bu yönde olmasını doğuracak sonuçları siyasal iktidarlar zaman içinde defalarca göstermişlerdir. Bu yazıda işimizin siyasal tarih yazımı olmadığı ve olamayacağı için bu noktadaki somut örnekleri okuyucunun siyasal hafızasına bırakmak durumundayız fakat, küçük iki örnekle konuya bakmaya başlayabiliriz. Sokrates’in siyasal düşüncelerinden dolayı başının siyasal iktidar ile derde girmesinden tutun da, gününüz Türkiye’sinde Covid-19 aşısına neden bireysel olarak sahip olunamadığına kadar geniş bir perspektiften meseleye yaklaşabilirsiniz. Salt devlet regülasyonlu bir sağlık sistemi liberal özgürlükçülük açısından ne kadar olumlanabilir? Burada devlet gücünü bireylerin hürriyetlerini olumsuz olarak etkileyecek şekilde kullandığını görmüyor muyuz? Üstelik bu iki örnek, siyasal olarak kendini var etmekten, sağlık hizmeti satın almak noktasına kadar uzanıyor. Günlük siyasalın içinde verilecek örnekler ise “dünya” kadardır. O yüzden buradan konuya devam edelim diye düşünüyorum.

Bir siyasal olgu olarak iktidarın gücünü kötüye kullanmasına karşı geliştirilecek en iyi yöntemlerden bir tanesidir özgürlüğü-özgürlükleri düşünsel olarak gündemde tutmak ve olabildiğince devletin faaliyetlerinin karşısına getirmek. Fikir hareketleri bu konuda çok kritik bir role sahiptir. Gün sonunda siyasal davranışları düşünceler şekillendirecekse ki durumun böyle olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz, düşünceler ve fikirsel yaklaşımlar merkezi bir konuma sahiptirler. Özellikle özgürlükçü düşünce ile devletin karşısına dikilmenin söz konusu olması hayatidir. Bireylerin özgürlükleri, güvenlikleri ve öznel seçimlerden türeyecek mutlulukları buna ciddi oranda bağlıdır. Devlet çoğu davranışıyla bireyin yaşamsal alanını kısıtlamaya kalktığında ona karşı verilecek düşünsel yanıtlar veya cevaplar bireye önemli ölçüde destek sağlar, sağlayacaktır.

Tabiî burada özel mülkiyet kavramı da çok kritik bir yere ve öneme sahip. Bireylerin sahip olduğu özel mülkiyetin alanı düşünsellikler ve fikirler ile meşru hale getirildikçe birey kendini devletten koruyacak araçlara da o kadar çok sahip olacaktır. Özellikle otoriter-totaliter ideolojilerin devlet lehine olacak şekilde özel mülkiyeti ortadan kaldırmak istemeleri siyasal iktidarın belirli durumlarda özgürlükler ile arasının nasıl kötü olduğunu da bize kolaylıkla açıklar.

Düşünsellik ile meşruiyet kazanıp, siyasal iktidarın pek çok olumsuz davranışını gayri meşru hale getirmek çoğu eylemsellikten bile daha iyi yanıtlar veriyor ve verecektir. Burada aktivizm karşıtlığı noktasında değilim ama düşünselliğin ve fikirlerin daha çok öneme ve geçerliliğe sahip olduğunu düşünüyorum. Siz tabii aktivizmin bile kendisine düşünsellik ve fikirler üzerinden bir pozisyon çizeceğini ve belirleyeceğini söyleyebilirsiniz. Ben de bu noktada size katılırım. Ayrıca bir kritik bir nokta daha var. O da biraz soyut bir perspektiften bakarak, düşünselliğin veya fikirler iktidarının ne olacağıdır. Bir düşüncenin iktidar olması sonrası neleri siyasal olarak yaratacağı meselesi önemlidir. İdeolojilerden elbette liberalizm bu noktada diğerlerinden farklı bir yerdedir. Çünkü o, daha en baştan bir kabulle iktidarın meşru olmayan güç kullanımını sınırlamak ister. Dolayısı ile kendisini olumsuz bir iktidar gücüne döndürmesi teorik olarak mümkün görünmemektedir.

Ülkemiz üzerinden de meseleye baktığımda benzer bir durumu belirtmek durumundayım. Güncel iktidardaki siyaset ve bu siyaseti yapanların illiberal yaklaşımlarına karşı devletçi alternatifler getirmenin geçersizliğini görmek durumundayız. Bireysel olarak AKP’nin yerine liberal-özgürlükçü bir siyasal partinin iktidarda olmasını tercih ederim. Ancak burada kritik bir nokta daha var. AKP sonrası ve dışında alternatiflere de en az AKP kadar eleştirel yaklaşmak gerekiyor. Bireysel olarak bunu Hür Fikirler’de CHP ve Atatürkçülük üzerinde yapıyorum. Düşünce ve fikirler ile meselelere yaklaşarak AKP’den sonra -eğer olacaksa- farklı bir iktidarın şu andaki reel siyasetin içinde olmadığını da söylemek gerekiyor. Seçimlere doğru daha özgürlükçü başkan ve milletvekili adayları ortaya çıkabilir. Bu olasılık dahilindedir ancak düşük bir olasılık dahilindedir. AKP’ye alternatif olarak ortaya çıkanların otoriteryen devletçiliğe ve illiberal fikirlere AKP’den daha çok sarıldıklarını sanırım pek çok kişi rahatlıkla görüyordur. Evet AKP’siz bir iktidar istiyor olabilirim ama AKP yerine daha devletçi-otoriteryen bir iktidar da istemiyorum. Bir yanda da AKP’nin seçimlere kadar daha liberal siyasal tercihler yapabileceği olasılığı da var. Bu ne kadar mümkün tam olarak bilemeyebilirim ama, en azından böyle bir alternatifin bulunması ufak umutları içimizde barındırmamıza yol açabilir.

Bu noktadan aslında Türkiye’nin en önemli gündeminin bireylerin özgürlüğüne neden gelmediğini tartışmak faydalı olacaktır. Bir otoriteryen eğilimli siyasal kültüre sahip ülke olarak Türkiye’nin tüm meselelerinden daha önemlidir özgürlük meselesi. Hatta şöyle de düşünebiliriz: Özgürlük ve liberal fikirler etrafında diğer tüm konular şekillenebilecektir. İşin temeli veya en kritik noktası liberalizm üzerinden meseleleri değerlendirmek ve gündemi oluşturmaktır. Çok uzun zamandır illiberal fikirler gündemdeler ve bu fikirlerin Türkiye’yi getirdiği noktada bireyin özgürlüğünün nasıl tehlike altında olduğunu hatta, yer yer elinden alındığını da belirtebiliyoruz.

Reel politikin en sert oyuncuları bu düşünce ve fikir temelli yaklaşımlara küçümseyici gözle yaklaşabilirler ve yaklaşıyorlar. Onlar için en sert siyasetin Makyavelist-pragmatik tarafı net olduğundan dolayı, sert gücün fikirleri ezeceği söylemini kullandıklarının farkındayız. Bundan kolay kolay vazgeçmiyorlar. Üstelik bu yöntemler ile istedikleri sonuçları da elde ettiklerini gösteriyorlar. En sert somut silahlara karşı özgürlük düşüncesinin gücü bireyin birey olarak kalabilmesi için son derece gereklidir. Bizim elimizden de bu noktada ufak katkılar vermek geliyorsa, öyle yapmaya devam edebiliriz.