.: Murat Yılmaz

Hukukçular eleştirilemez mi?

Bu hafta, bugün siyasetle uğraşan cesur bir hukukçunun acı tespitlerini sizinle paylaşmak istiyorum. Önder Sav’ın bu tespitlerini geçtiğimiz günlerde vefat eden değerli hukukçu ve liberal merhum Kazım Berzeg sık sık dile getirirdi.

Hukuk camiasında olmaması gerekenler olurken, olması gerekenler olmuyor… Her gün yeni bir hadise patlak veriyor; yargı organları da, barolar da hukuk fakülteleri de hadiseler karşısında çözüm üretemiyor. Basın meselenin magazin yönüyle ilgileniyor ve bir süre sonra da, yeni bir skandala kadar meseleyi unutuyor. Muhalefet meselenin kendisiyle uğraşmak yerine, bu hadiseleri hükümeti eleştirmek dışında bir perspektifle değerlendirmiyor. Hâlbuki mesele çok ciddi, vaktiyle devlet işleri için “Bütün işlerimiz A’dan Z’ye bozuktur” diyen Başbakan Refik Saydam gibi cesur hukukçulara ve çözüm arayışlarına ihtiyaç var. En son Anayasa Mahkemesi’nin kararı üzerinden yaşanan tartışmalar ve bilhassa paralel yapının hukuk camiasına verdiği zarar, hukuk reformunu ve tartışmasını kaçınılmaz kılıyor.

1984 yılının Ankara Barosu dergisinde yayınlanan aşağıdaki satırların sahibi, zamanın Ankara Barosu Başkanı, daha sonra CHP’nin ikinci adamı olan Önder Sav’dır:

Mesleğin onuru olmalı

“Mesleğin onurunu ve baroların bağımsızlığı ilkesini korumaya çalışırken karşılaştığımız pek çok sıkıntı ve güçlük var. Adalet Bakanlığı ile çelişkiye düştüğümüz hususlar var. Bunların hepsini size aktaracak değiliz, ancak bir önemli konuyu sizlere duyurmayı da görev bildik. Zaman zaman yargıçlık ve savcılık mesleğinden ayrılıp baromuza kaydını yaptırmak isteyen meslektaşlarımızla ilgili değerlendirmelerimiz ve verdiğimiz kararlar yanlış anlaşılıyor.”

Avukat olamayacak hâkimler

“Geride bıraktığımız bir yıllık dönemde yargıç ve savcılıktan ayrılarak avukatlık için baromuza kayıt isteğinde bulunan pek çok başvurudan sadece 4 kişinin isteğini reddettik. Üzülerek söylemek isteriz ki 3 tanesi hakkındaki karar, Türkiye Barolar Birliğinden de onaylandığı halde Adalet Bakanlığınca geri çevrildi. Başvuranların sicilleri Baromuzca ret kararı verilmesini gerektirecek derece de önemli görüldü.”

Böyle hâkim olur mu?

“Adalet Bakanlığı kararı ile Baro levhasına yazmak zorunda kaldığımız birisinin sicilinden bir pasajı aktarıyorum: ‘Cumhuriyet savcısına küfür edip, tabanca çekmek, şehirdeki, bar ve pavyonlara gitmek, kardeşinin metres hayatı yaşadığı bir kadının hissedarı olduğu otelde uygunsuz kadın ve erkeklerin yakalandığı ancak, bunların hâkim olan kardeşinin hatırı için himaye edildikleri ve tutuklanmayarak serbest bırakıldığı yolunda söylentilerin çıkmasına sebebiyet verdiği- çevrede fuhuş yuvası olarak bilinen otel ve gazinonun müdüriyet odasında zaman zaman oturduğu, buraya gelenlere ilgi gösterdiği, garsonlara emir verdiği, bu tutum ve davranışı ile sözü edilen otel ve gazinonun ortağı bulunduğu yolunda bir söylentinin çıkmasına yol açtığı-çevrede iyi tanınmayan şahıslarla sıkı ilişki kurduğu ve bu arada kaçakçılıkla ün yapıp Sıkıyönetimce bölge dışına çıkarılmış bir kişiyle arkadaşlık edip, kumar oynatarak fuhuş yaptığı… İş sahiplerinden rüşvet aldığının şayi olduğu, hemen tüm yöre halkının bu durumu bildiği, kahvehanelerde konuşulduğu, halk arasında ve aile toplantılarında Banker Yargıç olarak bahsedildiği…”

“Sicildeki olayları daha fazla söyleyip içinizi karartmak istemiyorum; ancak bu değerli hukukçuya, 7 kez tevbih, (tekdir, azarlama) bir kez aylık kesme ve üç kez de yer değiştirme cezası verildiğini eklemek istiyorum ve sizlere soruyorum: Böyle bir zat sırf yargıçlıktan atılmadı diye mükâfatan Baro Levhasına avukat olarak yazılmalı mıdır, yazılmamalı mıdır?”

Adalet Bakanlığı sicilleri değerlendirmeli

“Sicilde yazılı olanların sadece birini yapmış olan bir avukat adayını mesleğe kabul etmez iken niçin yargıçlıkta tutulmaması gerekirken tutulmuş olan bir kişiyi levhaya yazmak zorunda olalım? Adalet Bakanlığı bu tür bir olayda verilmiş olan ret kararını bozarken ‘Aksine bir kabul, avukatlığın hâkimlikten daha üstün ve daha onurlu bir meslek olduğu iddiasına yol açar ki, böyle bir iddianın kanuna ve hukuka uygun bulunmadığı tartışma götürmeyecek kadar açıktır’ gerekçesini kullanmıştır. Bu gerekçeye katılmak olanağı yoktur.”

Hukukçular bugün neden susuyor?

Konunun bir meclis araştırmasıyla incelenmesi, sivil toplum kuruluşları ve basın tarafından hak ettiği düzeyde tartışılması gerekiyor. Bu vadide hukuk kökenli siyasetçilerin bu tartışma ve ıslah çalışmalarına öncülük etmesi kamuoyu tarafından haklı olarak talep ediliyor.

Hukukçular eleştirilmez mi?

Hukuk sistemindeki yozlaşmalar Eski Yunan’dan bu yana ciddiyetle takip edilir ve eleştirilir. Mesela yargıçların ele alındığı Eşek Arıları piyesi tamamen bu amaçla kaleme alınmıştır. Bizde ne yazık ki, yargıçları ve mahkemeleri eleştirmek hala mümkün değildir. Hukukçular dışarıdan gelecek eleştirilere kapalı oldukları gibi içeride de bir meslek taassubuyla birbirlerini eleştirmekten kaçınmaktadırlar. Ayrıca mesleki dokunulmazlığın çok ötesine taşınan bir dokunulmazlık zırhının içinde olan hukukçuların, suç iddiaları karşısında yargılanmaları, hatta disiplin kovuşturmasına uğramaları dahi neredeyse imkânsızdır. Hâlbuki hukuk devletinin gerçekleşebilmesi için, evvela hukukçuların hukuka uyması ve uymayan meslektaşlarını cezalandırması gerekmektedir. Aksi halde adalet gerçekleşmez.

Yeni Yüzyıl, 06.03.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/hukukcular-elestirilemez-mi-1564