.:

İfade özgürlüğü ve \’marjinal\’ görüşler

İfade özgürlüğü uygar toplumun temel değerleri ve kurumları arasında en başta geleni. Aynen genel özgürlük gibi araç olarak da amaç olarak da bir değere sahip. Dolayısıyla hem deontolojik hem sonuçsalcı zeminlerde temellendirilmesi ve savunulması mümkün.

İfade özgürlüğü insanların tek tek veya gruplar hâlinde kamusal meselelerle ilgili görüşlerini söz, yazı ve davranışlarıyla açıkça dışa vurabilmeleri anlamına gelir. Özgür toplumda büyük bir değer ve gaye çeşitliliği vardır. Bu, insanların hemen her konuda farklı görüşler ve yaklaşımlar geliştirmesine sebep olur. Her hususta tıpkısının aynısını düşünen iki kişi olması hemen hemen imkânsızdır. Birbirine çok yakın duran, neredeyse hep aynı duygu ve fikirleri paylaşıyor görünümü veren iki zatı inceleme altına alsak, mutlaka, onlar arasında bile farklılıklar olduğunu buluruz.

İnsanlar arasında farklılıklar olması iyi midir kötü mü? Bu soruya cevap vermeden önce farklılıkların doğal olduğunu, bir sapma teşkil etmeyip normali yansıttığını vurgulamamız gerekir. Bu olgu aslında yukardaki soruyu geçersizleştirir. Biz yine de bir cevap bulmaya çalışalım. Farklılıklar, elbette, özellikle kamusal kararlar konusunda insanlar arasında gerginlik ve çatışmalara sebep olabilir. Beraber yaşama kurallarını geliştirememiş veya uygulayamayan toplumlarda ise şiddet kullanımına yahut grupların birbirinden ayrılmasına yol açabilir. Bunun tarihte birçok örneği var. Ancak, gerekli kuralları geliştirmiş ve mensupları arasında kurala uyma davranışı yaygınlaşmış toplumlarda farklılıklar toplum için bir nimete dönüşür.

Gerçek hiç kimsenin ve hiçbir görüşün yanılmaz tekelinde değildir. Farklı görüşlerin birbiriyle rekabeti insan zekâsını geliştirir. Alışılmış duruşların sorgulanmasına yol açar. Yeni ve heyecan verici fikirlerin ve tarzların ortaya çıkmasına zemin hazırlar. İnsan toplumlarının uzun vadede ilerlemesinin en iyi yolu budur. Hiç tereddütsüz söyleyebiliriz ki, ifade özgürlüğüne daha fazla yer veren toplumlar öyle yapmayan toplumlardan hemen her bakımdan daha başarılı olmaktadır. Hepsinden önce ve öte, kendisini ifade edemeyen insanların onurlu ve değerli bir hayat yaşaması zorlaşır. İfade özgürlüğü ortamı insanları erdem bakımından da geliştirir.

İfade özgürlüğü devletin resmî görüşlerine veya toplumda yaygın biçimde benimsenen, büyük kitlelerin doğruluğundan şüphe etmediği fikir ve inançlara aykırı görüş ve davranışların tezahür etmesine sebep olabilir. Bu yüzden devletler \’aykırı\’, \’marjinal\’ veya \’radikal\’ gördükleri görüşleri yasaklamaya ve toplumsal çoğunluklar bu yasakları desteklemeye meyillidir. Bu büyük bir hatadır. Yasaklama ne yasaklanan fikrin yanlışlığını ne de adına yasak uygulanan fikrin doğruluğunu ispatlar veya kuvvetlendirir. Tam tersini yapar. Ayrıca, ifade özgürlüğünü tanımayan toplumlar durağanlaşır ve dogmatikleşir. Yenilik yapma ve kendini yenileme gücünü kaybeder. İfade özgürlüğüne en çok aykırı fikirlere sahip olanlar ihtiyaç duyar. Fikir hayatı marjinal görüşlerin açıklanabildiği yerlerde zenginleşir. Bu yüzden, bir yerde ifade özgürlüğünün bulunup bulunmadığının başlıca ölçütü radikal ve marjinal görünen fikirlerin ifade edilmesine izin verilip verilmediğidir.

Türkiye\’de ifade özgürlüğünün önünde çeşitli engeller var. Bunların bir kısmı siyasî – hukukî, bir kısmı toplumsal. Son zamanlarda hükümetten ifade özgürlüğü açısından uygun olmayan bazı beyanlar geldi. Daha ziyade Kürt problemi bağlamında, federal sistem ve Kürtçe eğitim talep edilemeyeceği, istemeyenin başka yerlere gidip yaşaması gerektiği ve teklerden vazgeçilemeyeceği sert, öfkeli üsluplarla söylendi. Neyden vazgeçilip neyden vazgeçilemeyeceğine sonunda toplumun kendisi karar verecektir. Bunun olabilmesi için her türlü görüşün kendisini ifade etmesine izin vermek ve kırmızı çizgilerle yolu kapamamak gerekir. Zira bir kesim kendince ifade özgürlüğünün önüne aşılmaz çizgiler çekerse başkaları da o kesime engel olacak ayrı çizgiler çekebilir. Bu süreç sonunda ifade özgürlüğü iyice budanmış olur ve bundan tüm toplum zarar görür. Bir diğer önemli mesele, gittikçe popülerleşen \’nefret söylemi\’ anlayışı. Yakında yasal düzenlemelere tabi tutulması muhtemel nefret suçu ve nefret söylemi yaklaşımları ifade özgürlüğüne ağır darbeler indirme potansiyeline sahip. (Bu konuyu bir başka yazıda ele alacağım).

Bırakın her talep ve görüş -ama her talep ve görüş- kendisini serbestçe ifade etsin. Bunların yanlış olduğuna inananlar aynı düzlemde ve aynı tarzda onlara cevap versin. Uygar toplum budur, uygarlık böyle gelişir.

Bu yazı Yeni Şafak Gazetesi\’nde yayınlanmıştır.