.: Berk Ünlü

Devlet piyasa ekonomisinin aktörü gibi davranıyor

Serbest piyasa ekonomisi devlet müdahalesi kabul etmez

Devletin anayasa dahilinde ekonomiye müdahale ettiğini yıllardır biliyoruz. Düşünün devlet kendine anayasal sosyalist görev veriyor. Özgürlükleri doğrudan zedeleyeceğini veya ortadan kaldıracağını açık açık beyan ediyor ve sosyalistler hâlâ Türkiye’nin ekonomi politikasına kapitalizm diyor. İnsan biraz insaflı ve objektif olur. Daha ne istiyorlar? İstedikleri anayasada yazılı ve sabit. Yüzlerce, binlerce, onbinlerce veya yüzbinlerce kez belirtildi. Devlet ekonominin dışında tutulsun, yoksa devletin müdahaleci sistemi zarar ve felaket yaratıyor. Bırakın zenginlik yaratmayı fakirliği daha da içinden çıkılmaz bir duruma sokuyor. Liberal fikirler, “doğrudan aktif” siyasetçiler, siyasal partilerin bile faaliyetleri bu konuda yetersiz kalıyor. Liberal düşünce kuruluşlarının çabaları kendi içerisinde sınırlı kalırken devletçi ekonomi alıp başını gidiyor. Arkasından kitleleri sürüklüyor. “Kitleler” geleceklerini devletçilik ve ekonomiye devlet müdahalesinde buluyor. Bunun demokratik seçimlerde de değişmesini beklemek pek gerçekçi değil çünkü iktidar partisi belirli konularda propaganda yapıyor ve yaptığı propagandaların toplamı üzerinin bir bölümünden oy alıyor. Hatırlıyorum bir mitingde iktidar partisinin başkanı: “bunlar devletçi biz devletçi değiliz” demişti. Günümüzde ise devletçi politikalarını olabildiğince arttırma yolunda. Siz eğitim, sağlık, ulaştırma, enerji gibi kritik ve büyük ekonomik alanları doğrudan işlettikçe, kontrol ettikçe ve regüle ettikçe nasıl piyasa ekonomisinin yanında yer alır ve piyasa ekonomisi doğrultusunda politikalar geliştirebilirsiniz. Hazine ve Maliye Bakanı işe başlarken piyasacılıktan bahsetmişti, son dolar krizinde gördük ki devletin ekonomiye müdahalesi tarafında yer aldı. Kendi bileceği iş diyerek meseleyi bırakamayız çünkü bu konu herkesi ilgilendiriyor. Sonuçların olumsuz etkilerinden Türkiye ve Türkiye ekonomisi ile doğrudan ve dolaylı olarak ortaklık yapan herkes etkilenecek.

Ekonomiye sosyal devlet müdahaleleri en çok en dezavantajlı kesimleri olumsuz etkiler

Sanıyor musunuz ki sosyal devlet uygulamalarından en çok en dezavantajlı kesimler faydalanacak? Bu fikir tamamen bir ilüzyondan ibarettir. Devlet ekonomide nereye müdahale etse orada olumsuzluklar yaratmıştır ve en dezavantajlı kesim bundan en olumsuz şekilde zarar görmüştür. Belki bu kesim devleti bir kurtarıcı olarak görebilir, kendi düşünceleri ve bilgileriyle ama, durum gerçekte çok farklıdır. Dünya ölçeğinde ve hatta Türkiye perspektifinde bu adeta kanıtlanmıştır ki devlet nerede doğrudan müdahaleye, üretime ve regülasyona başlasın orada felaketler ve rezaletler insanların başından gitmiyor. Sözde sosyal devlet yardımlar yapar ama yapacağı yardımları üretecek bireyler olmazsa neyi dağıtacaklar? Verimsiz, alâkasız, gereksiz, kötü hizmet ve ürünleri bu insanlara dağıttığınızda hangi faydayı elde etmek istiyorsunuz? Hatta durumu daha da kötü hale getirelim. Üreticilerin kalmadığı bir durumda devlet bütün ekonomiye el atar. Bazılarının özellikle istediği sosyal devlet üzerinden sosyalizmi uyguladığı zaman bu en dezavantajlı kesim kendilerine edinecek hizmet veya malı hiç bulamayacaktır. Bir de bu kesim yardımlar ile yaşayacaklarına kapitalist bireylerin oluşturduğu işlerde iş kollarında çalışsalar emin olun çok daha feraha erebilirler. Bu özellikle 20. yüzyılda böyle olmuştur. Devlet ekonomik aktör olursa en dezavantajlı kesimlerin fark bile edemeyeceği makro politikalarda da zararlar yaratacaktır ve yaratmıştır. Sürekli dış ticaret açığı veren ekonomi, ülke içinde işsizlik, üretilen ürün ve hizmetlerin dış dünyadaki birçok ülke ile karşılaştırılamayacak kadar geri, değersiz olması bu örneklerdendir. Devlet bu olumsuzluklarını yardıma ihtiyaç duyan kesimlere özellikle anlatmalıdır. Bunu yapacağını beklemenin yersiz olduğunu bilsem bile dile getirmek belki bir yerde bir kıvılcımın çakılmasına sebep olabilir.

Devletin iddia ettiği gibi karma bir ekonomi yoktur

Açıktır; karma ekonomi fikri yanlıştır. Bir ekonomi sosyalisttir, önemli ölçüde sosyalistleşmiştir veya kapitalisttir. Biz kapitalizmi burada nasıl göreceğiz. Olağanüstü vergiler, özel mülk üzerinde baskılar, önemli ve kritik sektörlerde devlet teşvikleri, düzenlemeleri, özel teşebbüs denilen ama aslında özel teşebbüsün yanından bile geçmeyen “piyasa” aktörlerine doğrudan yardımlar ve onların kayrılması, korporatist ekonomi doğrultusunda devletin başat aktör olduğu yerde devlet, işletmeler ve çalışanlar arasında kurulan ittifaklar ile piyasa ekonomisinin olağanüstü zararlar alması… Böyle durumlarda kazanan sosyal demokrat fikirlerdir. Türkiye’de en çok istenen ve uygulanan ideolojimsi siyasal düşünce. Yakın zamanın dolar krizinde veya 2008 gibi uluslararası ekonomik krizlerde devletin sürekli kurtarma ve düzenleme tedbirleri uygulamaları hem liberal açıdan kabul edilemez hem de vereceği bir fayda yoktur. Türkiye yıllardır bu uygulama ve tedbirleri gerçekleştiriyor. Geldiği sonuç nere? Yeni kontroller ve düzenlemeler. Devletin daha da büyümesi. Özel mülkiyetin doğrudan devletin ele geçirilmesi. Vergilerin olağan üstü arttırılması. Sürekli bürokratların açıklamalarıyla ekonomiye yön verilmesi. Devletin doğrudan hizmet ve ürün üretmesini hesaba katmıyorum bile. Yaşadığınız şehre bakın ne kadar devlet var ne kadar özgür insanların ekonomik teşebbüsleri var? Bu kadar fazla devlette, devlet evinizin her köşesinde özellikle vergiler yoluyla yer alır. Kabul edin veya etmeyin en basit anlatımıyla kafanızı koyduğunuz yastığınızdan bile devlet vergi alıyor. Hem sizden hem de bu yastığı üretenlerden. Ondan sonra da vergileri kafasına göre belirlediği bütçe üzerinden istediği yatırımları yaptığını iddia ediyor. Böyle bir yapı Türkiye’yi her zaman krizlere sürüklemiş, en azından yaşam kalitesinde dünya devletlerinden geride bırakmış, insanların hak ettikleri yaşam kalitesinden uzakta kalması sonucunu oluşturmuş.

Defalarca söylendi ama bir kere daha tekrarlayayım. Devlet ekonomiye müdahale etmesin, yaşamdan olduğunca elini çeksin. Gölge etmesin yeter.