.: Atilla Yayla

HDP’nin Suriyeli Sığınmacılar Hakkındaki Görüşleri?

Suriyeli sığınmacılar hakkında yıllardır yazıp çiziliyor, konuşmalar ve tartışmalar yapılıyor. Bu sayede hemen hemen her siyasî partinin bu konudaki görüşlerinin neler olduğu biliniyor. Bir istisna ile: HDP
HDP resmî söyleminde barış, kardeşlik, eşitlik, insanlık gibi kelime ve kavramları çok sık kullanıyor. Sözleriyle politikalarının ve alandaki davranışlarının ne kadar uyumlu olduğu tartışmaya açık. Keşke birileri bu konuda araştırmalar yapsa da hakiki durumu görsek. Ancak, bu doğrultudaki eleştirilere karşı bir Türkiye partisi olduğunu ısrarla söyleyen HDP Suriyeli göçmenler konusunda açık, net, anlaşılır bir görüş ortaya koymuyor. Aslında Suriye’deki iç savaş, Esed rejiminin masum insanlara karşı saldırıları ile cinayetleri ve katliamları hakkında da fazla ses çıkarmadı, çıkarmıyor, ama benim bu yazıda ilgilendiren Suriyeli sığınmacılara yönelik görüşleri ve tavırları.
HDP Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılara karşı açık kapı politikasını nasıl karşılıyor? Doğru mu buluyor yanlış mı? Doğru buluyorsa niçin destek mahiyetinde birkaç kelam etmiyor ve niye elindeki belediyeleri zamanında bu zavallı insanlara yardımcı olacak bir şeyler yapmak için harekete geçirmedi? Yanlış buluyorsa niçin yanlış buluyor? Türkiye’nin açık kapı politikasında vaz geçmesini mi istiyor? Yanlış buluyorsa, Suriyeli sığınmacılar Arap değil Kürt olsaydı yine yanlış bulur muydu? Türkiye’nin mültecilere yönelik politikasının doğruluk veya yanlışlığını tayin eden şey sığınmacıların etnik kökeni mi? Yoksa dindar veya seküler olması mı?
Yanlış hatırlamıyorsam, birkaç yıl önce Kahramanmaraş’ta Kürt nüfusun yoğun olduğu bir yerde Suriyeli mülteciler için geçici bir kamp açılması söz konusu olunca Kürt siyasetçilerden ve kanaat önderlerinden şiddetli itirazlar gelmişti. Türkiye’nin bu yolla bölgenin demografik yapısını değiştirmek istediği iddia edilmişti. Sonra bu düşünce hayata geçmedi. Sonunda sığınmacıları kamplara yerleştirme politikasından da vazgeçildi. Diğer yerlerdeki kamplar da kapatılıyor. Suriyeli göçmenlerin %90-95’i artık toplumsal hayata daha kolay intibak etmelerine izin verecek, imkân sağlayacak şekilde şehirlerde yaşıyor. Kürt kanaat önderleri ve siyasetçileri Kürtlerin yoğun olduğu bir yerde sığınmacı kampı açılmasına hangi gerekçeyle karşı çıkmıştı? Karşı çıkış ahlâkî ve insanî miydi? Demografik denge denilen şey neden korumaya değer olsun? Demografik denge sadece Kürtlerin olduğu yerlerde mi bozulmamalı? Demografik denge mesel Batı’dan Doğu’ya göç eden vatandaşlarımızın olmasıyla bozulsa ne denecektir? Demografik dengenin bozulmasına karşı çıkmak sadece bu Kürt kanaat önderleri ve siyasetçiler için mi haktır? Demografik dengeyi koruma yalnızca Kürtler için mi haklı bir endişedir? Batı’da yaşayan insanların da aynı şekilde Kürtlerin batıya göç edip yerleşmesine demografik denge bozulacak diye karşı çıkma hakkı var mıdır, olabilir mi? Neden Doğu’dan Kürtler Batı’ya göç edip yerleşebilirken Batı’dan Kürt olmayanlar Doğu’ya göç edip yerleşemiyor? İş imkânlarının azlığı gibi faktörler mi yoksa güvenlik endişeleri mi buna yol açıyor? Güvelik endişeleri yol açıyorsa bu endişeler Türkiye Cumhuriyeti devletinden mi yoksa PKK’dan mı kaynaklanıyor?
Türkiye’de zaten bir Arap nüfus vardı. Suriyeli göçmenlerin büyük bölümü elbette Türkiye’de kalacak. Yani Arap nüfusu artacak. Nüfus artış hızının bu insanlar arasında hâlâ yüksek olduğu düşünülürse 10-20 sene içinde Türkiye’de Araplar Türk ve Kürtlerin ardından üçüncü büyük grup olarak nüfus kompozisyonumuza eklenecek. Kürt kanaat önderleri ve siyasetçileri buna sevinir mi üzülür mü? Bir gün Kürtlerin hakkını istiyorum iddiasıyla ve gerekçesiyle teröre başvuran bir Arap PKK’sı çıkarsa Kürt kanaat önderleri ve siyasetçileri buna nasıl bakar? Hak talebi iddiasıyla insanların öldürülmesini makul karşılar ve meşru bulur mu?
Daha fazla soruya gerek yok. Meramımı yeterince açık biçimde anlattığımı zannediyorum. Kürt kanaat önderlerinin ve özellikle HDP idarecilerinin bu konulardaki görüşlerini öğrenmek istiyorum. Lütfen beni merakta bırakmasınlar.

Yeniyüzyıl, 9 Mart 2019