.: Mustafa Ali Aykol

İdam bir çözüm mü?

Geride bıraktığımız günlerde anayasa tartışmaları bağlamında iki önemli konu gündeme geldi; vatandaşlıktan çıkarma ve idam. “Vatandaşlıktan çıkarma” oldukça ucu açık, nereye çeksen oraya gelebilecek, tehlikeli bir tartışma konusu. Vatandaşlık doğuştan gelen bir haktır. Hiçbir suretle devletler insanları vatandaşlıktan atamamalı, sadece isteyen vatandaşlıktan çıkabilmelidir.

Etyen Mahçupyan, Yüzyıllık Parantez kitabında “Modern çağda kimliği olmayan birey, yiyeceği içeceği olup da evi olmayan insan gibidir” der. Bir insanı vatandaşlıktan çıkarıp kimliksiz bırakmak, o insanı dünyada var olan bütün insan haklarından mahrum bırakmak anlamına da gelir.

Bu ve bunun gibi ucu açık anayasa maddeleri, kanun ve yönetmeliklerden yakın tarihte en çok muhafazakâr & dindar kesim zarar gördü. Hatırlayın, laikliğe aykırı olma, irtica tehlikesi gibi deli saçması sebeplerden dolayı başörtülü kadınlar kamusal hayatın dışına itilmeye çalışıldı. Söylediği şarkılar yüzünden Ahmet Kaya linç edildi, okuduğu şiirler yüzünden şu anki Cumhurbaşkanı Erdoğan zamanında hapse girdi.

İdam meselesine gelince, ülkede ne zaman bir olay olsa idamın gündeme gelmesi, ne zaman bir kötü haber alsak herkesin idam istemesi, idamın sihirli bir formül gibi lanse edilmesi garip. Garip, çünkü dünya üzerindeki farklı ülkelerde idamın kaldırılması/geri getirilmesi durumlarında suç oranlarında gözle görülür bir farklılık oluşmadığı gerçeği ortada duruyor.

Tabloda ABD’de idam cezasına izin veren eyaletler koyu yeşille, vermeyen eyaletler açık yeşille gösterilmiştir.  Çubukların yüksekliği, cinayet suçu oranlarını göstermektedir. Görülebileceği gibi, her sene, idam cezası olmayan eyaletlerdeki cinayet oranları, olanlardan dikkate değer miktarda düşüktür.
(Tabloda ABD’de idam cezasına izin veren eyaletler koyu yeşille, vermeyen eyaletler açık yeşille gösterilmiştir. Çubukların yüksekliği, cinayet suçu oranlarını göstermektedir. Görülebileceği gibi, her sene, idam cezası olmayan eyaletlerdeki cinayet oranları, olanlardan dikkate değer miktarda düşüktür.)

 

İdam cezası, 15 Temmuz  darbe girişimi  sonrasında tekrar gündeme geldi. Halkın idamın geri gelmesi konusundaki talebi, ilk defa 15 Temmuz sonrasındaki demokrasi nöbetlerinde böylesine yüksek bir seviyeye ulaştı. İdam cezasını talep etmek, kötü yönlendirilmiş öfkenin bir sonucudur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet temsilcileri de bu talebi görmezden gelemeyeceklerini belirten açıklamalarda bulundular. Bununla birlikte Türkiye’de idam geri gelir mi sorusu akıllarda soru işareti oluşturmaya başladı. Son olarak atılan adımlar ve yapılan açıklamalar idam konusunun meclise taşınacağını gösteriyor.

Ülke genelinde hukuka inanç toplumun her kesiminde çok sıkıntılı. Yargıdaki birçok insan FETÖ’ye hizmet etmekten dolayı görevden atıldı. Tespit edilemeyen, gözden kaçanlar da elbette vardır. Böyle bir ortamda vatandaşlıktan çıkartma, idam gibi hayatî öneme sahip konuların tartışılması zaten başlı başına bir problem.

Ben işlenen suç her ne olursa olsun idamın geri gelmesinin yanlış olacağını düşünüyorum. İdamın bir ceza türü olduğuna, geri gelmesi halinde suçların azalacağına inanmıyorum. Bir bireyin hayatına idam kararı vererek son verdirebilirsiniz fakat ona, masumluğu anlaşıldığında tekrar can veremezsiniz.

Ergenekon ve Balyoz gibi davalar süresince idam cezası yürürlükte olsaydı büyük ihtimalle FETÖ, birçok masumu sallandıracaktı. Tıpkı hapislere tıktığı gibi… Yarın da böyle bir şeyle karşılaşmayacağımızın garantisi yok. Bu yüzden idamı da vatandaşlıktan çıkarmayı da tartışmanın zamanı değil.

Ayrıca bakınız...

Liberallerin “Bu Ülke”yle İmtihanı

Liberallerin “Bu Ülke”yle İmtihanı

Bu yıl Liberal Düşünce Kongresi’nin yirmi ikincisini düzenledik. Her yıl Kasım ayında, Kapadokya’da düzenlediğimiz kongreye, ...