.: Berk Ünlü

Devleti Şeffaflaştırmak

Bireyin güvenliği ve şeffaf siyaset

Liberalizmin yaşam düşüncesinin merkezinde birey vardır. Birey, birey için siyaset yapar ve bireyin kendi iyiliğidir, amaç. Bireyin özgürlüğü, güvenliği ve refahı perspektifinde siyasal olaylara bakar, liberalizm. Bu yaklaşım ve düşünce ahlaki bir olgu olduğu kadar gerçekçi ve faydalıdır da. Eğer liberalizmin bu son derece olumlu yanları ile yaşam devam ettirilmek isteniyorsa bu alanda bireyin yaşamı ve özgürlükleri karşısında nelerin olduğunu veya olabileceği üzerine düşünmek gereklidir. Bireysel özgürlük, güvenlik ve refah düşüncelerinde ve yaşantılarında kritik noktaların isabetli tespitleri, bir süreç olan siyasette bireyin önünü hem açık tutar hem de sağlıklı siyasal koşulların oluşmasını sağlar. Bireyin önünde veya çevresinde oluşturulacak duvarlar – ki biz bunlara siyasal şeffaflığı ortadan kaldıran faktörlerden bazıları diyebiliriz – bireyin birey olarak devamlılığını son derece sıkıntıya sokmuştur ve sokabilecektir. Liberalizmin sahip olduğu düşünsellikle bu duvarların etkisizleştirilmesi veya güçsüzleştirilmesinin kritikliği üzerinden yapılan veya yapılacak siyaset ile bizim burada daha çok üzerinde durmak istediğimiz güvenlik durumu sağlanabilir. Eğer bu güvenlik sağlanmış ise garanti altına almaya çabalanabilir.

Belirli bir alandaki en yüksek siyasi otoritedir devlet. Dolayısı ile kendi içinde güç ihtiva eder. Gücünü uygular, kullanır veya elinde tutarak kendisi için kritik gördüğü noktalarda çıkarlarını tamamlar. Devletin bu gücünün güvenlik amaçlı kullanılması liberalizm içinde de meşru kabul edilir. Fakat bu güç birey için bireyin güvenliğini sağlamıyorsa, orada çok ciddi tehditler vardır, birey için. Devlet, özellikle liberal demokrasilerde, bireyin temsil edildiği yer olmaktan uzaklaştıkça kendi gündemini oluşturur ve uygular. Bu noktada çok önemli bir yere gelinir: Devletin denetlenmesi. Bunun için öncelikli koşullardan bir tanesi de devletin ne olduğunun bilinmesidir. Liberal demokraside, bireyi temsil etmekten gittikçe uzaklaşan devletin içinde olabileceği bu siyasetin etkisizleştirilmesi son derece önemlidir. Devlet bir kapalılık siyaseti üzerinde durdukça ve devletin uyguladığı siyasetin kaynağı ve yapılışı bilinmezliklerin arkasına saklandıkça birey için yaşamsal sıkıntılar oluşur veya artar. Bilinebilir olanın açıklığı onun kontrol edilebilirliğine de katkı sunar.

Devletin şeffaflıktan uzak olmasını neler meşrulaştırabilir ki?

İster Türkiye örneğinde olsun ister diğer ülkelerden bilebildiklerimizde, gücü eline geçiren “devlet idarecileri” gitgide kendileri için otonom bir yapılanmayı şekillendirmeye çabalaması ve yer yer bunu başarması, karşılaşılmamış durumlar değildir. İktidardaki yönetici ve ona eklemlenmiş veya ondan türemiş olan görece azınlık olabilecek siyasal kesimler için kapalılık ve gizlilik önem kazanmıştır. Bu tip siyasetin “üstün çıkarlar için gerekli” olduğu da bu kesim tarafından tekrarlanır durur. Çok çeşitli siyasetlerin neden yapıldığının cevabı liberal demokrasiyi oluşturacak herkesten kaçırılır. Öyle durumlar olur ki, bireyin devlete ödediği vergi bireye karşı kullanılır. İçeriği belirsiz söylemler ve göstermelik çıkarların neleri ihtiva ettiğinin üstü kapatılıp siyaset yapılır. Propaganda yolu da bu siyaseti meşru hale getirmek için kullanılan son derece kullanışlı bir yöntemdir.

Devlette kalması gereken “bilgiler” kimi zaman “uluslararası mücadele” adı altında-sebebiyle saklanır. Ortada bir siyaset vardır ama, kendisi için siyaset yapılması gereken bireyin çıkarları ortada yoktur. Özellikle Türkiye’de artık bıkkınlık getiren söylemiyle devlet, iç-dış düşmanlar tarafından – sürekli bir saldırı içindedir ve “devlet olarak siz istihbarat hassasiyeti temelli gizlilik siyaseti üzerinden stratejik adımlarınızı atmazsanız kaybedersiniz” denilir. Burada Türkiye açısından çok önemli bir nokta ise, maalesef özellikle günümüzde muhalefetin de büyük oranda devletin şeffaflığından yana olmamasıdır. Kendi gizlilikleri farklıdır sadece, iktidarın gizliliklerinden. Gizlilik veya şeffaf olmamak stratejik bir adım olarak kabul edilir. Hatta bu tip siyaset “beceriklilik” olarak bile görülür. “Devlet adamı” devleti için “gereğini” yapar. Dün, Türkiye’de devlet için toplum vardı ve “devletin” yaptıkları kapalı kutular içinde saklanırdı, bugün, insanı yaşat ki devlet yaşasın söylemi içinde kapalı kutuların renkleri değişti.

Açık toplum ideali

Liberallerin çokça önem verdiği bir konudur açık toplum. Devletin şeffaflaştırılması için de kullanılabilir, devlet şeffaflaştıkça daha da güçlü bir şekilde var olabilir. Açık bir siyasal yapıda, ekonomik olarak yürüttüğünüz devletin sizin için neler yaptığını veya “yapmadığını” bilebilmeniz mümkündür. Devlet sürekli olarak kontrol altında tutulmaya çabalanır. Devlet kendisini siyasalın özneleri olarak bireylerden tamamıyla soyutlamayı ve içinde bulunduğu durumu “belirsiz ve karanlık” noktalara çekmeyi tamamıyla başaramayabilir. Burada tabii açık toplum idealinin güvenlik altında yaşayan birey için eldeki tek faktör olarak kullanılması mutlak ve kalıcı bir çözüm sağlar da diyemeyiz. Siyasetin doğasının içerdiği süreç kavramı ve hali, siyasal olguların ve olayların çok boyutlu yapıları bize bu durumu daha açık bir şekilde anlatır.

Projektörlerin ışıklarının devletin üzerinde durması hayatidir. Burada gizlilikten ve kapalılıktan yana olan devlet yöneticilerinin bu ışıkları söndürme isteği dün de olmuştur, bugün de varlığını devam ettirmektedir. Bu durum, siyasal yapı olarak devletin doğasında var mıdır? Her koşul ve yerde bu ortaya çıkar mı? Bu sorular da işin teorisinin içindedir. Devletin varoluşsal gerçekleri ve içerikleri siyaset literatüründe işlenmemiş konular değildir ancak bir yandan da devletin bu durumun karşısında siyaset yapması da gerçekleşmemiş bir durum değildir. Dolayısı ile, aynı zamanda, içinde bulunduğumuz dönemin devletin şeffaflığı konusunda yeni getirdiği koşullar da mevcuttur. Özellikle siyasal iletişim ağları üzerinden konuyu düşünmeye-yazmaya devam etmek gerekiyor. Onu da belki bir başka yazıda gerçekleştiririz.