.: Mehmet Ali İlkaya

“Göstergeç” ile “Bırakınız Yapsınlar, Bırakınız Geçsinler”i Karıştırmak

Ülkemizdeki siyasal çalkantı o kadar yüksek ki; 30 Mart Yerel yönetimler seçimleri maalesef gölgede kaldı. Bu tablo ile adayların (belediye başkanı) vaatleri, projeleri hemen hemen hiç tartışılmadı. Bazı liberaller bu seçimde CHP, MHP ve BDP gibi partilere oy verilmesi gerektiği düşüncesindeler. Her görüşe ve tercihe saygı duymak durumundayız. Buna mukabil acaba adı geçen büyük partilerin hizmet ve projeleri liberal değerlerle ne ölçüde uyuşuyor. Bu yazıda siyasal vaatlerden (özgürlük, hukuk vb.) ziyade ekonomik vaatler irdelenecektir. Kaldı ki; bir partinin söylemsel özgürlük vaatlerine sorgusuz sualsiz neden inanalım. “Devleti nasıl yöneteceğiz göreceksiniz!” diye haykıran tek parti zihniyetinin devamı olanlar inandırıcı mı?

Liberalizm, serbest piyasa sistemini kabul eder, bu açıdan, ekonomik özgürlükler, mülkiyet hakkının güvencede olması tartışılmaz değerdedir. Dolayısıyla, birçok iş ve hizmetin piyasa eliyle yapılması taraftarıdırlar. Oysa irili ufaklı tüm partiler mega projeler, sayısız hizmet alanı ile oy toplamaya çalışıyorlar. Yerel yönetimlerin güçlenmesinden, devasa kadrolar, sayısız danışmanlar gibi bol keseden ekonomik kaynak dağıtıcılığı yapacaklarını vaat ediyorlar. Bütün bu manzaradan devletin küçüleceğini beklemek biraz hayalcilik olarak görülmelidir.

Ak Partili adaylar geçen dönemlerde olduğu gibi, daha mega projelerle seçmenin karşısında. CHP ve MHP ise, tam bir “yeniden dağıtımcı” misyonu ile seçmenden oy istiyorlar. CHP’nin İstanbul Büyükşehir adayı Sarıgül, “göstergeç” adını verdiği kartla yılda 10 ay boyunca öğrenci, öğretmen ve akademisyenleri ücretsiz taşıyor. Yani “bedava”, Sarıgül ve CHP’nin çokbilmişleri “bedava” yapınca, o hizmet bedava mı oluyor? Şöyle soralım, gösterip geçmek mümkün olmadığına göre bedeli kim ödüyor. Tabiî ki, o hizmeti sayılan ayrıcalıklı sınıflardan olmayanlar ödüyor. Asgari ücretle çalışanlar, onlardan en az üç katı fazla maaş alanların otobüs biletlerini ödüyorlar. Sarıgül ve avenesi, bir kaynak dağıtımı yapıyor, fakirlerden daha zenginlere doğru bir finans transferi vaat ediyorlar. Bunun literatürdeki adı; “yeniden dağıtım” dır ve liberal ilklere en az 180 derece zıttır. CHP’nin Ankara adayı Yavaş’da benzer vaatlerle oy istiyor. MHP’nin İstanbul ve Ankara adayları daha insaflı daha düşük bir bedel ile şehiriçi ulaşım sağlayacaklarını iddia ediyorlar. Ama zaten biliyoruz ki, şehiriçi ulaşım şirketleri genelde zarar ediyorlar, bir de buna bilet fiyatlarını komik bedellere düşürmek eklenirse kısa zamanda sistem çökecektir veya oluşan zarar vergi mükelleflerinden orantısız olarak tahsil edilecektir. Benim düşüncem nettir; bir hizmeti veya malı alan bedelini ödemelidir, benim yol ücretimi başka birisi karşılar ise katiyen buna razı olmam, olamam. Adil olan budur, yeniden dağıtım kim nasıl yaparsa yapsın adaletsizlik ortaya çıkarır. “Göstergeç” vb. tasarruflar kesinlikle liberal ilkelere uyan, kabul edilebilir projeler değildir.

Bir liberal, yerel veya merkezi yönetimin, süreli, temel gıda vb. dağıtım programlarına destek olabilir. İnsanları, “hazır”a alıştırmak, çalışmadan üretmeden, risk almadan kazanmasını sağlamak, bireyi tüketici ve etkisiz kılar. Değerli adaylar, yeniden dağıtım projeleri yerine, ticaret yerleri, geniş Pazar alanları, serbest bölgeler gibi girişimciyi destekleyen projeler geliştirin, insanlarımız bir kısıtlama olmazsa kendi hayatlarını gayet güzel kazanırlar. Serbest piyasacı, bireye değer veren, ticareti, üretimi önceleyen aydalar, sanıldığının aksine daha çok oy kazanacaktır.