.: Atilla Yayla

Gnostisizm: Eski bir modern bir hastalık

Gnostisizm özel bilgiye dayalı kurtuluş inancı olarak tanımlanabilir. Antik ve modern versiyonları vardır ve tarihte, özellikle 20. Yüzyılda, önemli izler bırakmıştır. Gnostisizmin ne olduğunu en iyi anlayan ve anlatan düşünürlerden biri Eric Voegelin’dir. Bengül Güngörmez, bu düşünür hakkındaki ‘Eric Voegelin: İnsanlık Draması’ (İstanbul: Paradigma Yayınları, 2011) adlı çalışmasında Voegelin’in gnostisizm hakkındaki tespit ve düşüncelerini de özetlemekte.

Gnostisizm Hristiyanlıkla ve cennet fikriyle doğrudan ilişkilidir. Ancak, seküler versiyonları da mevcuttur. Gnostisizmin Hıristiyanlıktan kaynaklanmış olması yüzünden, bu seküler versiyonlar da aslında birer teolojidir. Voegelin’e göre Batı politik düşüncesini ve praksisini hâkimiyet altına alan gnostik hareketlerin altı temel özelliği vardır. Güngörmez’den aynen alıntılayalım:

‘I- Gnostik mevcut durumdan memnun değildir. Bu durum aslında bize çok şaşırtıcı gelmez. Hepimiz içinde bulunduğumuz durumun şu yahut bu veçhesinden tamamıyla memnun değilizdir.

II- Bu dezavantajlı durumun, dünyanın özünde yanlış bir şekilde organize edilmesinden kaynaklandığına inanç.

III- Dünyanın kötülüğünden kurtuluşun mümkün olduğuna inanç.

IV- (V)arlık düzeninin tarihsel süreç içinde değişmek zorunda kalacağına inanç. Sözü edilen sefil dünyadan iyi bir dünya tarihsel olarak evrilmelidir. Bu varsayım bütünüyle açık değildir, çünkü burada Hıristiyan çözümün de düşünülmesi mümkündür, yani dünya tarih boyunca aynı kalacaktır ve insanın nihaî kurtuluşu ölümdeki inayetle gerçekleşecektir.

V- Beşinci hususta dar anlamıyla gnostik özelliğe gelmiş bulunmaktayız –varlık düzenindeki değişikliğin insanî eylem alanında gerçekleşeceğine inanç; bu kurtarıcı eylem, insanın kendi çabasıyla mümkündür.

VI- Varlığı değiştirmenin yolu olan Bilgi –Gnosis- gnostiğin merkezî meşguliyetidir. Gnostik, kendisini ve dünyayı kurtaracak formülün mucididir. O, aynı zamanda dünyayı kurtaracak bilgiye sahip olduğunu ilan etmeye hazır bir ‘peygamber’dir’.

Sanırım bu alıntı gnostisizmin ne olduğu ve gnostik zihniyetin görünümü hakkında epeyce bilgiyi vermektedir. Gnostikler dünyada mutlak kuruluşun –buna dünyanın bütün problemlerinin mutlak olarak çözülmesi de diyebiliriz- mümkün olduğuna inanırlar. Bunun formülü kendi ellerindedir. Çünkü, onlar bunun bilgisine sahiptirler. Bu yüzden, bütün gnostik yaklaşımlar eskatolojiktir (ebedî kurtuluşcudur).

Gnostikler kitlelerin kurtuluş formüllerinden söz ederler. Bu, sıradan dinleyiciyi gnostik ideolojinin bir kurtulması gerekenler –köleler- ideolojisi olduğu kanaatine sürükler. Oysa, gnostisizm, Umberto Eco’ya atıfla, Hıristiyanlığın tersine, bir köleler dini değil efendiler dinidir. Efendiler aslında kitlelere kurtuluşu bahşetmektedir. Onlarsız, kurtuluş olmaz. Leninist öncü parti teorisinden seçilmişler anlayışına kadar dar kadro hareketlerini izah etmekte bu kavrayış çok işimize yarar.

Güngörmez’den tekrar aynen alıntılayalım: ‘Voegelin’e göre, modern dönemde zuhur eden nasyonal sosyalizm, faşizm, komünizm gibi modern politik ideolojiler içkin bir eskatolojiye sahiptirler ve bu dünyada bir cennet tasavvurlarıyla gnostik bir özellik sergilerler. Onlar tarihsel olarak ve muhtevasıyla dinî bir görüşün taklitleridir. Onların temel varsayımı, insan eylemiyle bu dünyadaki kötülüğe bir son verilebileceği, bu dünyada bir cennet kurulabileceği, mükemmel bir toplumun yaratılabileceğidir. Gnostik muhtevaya sahip bu ideolojik ve kitlesel hareketler, insan doğasının radikal değişimini arzularlar ve bunu da en genelde kurumların radikal transformasyonuyla gerçekleştirmeyi amaçlarlar’.

Gnostik yaklaşımların yukarda sayılanlardan başka örneklerine de işaret edebiliriz. Sözün gelişi, Kemalizm, zayıf felsefî temelleri olan, fikirden çok kişiye tapınmaya dayanan bir gnostik yaklaşımdır. Yeryüzü cennetinin M. Kemal’in izinde kurulabileceğine inanır. Mesihçi-Mehdici dinî hareketler ve gruplaşmalar da aynı çizgide görülebilir. Geniş anlamda liberal düşünce geleneği içinde yer alan ve birçok fikir tarihçisi tarafından liberalizmin ergenlik hastalığı olarak görülen Objektivizm (Ayn Rand takipçiliği) gnostik özellikler sergiler. Randcılar bölünmüş felsefeyi birleştirerek insanlığı kurtaracak bir filozof, yani bir Mesih bekler. Dünyadaki iyilikleri rasyonellik, kötülükleri ise irrasyonalite olarak tanımlar, tasvir eder. Bütün yanlışlık ve kötülükleri irrasyonaliteye atfeder. Ancak, şükürler olsun ki, beklenen filozof gelince irrasyonalite ortadan kalkacak ve dünya tamamen rasyonel bireylerin yaşadığı bir yer olacaktır. Bu cennetin ta kendisidir.

Amerikalı bazı yazarlar tarafından ‘korkunç basitleştiriciler’ olarak vasıflandırılan kimi anarko-kapitalistler de bir anlamda gnostiktir. Onların yeryüzü cennetinin formülü, devletin ortadan kalkmasıdır. Devletsiz dünya neredeyse otomatikman cennet olacaktır. Son zamanlarda, konjonktürel olarak, bir gnostik yaklaşım Tayyip Erdoğan nefretinde kendini sergilemekte. Bu çizgide olanlara göre, T. Erdoğan bir şeytandır. Ülkedeki bütün kötülükler, siyasal ve legal sistem, siyasal kültür, toplumsal davranış kodları vs. ile alâkasızdır, sadece T. Erdoğan’dan kaynaklanmaktadır. O gidecek, gönderilecek ve böylece bütün problemler anında çözülecektir.

Gnostik ideolojilerden, yaklaşımlardan etkilenmek, esinlenmek kişilere bazı karakter özellikleri kazandırabilir: Kesin inançlılık, farklı fikirlere tahammülsüzlük, dar görüşlülük, sabırsızlık, kabalık, küfürbazlık, sistematik yalancılık, ezbercilik gibi. Umarım gnostisizmin pençesine kimse düşmez, düşmüş olanlar bir an önce kurtulur.

Bu yazı Yeni Şafak Gazetesi‘nde yayınlanmıştır.