.: Mehmet Ali İlkaya

Eyalet Sistemini Tartış(ma)mak

16 Nisan referanduma beş kala Cumhurbaşkanı danışmanlarından Şükrü Karatepe “eyalet” tartışmalarını gündeme getirdi. Büyük bir fırtına koptu. MHP Genel Başkanı Bahçeli katıldığı TV yayınında konuyu büyük bir problem gibi sunarak ortalığı ateşe verdi. Cumhurbaşkanı ve Başbakan 3-4 gün boyunca “yeminbillah” bizim federasyon gibi bir gündemimiz yok dediler. Ama artık çok geçti, kabiliyetsiz, politik çaresiz muhalefet bloğu konunun üzerine atladı. Sonuçta yönetim sistemini kökten değiştiren anayasa değişikliği az farkla da olsa kabul edildi. Konunun uzmanlarına göre “eyalet günahı” evet bloğuna en az 2-5 puan kaybettirdi.

Şükrü Karatepe’nin “çıkışı” bizim entelektüel ortamımızın, siyasî tartışma eşiğimizin ne kadar sığ olduğunu bir kez daha gösterdi. Kimse bu günlerde “eyalet” sözcüğünü söylemeye cesaret edemiyor. Önce Karatepe’nin, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yayın organı Şehir Araştırmaları Dergisi’ndeki Başkanlık Sisteminde Şehir Yönetimi makalesinde ne yazdığına bakalım:

İl özel idareleri ile büyükşehir belediyelerinin gücünün birleşmesiyle, belediye kavramını aşan, yeni bir yönetim birimi oluşmuştur. Bu illerin yönetimine artık, şehir kavramını öne çıkaran ‘şehir yönetimi’, ‘büyükşehir yönetimi’ veya ‘kent yönetimi’ gibi başka isimler bulmak gerekir. Çin’de, şehirlerin bir kısmı farklı statülerde kuruluyor. Bütün politikalarını, ulusal birlik ve güvenliğe öncelik vererek oluşturan Çin, büyüyen ve gelişen şehirlerine yeni yönetim modelleri uyguluyor. Güvenlik kaygısıyla resmi açıklamalarda yüksek sesle dile getirilmese bile, Türkiye de bu süreçten etkileniyor. Şehir yönetiminin başkanlık sistemine uyumlu hale getirilmesi için düzenlemeler yapılırken, büyük şehirlerin hizmetler alanında değişen rolü dikkate alınarak, şehir yönetimi yeniden tanımlanmalıdır. Bu tanımlama yapılırken, büyükşehir belediye başkanına doğrudan ‘şehir başkanı’ veya ‘büyükşehir başkanı’ gibi bir ad verilmelidir. Bütün şehirde (30 büyükşehir) özel idarelerin kalkması ve iki başlı yürütmenin sona ermesi ise başkanlık sisteminin tam olarak kurulması yönünde atılan önemli bir adımdır. Anayasa değişikliği ile yürütmede tek başlılık sağlandıktan sonra, şehirlerin tamamında bütün şehir uygulamasına geçilerek yönetimde de tek başlılık sağlanmalıdır. Sonraki aşamada ise, şehir yönetimlerine yeni hükümet sistemine uyumlu bir kimlik kazandırılması yönündeki düzenlemeler yapılmalıdır.” (http://biliyomuydun.com/108987, 18 Nisan 2017).

Yukarıdaki yazıda zaten “eyalet sistemine” geçelim falan yazmıyor, gayet haklı ve yerinde bir tespit ile büyüyen metropollerin klasik sistem ile yönetilemeyeceğini ifade ediyor. Merkeziyetçiliğin ağababası Çin’in bile kent yönetimi konusunda bazı yeniklikleri hayata geçirdiğini aktarıyor Karatepe. Diyelim ki yazdıkları yanlış, (yanlışlık veya doğruluk subjektiftir) karşısına yeni bir form çıkartır veya yazdıklarını çürütürsünüz. Bahçe’linin yemeyip içmeyip bu yazıyı referans göstermesine ne demeli. Ardından komplo teorileri, Karatepe’yi hedef göstermeler…

Türkiye bazı konularda inanılmaz derecede sığ bir zeminde ilerliyor. Bunların başında eyalet sistemi geliyor. Eyalet sistemini doğru düzgün bilen de yok zaten. Akademi bu alanda çalışmıyor. Eyalet sistemi veya federalizm kavramlarını yazıp Ankara Üniversitesi SBS dergisinde arama yaptığınızda bir iki makale zor bulunuyor. Bunlardan birisi de: Prof. Dr. Tahsin Bekil Balta’nın 1964 yılında yayınlanan, “Federal Devlet Sistemi Üzerine Bazı Düşünler” adlı makalesidir. D&R’da, Kitap Yurdu ve sahaf kitapçılarının sitesi Nadir Kitap’da “Eyalet” yönetim sistemini anlatan bir tane bile kitap yok. Aynı portallarda federal devlet yapısını anlatan 3-5 kitap bulunuyor. Nerede aydınlar? kamu yönetimi hocaları ne gibi konuları önceliyor? Sorunlarımızı böyle mi çözeceğiz?  Kimse eyalet/federalizm sistemini bilmiyor ama korkuyor, resmen patolojik vaka.

Türkiye’nin yönetim problemlerini neden çözemediğimizi şimdi daha iyi anlıyorum. Eli kalem tutan yazarlarımız, aydınlarımız, üniversitelerimiz kısır tartışmalarla zaman harcıyorlar. Bir Allah’ın kulu bu eyalet/federal sistem nedir diye merak edip konuyu gündemine almıyor. ABD’de ve diğer ülkelerdeki durumu araştırmıyor. Bilmiyoruz ama insanları korkutuyoruz, “eyalet ve federasyon” gibi kavramlar bizim lügatimizde yok. Sadece cesur birkaç siyasetçi zaman zaman konu hakkında çekingen bir şeyler söylüyor o kadar.

Eyalet, federasyon tartışmasının seçmen üzerinde ne kadar etki ettiğini bilmem. İlginçtir, eyalet ve özerklik isteyen HDP gibi siyasi partinin tercihi (hayır) ile eyaletten korkanlar aynı oyu (hayır) kullandı. Bu denklemi hiçbir matematikçi açamaz çözemez. Beni üzen modern dünyada ortaokul öğrencilerinin tartıştığı üzerine kompozisyon yazdığı konuları bizim tartışmamamızdır. Her daim suni korkuların esiri oluyoruz. Doğru düzgün bir tartışma ile sorunlarımızı çözemiyoruz.

Ayrıca bakınız...

15 Temmuz direnişine rağmen hâlâ darbe mümkün mü

15 Temmuz direnişine rağmen hâlâ darbe mümkün mü?

Önce birincisinden başlayalım. 15 Temmuz darbe girişimi durduk yere ortaya çıkmadı. FETÖ’cülerin de içerisinde yer ...