.: Yavuz Selvi

Diplomaside Türkiye Baharı

Türkiye’nin içerisinde bulunduğu coğrafya Suriye iç savaşından sonra sürekli sorunlar ile gündeme gelmiştir. Çevresindeki ülkelerde meydana gelen istikrarsızlıklar, Türkiye’nin diğer devletlerle olan ilişkilerine de yansımıştır. Körfez’de Suudi Arabistan ve Katar’la yaşadıklarımız, Libya meselesinde Mısır ile olan ilişkilerimiz sürekli olarak sorunlu olmuştur. Bir diğer mesele ise diğer devletlerin kendi arasında yaşadığı sorunların bölge istikrarını tehdit etmesidir. Buna en iyi örnek ise son günlerde Ukrayna-Rusya krizi üzerinden Karadeniz’deki barış ortamının bozulmasıdır. Bu kriz Türkiye’yi de tehdit etmektedir. Tüm bu olaylarla birlikte gerek bölgesel barışı sağlamakta gerekse diğer devletlerle olan ilişkilerimizde istikrarı sağlamakta zorlanıyoruz. Şimdilerde ise saydığım bu coğrafyalarda Türkiye’nin diğer devletlerle olan ilişkilerinde diplomatik olarak kayda değer ilerlemeler oluyor. Ukrayna-Rusya krizinde ise Türkiye’nin çözüm için önemli çabaları görülüyor. Peki diplomasi sayesinde Türkiye’nin diğer devletler ile olan ilişkilerinin normalleşmesinde hangi dinamikler etkili olmuştur?

Körfez ve Libya Coğrafyası

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır hatırlayacağımız üzere 5 Haziran 2017’de “terör gruplarını desteklediği” ve İran ile yakın ilişkiler kurduğu gerekçesiyle Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kesmiş ve bu ülkeye ekonomik ambargo uygulamaya başlamıştı. Kriz döneminde Türkiye ise Katar’a destek çıkarak, bazı gıda ve temel ihtiyaç malzemelerini hava yoluyla bu ülkeye göndermişti. Türkiye ayrıca mecliste ‘Katar Tezkeresi’ni de kabul etmişti.

Libya’da ise Türkiye, Mısır ve BAE ile tekrar karşı karşıya gelmiştir. BAE ve Mısır darbeci Hafter’i destekleyerek Libya iç savaşının oluşumuna ve uzamasına destek vermiştir. Türkiye’nin mecliste çıkardığı Libya tezkeresi ile bölgede istikrar sağlanmış ve meşru hükümetin düşmesi engellenmiştir.

Bu iki olayda da sahada Türkiye tarafı galip gelmiştir. Sahada istediklerini alamayan Mısır ve BAE, Türkiye’ye karşı politikalarını yumuşatmıştır. Coğrafyadaki yumuşamanın bir diğer dinamiği ise Biden’ın Trump kadar Ortadoğu ile ilgilenmemesi ya da bölgedeki diktatörlere destek vermemesi de gösterilebilir. Bunların sonucu olarak yıllar sonra BAE’den Türkiye’ye üst düzey ziyaretler gerçekleşmiş ve Türkiye’den de Cumhurbaşkanı Erdoğan BAE’yi ziyaret etmiştir. Yakın bir zamana kadar Körfez ve Ortadoğu coğrafyasında yalnız olarak adlandırılan Türkiye, bölgede böylece yeni ortaklar elde etmeye de başlamıştır.

Karadeniz Coğrafyası

Barış denizi olarak adlandırılan Karadeniz’de Ukrayna-Rusya krizi üzerinden sıcak bir çatışma yaşanması ise an meselesi. Her gün Batı kanadından yapılan açıklamalar Rusya’nın Ukrayna’yı işgal edeceği yönünde. Hatta ABD ve İngiltere vatandaşlarını Ukrayna’ya seyahat etmemesi konusunda uyardı. Gerilim her geçen gün artarken Cumhurbaşkanı Erdoğan Şubat ayının başında Ukrayna’ya giderek diyalogun önemine vurgu yaptı. Erdoğan’ın dikkat çeken teklifi ise Rusya ve Ukrayna liderlerini Türkiye’de buluşturarak arabulucu olmayı istemesi oldu. Her iki taraftan da bu öneriye herhangi bir itiraz gelmedi. Sürecin başından bu yana çözüm için en somut adım da buydu. Batı ise bu krizde sadece korku pompalamak ve gerilimi tırmandırmak ile uğraşıyor.

Sonuç

Tüm bu olaylardan anlaşılacağı üzere Türkiye sahadaki kazanımları ile diplomaside de önemli kazançlar sağlıyor. Diplomatik ataklar yeni ortaklıklarla birlikte hiç şüphesiz ekonomik kazançlar da getiriyor. Bölgesel sükûnet ile ihracat ve bu ülkelerden gelecek turist sayıları da artacaktır. Ukrayna-Rusya krizinde yapılan hamleler küresel istikrara da katkı sunuyor.

Bunlarla birlikte dış politikamızda açmazlar da bulunmuyor değil. Libya’da seçimlerin henüz gerçekleşmemesi, gerçekleşse dahi ülkede sonuçların nasıl karşılanacağı bilinmemesi önemli bir çıkmaz nokta olarak duruyor. Diğer yandan burada yeniden doğacak bir gerilimin Türkiye’nin Mısır ve BAE ile olan ilişkisini nasıl etkileyeceği de önemli bir soru işareti olarak duruyor. Bu yönden her ne kadar içinden geçtiğimiz süreçte diğer ülkeler ile ilişkilerimizde bahar havası olsa da bunun kalıcı olup olmayacağı belli değildir.