.: Nihat Kaya

Hangi Erkekler Eşini Aldatmaz?

Her erkeğin, mutlaka eşini aldattığı inancı çoğu insanda vardır. Kadınlar arasında bu kanaat daha yaygındır. Onun için, bazı kadınlar şöyle der: “Evini, beni, çocuklarını ihmal etmesin; kadınlara para yedirmesin, aşık olup bizi terk etmesin, bana bir hastalık bulaştırmasın, ne halt yerse yesin, geri evine dönsün…”

Peki, her erkek eşini aldatır mı? Tabiî ki hayır!

O halde, hangi erkekler eşini aldatmaz?

  • Eşine aşırı düşkün, her şeyi onunla paylaşmayı seven, onsuz adım atmayan erkekler. Bu erkeklerin bir kısmı, bağımlılığa yatkındır. Bir kısmı, gerçekten eşiyle paylaşmayı, yaşamayı ilke edinip, ondan zevk alan bireylerdir. Bir kısmı da geçmişlerinde annelerine aşırı düşkün olmalarıyla bilinirler. Anneyle kurulan sıcak ilişki, eşle de kurulur. Eşte “anaçlık” yönü belirginse, erkek aradığını bulmuştur…
  • Eşini çok seven ve saygı duyan erkekler. Bu sevgi öyle bir sevgi ki, eşiyle bütünleşen ve adeta ayrı bedenlerde bir ruh gibi birleşen çiftlerdir. Sevgi bağı öylesine güçlüdür ki, hiç akıllarına, hayallerine dahi ayrı bir insan gelmez.
  • Eşinden aşırı korkan, çekinen ve evde hâkimiyetin kadında olduğu durumlarda; erkek ya aldatmaz, ya da istese bile aldatamaz. Bu durumda olan bazı erkekler kendilerini kanıtlamak için aldatmaya meyledebilirler. Kendilerine ilgi gösteren, değer veren, “erkekliğini” hissettiren kadınlara ilgi duyabilirler, “zedelenen egoları” bu sayede onarılır.
  • Prensipli, kuralcı, dürüstlüğe aşırı önem veren erkekler de aldatmaz. Bu erkek tiplerinin ortak özeliği şunlardır: Açık sözlü, içi dışı bir, matematiksel ve mantıksal düşünme yetileri gelişkindir. Ahlâkî değerlere çok önem verirler. Bir kısmı dindar bir kısmının dinle alâkası olmadan ahlâkçı bir felsefeye sahiptirler. Kendilerine yapılmasını istemedikleri olumsuz davranımları, başkalarına asla reva görmezler.
  • Gerçek anlamda dini bütün, mümin erkekler asla eşlerini aldatmaz. Günümüzde dindarım, muhafazakârım diyen birçok erkek eşini aldatmaktadır, ya günü birlik,  ya metres edinerek, ya da gizli nikâh kıyarak bu eylemi gerçekleştirirler. Bu erkeklerin bir kısmı, aşırı “ahlâklı” ve “namuslu” görünerek bu davranışlarını maskelerler. Hakiki manada, din değerleri özümsemiş dindar bir erkek, bu tür eylemlere tevessül etmez.
  • Tutumlu, hatta cimrilik derecesinde tutumlu erkekler de kadına “masraf” etmemek için aldatmazlar.
  • Hijyene çok önem veren, hastalık bulaşmasından aşırı korkan erkekler de eşlerini aldatmaz. Korunarak dahi olsa, başka kadınlarla ilişkiden kaçarlar.
  • Pasif, çekingen, utangaç, içine kapanık erkekler de eşini aldatmaz. Karşı cinsle yüz yüze, göz göze gelmekten çok çekinir utanırlar. Yüzleri kızarır. Terlerler. Elleri ayakları birbirine dolaşır. Aşırı heyecanlanırlar. Titrer, kekelerler.  Reddedilmekten, beğenilmemekten aşırı korkarlar. Bu özelliklerinden dolayı isteseler de eşlerini aldatamazlar.
  • Daha önceden eşini aldatıp yakalanıp, boşanmanın eşiğinden dönen bazı erkekler de bir daha eşini aldatmaz. Eşi affetmişse, evliliklerinde adeta “ikinci baharı” yaşarlar. Birbirilerini yeniden keşfederler. Bir kısmında ise, kadın sürekli bu olayı erkeğin başına kakar ve onu aşağılar. Evde kadın hâkimiyeti kurulur. Erkekte suçluluk psikolojisi, pişmanlık ve yuva dağılmasın diye boynunu büküp eşinin etrafında döner.
  • Geçmiş yaşamında aldatılan bazı erkekler de aldatmaz. Aldatılmanın ne denli “derin acılar”, izler bıraktığını yaşamış bazı erkekler, empati kurarak eşine bu acıyı yaşatmaz.

Esas mesele, aldatıldığını öğrenen ve kesin delilleri olan kadının ne yapacağıdır.

Kadının psikolojisi alt üst olur. Farklı duygu ve düşünceler ortaya çıkar. Eşinden hiç böyle bir davranış beklemeyen kadının dünyası alt üst olur.

Çok ciddi anlamda “dünya başına yıkılır”, güven duygusu yerle bir olur. Kendini küçük düşürülmüş, aşağılanmış, dışlanmış hisseder. Sevilmediğini, değersiz görüldüğünü düşünür. Utanır. Sanki herkes biliyormuş gibi, topluma çıkmaktan çekinebilir. Eşine çok büyük kızgınlık, öfke duyar. Bazı kadınlar intikam almak ister. Bazısı susar, acısını içine gömer, bir şey yokmuş gibi yoluna devam eder. Bazıları, öğrenir öğrenmez, konuşmaya, tartışmaya, kavgaya başlar. Sürekli eşini takibe alır. Bütün delilere ulaşır ve eşinin önüne serer. Bu konuda kadınlar, “değme ajandan “daha mahirdirler. Kocaları ya sürekli inkâr eder, kabul etmez. Bu durumda kadınlar daha da çıldıracak duruma gelir. Şiddete varana kadar davranışlar ortaya çıkar. Bazı erkekler kabul eder, özür diler, yeminler eder. Her şeyini “açık eder”, her şeyi ortada ve ulaşılabilirdir. Hatta bir kısmı, bütün iş gezilerine ve gideceği yere eşini de götürür.

Bazı kadınlar ise hemen evi terk eder. Bazısı hemen boşanma davası açar.

Bazı kadınlar, eşinin kendisini aldattığı kadını bulur. Onunla ya oturup medenice detayları öğrenir ve ona göre planını yapar, ya da ona “dünyayı dar etmek” için elinden gelen her şeyi yapar…

Böylesi bir travmayı Allah kimseye yaşatmasın. Çok zor bir durumdur. Ölüm acısından daha derin acılar yaşatır aldatılan tarafa.

Kadın nasıl davranmalı ve nasıl bir yol izlemeli?

1-Fevrî bir kararla hemen mahkemeye gitmemeli ve boşanmamalı. (Ama çok önceden, böylesi bir durumda kesinlikle “boşanırım” diye karar varsa  ve bundan eminsek boşanabiliriz.)

2- Önce durum değerlendirmesi ve konuyu detaylarıyla analiz etmeli. Nasıl bir yol izlemeliyim? Boşanmak bir çözüm mü? Boşanırsam beni neler bekliyor? Boşanmazsam nasıl bir yol takip etmeliyim? Bütün bu soruları netleştirmeden karar almamak gerekir. Bu süreçte eşi görmek istemiyorsak ya onu evden gönderelim, ya biz evi terk edelim…

3-  Eğer boşanılmayacaksa, aldatılmayla ilgili detayları kesinlikle öğrenmeyin.  Bunlar size çok acı verir. Gittikleri yerler, resimler, mesajlar, romantik ortamlar, nerede seviştikleri size çok ağır gelir.

4- Yine boşanılmayacaksa, iki yol çıkıyor önümüze; ya her gün bu konuyu gündeme getirip kavga yapmak ve birbirinin canını yakmak, ya da bir şey yokmuş gibi, olmamış gibi yeni bir hayata başlamak.

5- Bu vesile ile yeni bir anlayışla hayatı yaşayabilirsiniz, kendinize çeki düzen vererek, kendini önemseyerek, gereksiz fedakârlıklardan uzaklaşarak, hayata daha fazla bağlanarak, hobi edinerek, çalışarak…

6- Bu seferlik “affedip”, evine dönmesini garanti altına alıp, ikinci bir aldatmada kesin boşanma kararı alıp, “sıfırdan” evliliğe başlayabilirsiniz.

7- İntikam almak için, siz de aldatmayı düşünebilirsiniz. Aklınıza gelebilir. Bazılarınız bunu hemen, bazılarınız ilerleyen dönemde yapabilir. Bazılarınız bunu asla yapmaz. Siz de aldattığınızda, ya “rahatlar- eşitlenirsiniz” ve öfkeniz diner, evliliğe devam edersiniz; ya da aldattığınız için vicdan azabı çeker, pişmanlık depresyonu yaşayabilirsiniz. Bu konuda sabırlı olup, bu süreci atlatmadan asla böyle bir davranışta bulunmayın.

8- Bu süreci etrafa fazla yaymayın. Mümkünse bir psikolojik destek alarak süreci yönetin. Sizi kıskanan, fesat ruhlu insanların tahriklerine kapılmayın. Dürüst, samimi ve sizi seven insanlarla istişare edin.

9- Varsa çocuklarınız onları olayların içine çekmemeye gayret edin. Hele hele birbiri birinize karşı kullanmayın!

10- Sabır, metanet ve sağduyuyu elden bırakmamaya dikkat edin. Öfkeyle kalkan zararla oturur. Acele etmeyin. Eşinizle duygularınızı, neler hissettiğinizi mutlaka paylaşın. Kızgınlığınızı, öfkenizi belirtebilirsiniz. Hiçbir şey yokmuş gibi kendinizi bastırmayın. Tepkilerinizi zamanında verin.  Şunu hiçbir zaman unutmayın! Sizi aldatan kendisini aldatıyordur. Yaşadığı ortaklığa ve sadakate o “ihanet” etmiştir. Hiçbir sebep bu davranışını haklı çıkaramaz. Yaptığı eylemin doğuracağı sonuçlara katlanmak durumundadır. Bu süreçte, sağlıklı bir çözüm üretmek için, onu bu yola sürükleyen sebepleri de anlamaya çalışınki, çözümde size yol göstersin. Kendinizi bırakmayın. Hayata daha sıkı tutunun. Gerektiğinde bir uzmandan yardım almaktan çekinmeyin…

Ayrıca bakınız...

Sarah Connor’u korumak

Sarah Connor’u korumak

Eğer siz de benim gibi 90’larda çocuk olduysanız, 2003’de Terminatör’ün Kaliforniya Valisi olduğunu zannederek dehşete ...