.: Nihat Kaya

İdam cezasına neden karşıyım?

1- İdam telafisi olmayan bir cezadır.  Asla geriye dönüşü yoktur.

2- İnsanlık tarihinde yapılan birçok idamın haksız, yanlış, kasıtlı yapıldığı sonradan belgelenmiştir.

3- Özellikle gücü elinde bulunduranlar, kendileri için “tehdit” unsuru gördükleri kişileri, düzmece suçlar isnat ederek idam etmişlerdir. İslam dünyasında Hallac ı Mansur, Pir Sultan Abdal önemli örneklerdir.

Tarih bunun örnekleriyle doludur. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında “İstiklal mahkemeleri” onlarca insanı haksız yere ipte sallandırmıştır. Bizim en yakın tarihimizde 1960 Askeri cunta darbesinde Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan Yassıada’da uyduruk kararlarla idam edildiler.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları da haksız yere idam edilmiştir…

12 Eylül 1980 Faşist Evren yönetimi onlarca vatansever genci astı.

4- Çağdaş dünya, tarihsel birikiminden dolayı, hatalarını telafi etmek ve vicdan azabından kurtulmak için bu çağdışı cezayı kaldırmıştır. İleriye gideceğimize geri gitmeyelim. İnsanlık bilgi ve tecrübe birikimine saygı duyalım.

5- Orta Çağ’da bilim adamlarının dine ve hurafelere karşı çıktıkları gerekçesiyle giyotinlerle kafalarının kesildiğini unutmayalım.

Galileo’nun, Dünyanın Güneşin etrafında döndüğünü savunan bir bilim adamının, bu düşüncelerinden dolayı idamının istendiği 1614 yılı dünyasında verdiği bilim mücadelesi hâlâ nesilden nesile aktarılmaktadır.

Galileo yazdığı İki Kâinat Sistemi Üzerine Konuşmalar adlı kitabı ve ortaya attığı düşünceler ile suçlanarak mahkemede idam cezasına çarptırılmıştır. Daha sonra Galileo; eğer ölürse bilime bir katkı sağlayamayacağını düşündüğünden iddialarından vazgeçtiğini söylemiş, idam cezası ev hapsine çevrilmiştir. Bundan sonraki yıllarını geçirdiği evinde yeniden kitaplar yazan ve bunları gizlice başka yerlere ulaştıran Galileo, yaşadığı ev hapsi sırasında kör olmuş ve 1642 yılında hayata veda etmiştir.

Rönesans felsefesini biçimlendiren önemli kişilerden biri olan İtalyan filozof ve gökbilimci Bruno, hayatı boyunca, yaşadığı birçok yerde dinsizlik ile suçlandığı için ayrılmak zorunda kalmıştır. Yıllar sonra özlediği ülkesine geri döndüğünde, Galileo ile yaptığı bilgi alışverişleri ışığında çalışmalarını sürdürmüş; evrenin sonsuz ve eş dağılımlı olduğunu ve bu evrende dünyadan başka birçok gezegenin bulunduğunu ortaya koymuştur. Ancak bu görüşleri de Roma Katolik Kilisesi ile ters düştüğü için Engizisyon mahkemesinde yargılanıp sapkın ilan edilmiştir. Ona, iddialarını reddetmesi ve suçlarını kabul etmesi durumunda kilise tarafından affedileceği söylense de Bruno, Galileo’nun aksine düşüncelerinden vazgeçmektense ölmeyi tercih etmiş, 8 yıl süren hapis hayatının ardından diri diri yakılarak idam edilmiştir. Roma Fiorini meydanına gidenler, bu değerli bilim insanının yakıldığı yeri ve anısına yapılan heykeli görebilirler…

Dünyada da çok örnekleri olan ve yıllar sonra haksız yere idam edildikleri ortaya çıkan çok insan vardır. Aşağıdaki linkte bunun bazı örneklerini okuyabilirsiniz:

https://onedio.com/haber/hatali-idam-kararlariyla-hayatlari-ellerinden-alinan-13-masum-insan-815746

6- Osmanlı’da saltanat, makam ve çıkar çatışmalarından dolayı bazı paşaların, oğulların, bürokratların hatta  kundaktaki bebeklerin dahi katledildiğini unutmayalım.

7- Balyoz ve Ergenekon davası sanıkları, idam cezası kalkmamış olsaydı hepsi idamla yargılanıp, belki idam edileceklerdi. Ne oldu peki? Bugün anlaşıldı ki, ABD ve paralel yapı orduya kumpas kurmuş (burada şu düşüncemi de açıklayayım: Evet haksız ve kasıtlı suçlamalar, kumpaslar vardı, lakin her kes masum değildi ve içlerinde darbe planları olanlar da vardı…) Bugün hepsi salıverilen bu insanlar idam edilseydi kim bunları geri getirecek ve hesabını kim verecekti?

8- 15Temmuz 2016 Hain ve alçak darbe girişimi sonucu bir infial yaşadık. Bebek ve çocuk taciz ve cinayetlerinde içimiz yandı. Duygularımız kabarık. Öfkeliyiz. Yoğun duygu aklı kör edebilir. İdam idam idam diye bağıranların öncelikli olarak şuna dikkat etmesi gerek: İdam cezasının olmadığı ülkelerle idam cezasının olduğu ülkelerin suç oranları nedir? Bunu bir zahmet araştırsınlar…

9-Bu duygusal ve öfkeli halimizle ve de adalet terazisi çoktan bozulmuş olan hukuk sistemimizle, masum onlarca insanı da idam edebiliriz. Bir gemide 9 cani ve bir masum varsa, o masumun hakkı için o gemi batırılamaz…

10- Hem idam ve ölüm bazıları için bir kurtuluştur. Suçu netleşenlere her gün acı ve ıstırap yaşayacağı en ağır cezaları vermek daha mantıklıdır.

11- Kısasa kısası gündeme getirenlerin unuttuğu bir şey var. Biz dinî kurallara göre yönetilmiyoruz. Kaldı ki Bakara süresine göre, karşı tarafla anlaşma olup fidye verildiği takdirde kısas da ortadan kalkıyor.

12- En önemlisi de duygusal ve fevrî hareket eden sosyal genetiğe sahibiz. Olayların ağırlığına göre ani ve ölçüsüz davranabiliyoruz. Bu kararlar yarın dönüp bizi de vurabilir. Bu yüzden, durumsal ve tepkisel değil, evrensel insan hakları ve cari hukuk çerçevesinde hareket edilmelidir.

Nihat Kaya, Psikiyatr