.: Mustafa Ali Aykol

Eğitimde disiplin mi, özgürlük mü?

Geçtiğimiz günlerde okuldan bir arkadaşım, bana Ekim 1953 ile Kasım 1976 yılları arasında yayınlanan “Yeni Ufuklar” isimli aylık düşünce dergisinin, eski bir sayısını getirdi. Yeni Ufuklar’ın Ekim 1974 tarihli, 253. sayısında, büyük filozof Herbert Spancer’ın  bir çeviri metni yayınlanmış. Herbert Spancer, siyaset felsefesi üzerine okumaktan en çok hoşlandığım, bana çok şey kattığını düşündüğüm yazarların başında geliyor. Arkadaşım, benim Herbert Spancer’ın fikirlerine karşı olan ilgimi fark etmiş olmalı ki,  onun “Toplumbilimine Giriş” başlıklı yazısının çevirisinin yayınlandığı dergi nüshasını görür görmez bana getirmiş.
Spancer’ın “Toplumbilimine Giriş” başlıklı makalesinde  bir paragraf özellikle dikkatimi çekti, sizlerle de paylaşmak ve sonrasında  üzerine bir iki şey söylemek istiyorum; “Fransız okullarında, öğretmenlerin söylediklerine bakılırsa, terbiyeli ve dürüst çocuklar ancak sıkı bir disiplin ve de ciddi bir curnalcılık sistemi sayesinde yetişebilir. Bu öğretmenler, farklı ülkeleri gezecek olursa kendilerine özgürlük tanınan öğrencilerin, tanınmayanlardan daha iyi yetiştiklerini görüp şaşıracaklardır. Üstelik ne kadar güven gösterilirse öğrencilerin davranışları da o ölçüde iyi olmaktadır.”
İlginçtir, Herbert Spancer kırk yaşına kadar hiç -modern okul anlamında- eğitim görmemiştir. Bunu, “Ne çocukluğumda, ne de gençliğimde hiç İngilizce dersi almadım. Şu ana kadar gramer konusunda tek bilgim yok” diyerek belirtir. Kırk yaşına kadar modern okul sistemine dahil olmadan,kendisini çevresindekilerin ve kitapların ona sağladığı bilgi ve tecrübe birikiminden faydalanarak geliştirmiş, bir çok alanda binlerce fikir ortaya koymuş, birçok esere imzasını atan bir filozof olmuştur. Bu durum, günümüzde eğitimle ilgili dayatılan birçok tabunun da sorgulanması gerektiğini bize göstermektedir.
Modern okul sisteminin dışına çıkıp, farklı alanlarda kendini kanıtlayan  birçok kişi daha var. Aralarında elektrik lambası, gramofon ve sinema filminin de bulunduğu 1000’den fazla patentin sahibi Thomas Edison’un, Amerika’nın kurucularından ve Amerika Bağımsızlık Bildirgesi’nin düzenleyicisi diplomat,yazar ve yayımcı Benjamin Franklin’in, ünlü yazılım şirketi Microsoft’un kurucusu ve dünyanın en zengin insanlarından olan Bill Gates’in, insanlık tarihinin en önemli bilim insanlarından Albert Einstein’ın, sinema sektöründe çığır açan Walt Disney’in, yazdığı klasiklerle dünyaca tanınan Charles Dickens’in ve daha nicelerinin modern okullarını yarıda bırakmaları/tamamlayamamaları sadece bir tesadüf eseri midir? Bence tesadüf diyerek konuyu kapatmak yerine, bunun üzerine düşünüp kafa yormalıyız.
Eğitimde özgürlükçülük açısından önceki nesillere oranla kendi yaşıtlarımın çok daha iyi durumda olduğunu söyleyebilirim.  Artık okullarda tek tipleşmeye yönelik değil çoğullaşmaya yönelik adımlar atılıyor, öğretmen (otorite) merkezli eğitimden öğrenci (birey) odaklı eğitime geçilmeye çalışılıyor. Bu sağlıklı bir adım  olduğu kadar sancılı da bir süreç. Çünkü bir çok öğretmen, idareci ve veli tek tipçi bir eğitim sisteminin çıktısı olduğu için çocukların da kendileri gibi olmasını, aksi takdirde “kontrolden çıkabileceklerini” düşünüyor.
Spancer’ın yazısına dönecek olursak; özgürlüğün soyut ve tanımlanması güç bir kavram olduğunun farkındayım. Fakat şunu söylemeliyim ki; Spancer’ın da altını çizdiği üzere, aşırı disiplinli bir okul ve eğitim sistemi yerine daha özgür bir eğitim anlayışı beraberinde daha başarılı, düşünen ve sorgulayan  öğrencileri de getirecektir.
Dipnot: Hür Tefekkür Seminerleri’nin ilki bugün (12 Şubat 2016) gerçekleşecek. Saat 2’de Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesi Konferans Salonu’nda Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Yar. Doc. Dr. Yasemin Abayhan ve Hacettepe Üniversitesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Bölümü’nden Araş. Gör. Arda Akçiçek’i ağırlayacağız. Konferansın konusu “Farklılıklarla Birlikte Yaşamak” olacak. İlgilenen herkesi bekleriz.

Sakarya Yenihaber, 12.02.2016

http://www.sakaryayenihaber.com/m-egitimde-disiplin-mi-ozgurluk-mu-8775.html