.: Berk Ünlü

Dış politikada objektif bakış açısından uzak olmak

Dış politika, realizm, rasyonel analiz ve doğru bilgiyi edinme

Devletlerin birbirleri ile sürekli mücadele içinde olduğunu bize realizm teorisi anlatıyor. Realizm bu mücadelenin rasyonellik üzerinde yürüdüğünü özellikle vurguluyor. Devletler kendi çıkarlarını rasyonel temel üzerinde maksimize etmektedir, deniyor. Kabul edelim ki realizm uluslararası ilişkileri açıklamakta geçerli ve önemli bir teori. Siyasal geçmişi yorumladığınızda bu noktayı görüyor ve realizme hakkını teslim ediyorsunuz. Peki realist güç mücadelesindeki bazı devletler, rasyonel aktörler ise, başka bir devleti anlama noktasında neden objektif olmaktan uzak olur? Eğer bir devletin rakibi iseniz o devleti olabildiğince objektif analiz etmeniz gerekir. Bu objektiflik size doğru bilgileri sağlayacak, siz de bu sayede doğru ve faydalı politikalar üretebileceksiniz. Devamlılık ve ayakta kalabilmek için doğru politikaların geçerliliği açıktır. Doğru politikalardan saparsanız bundan öncelikle siz zarar görürsünüz. Üstelik bu zararlar özür ve bahane kabul etmeyen uluslararası ilişkilerin güç yarışı politikaları içindeyse.

Realizmin hakkını verdikten sonra şunu da tespit etmeliyiz ki; – realizmin belki de eksik kaldığı noktalardan biridir – devletler bazı zaman ve durumlarda yeterince rasyonel düşünemiyorlar. Bizce bunun en önemli nedenlerinden bir tanesi devletin ve devleti “işleten” kesimlerin zaman zaman objektif bakış açısından ve düşünmeden uzak olmalarıdır. Devletler özellikle aralarında yoğun gerginliklerin olduğu devletleri incelerken olguları artısı ve eksisi ile analiz etmekten uzak oluyorlar. Mutlak düşmanlar geliştirirken, kendisini hep doğruyu bilen, karşısındakini de yanlışlıkların kaynağı olarak gören düşüncelerini pekiştiriyorlar. Oysa bilgiyi edinme, işleme, analiz etme ve anlamlandırma karmaşıklığında yanlış yollara saparsanız, varacağınız yer size fayda getirmeyecektir.

Objektif – rasyonel analiz eksikliği ve kaçınılmaz olan çatışma

İki devletin aralarında “bağımsızlık” ve “özgürlükleri” için mücadele ettiklerini düşünelim. Bu devletlerin bir diğerini düşmanlaştırma sebepleri neler olabilir? Bir devlet diğer devletin kendi topraklarında gözü olduğunu iddia edebilir. Geçmişte yaşananların tekrar yaşanacağı ve bir devlet diğerinin saldırısına maruz kalacağını söyleyebilir. Devletler karşılıklı olarak birbirlerinin bölgesel, siyasal çıkarlarını engellediğini düşünebilirler. Bir devlet karşısındaki devleti kendisini yok etmeye çalıştığı şeklinde tanımlıyor olabilir. Örnekleri güncel dış politikada devletlerin açıklamalarını dinleyerek arttırabilirsiniz. Meselelere böyle perspektiflerden bakarsanız devletler ile aranızdaki çatışmalar kaçınılmaz olur. Bu çatışma öyle gelişir ki -mutlak anlaşmazlığa ve anlamamaya dayandığı için – kendinizi bu çatışmanın dışına çıkamaz halde bulursunuz. Çatışma adeta dış politikada günlük “yaşantınız” haline gelir. Kayıplarınız olağanüstü artar. Büyük maliyetleri karşılamak zorunda kalırsınız. Üstelik süreklileşen çatışma hali, sizin bağımsızlık ve özgürlüğünüzü de olumsuz etkiler. Sürekli çatışmayı hangi devlet kaldırabilir?

Rasyonel analiz eksikliğini oluşturan ve objektif olguları olduğu gibi kavramamızı engelleyen ve günümüzde çokça varlığından söz ettiren iki kavramdan söz etmeliyiz. Bunlar gözleri karartan kollektivizm ve komüniteryenizm kavramlarıdır. Siyasalın öznesi konumunda olan bireyi temel almadan siyasalı analiz ettiğinizde kollektivizmin ağına yakalanma olasılığınız artar. Kollektivizm de doğal olarak komüniteryenizmi içinde barındırır. Bu iki kavram içerisinde yer alan “birey” bireyselliğinden uzaklaştığı için kollektivite içinde var olur ve içinde olduğu kollektivite kadar düşünmeye başlar. Öznenin rasyonel aklı kalmadığında kalabalıkların irrasyonel duyguları ön plana çıkar ve önüne kattığını sürüklemeye başlar. Kitleler hızla yanlışlıklara doğru akarlar. Yapılan yanlışlar yapılacak yeni yanlışlara kapılar aralar. Yapılanlardan gerçekten kimse sorumlu olmaz. Nerede yanlış yapıldığı fark edilemez. Kendi kollektiviteniz dışındakiler olası halde düşmanlaştırılır. Kendinizi en haklı konumda görmek durumunda kalırsınız. Yaptığınız yanlışların bedelini doğrudan ödemek zorunda kalmayacağınız için dış politika kararlarının anlamsız yanları size zarar vermeyebilecektir. Çatışma kollektivist bir karakterde olacağı için siz bırakın çatışmadan uzak olmayı çatışmanın yanında olacaksınız. Çatışmalar arttıkça çatışmaları durduramayacaksınız. Bir diğer devleti ve ülkeyi anlayamayacaksınız. Dolayısıyla diğer devletle karşılıklı anlayışa dayalı bir ilişki geliştiremeyeceksiniz.

Objektif bakış açısının uzağında gelişemeyen karşılıklı anlayış, çatışmaya yol açtıkça işler içinden çıkılmaz hale gelebilir. Bu durum özellikle, birey için olağanüstü tehlikeler taşımaktadır. İrrasyonelleşen devlet davranışları, analiz eksiklikleri, doğru bilginin edinilememesi, çatışmasızlık zamanlarının kısa kalmasına etki etmeye devam eder. Teori olarak realizmin anlattıklarını doğru okumalıyız fakat aynı zamanda yanlışlıkları da barındırabileceğini akılda tutmalıyız. Böyle durumlarda alternatif uluslararası ilişkiler teorileri devreye girebilir. İdealizm – liberalizm geçerli bilgileri ülkelere sunabilir. Devletler bunların faydalarını görebilir. Diğerini doğru anlama ve karşılıklı anlayış tarafları çatışmadan uzak tutabilir. Gözü kararmış kollektivist – sübjektif perspektif sahiplerine itibar etmememiz önemlidir.

Ayrıca bakınız...

milliyetçilik

Atatürkçülüğün izolasyonist, devletçi ırkçılığı: Milliyetçilik

Dünyadan uzaklaşan ülke ve birey Türkiye cihanda bile barış istediği iddiasında kendi içine hapsedilmiş bir ...