.: Nihat Kaya

Depresyon ve Ağlama

Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar”

“Erkek adam ağlamaz”

“Sulu gözlü”

“Dokunsalar ağlayacak gibiyim”

“Allah aşkı için gözyaşı döküyor”

Ağlamakla ilgili yukarıdaki gibi birçok sözler söylenmiştir. Ağlamak çok doğal ve olması gereken bir davranıştır. Evren içerisinde onun küçültülmüş bir örneği olan insan; evren içindeki genel düzen ve ahengin bir parçasıdır. Dolayısıyla var olan hiçbir özellik boş ve anlamsız değildir.

Ağlamayı doğuran uyaranlar hüzün verici olabildiği gibi, sevinç yaşatan uyaranlar da olabilir. Beynin duygusal merkezlerinden çıkan emirlerle gözyaşı bezleri faaliyete girer. Gözyaşı üretilmeye ve akmaya başlar. Tabiî ki bu arada stres, gerginlikler, aşırı sevinç ve heyecan giderilmiş ve yatıştırılmış olur. İnsanın kas ve sinir sistemini yatıştıran bir işlevi vardır. Bedeni rahatlatıcı hormonların salgılanmasına yol açar. Bundan dolayıdır ki, birçok insan: “… ağladım da biraz açıldım, rahatladım” der. Yerinde ve zamanında olan ağlamalar, beyindeki hormonal faaliyetleri de düzenler. Kişiyi rahatlatan, acıyı azaltan hormonlar salgılanır.

Bazen ağlama olayı normal sınırları aşar ve kişinin yaşamını olumsuz etkileyebilir. Kişilik problemi veya psikiyatrik bir bozukluğu olan birçok insanda ağlamanın “dozu” kaçar. Aşırı ağlamanın en sık görüldüğü durumların başında depresyon gelir. Depresyonlu bireyin duygu dünyasında ve düşüncesinde hassasiyet gelişir. Alıngan olur, çabuk kırılır ve küser. Yolda gördüğü bir dilenciye, özürlü insana, gariban birisine aşırı acır. Hemen ağlayabilir. Veya birisinin bir sözünden, davranışından yanlış anlamlar çıkarıp üzerine alınıp ağlayabilir. Geçmişteki çok mutlu anlar veya geçmişteki olumsuz günleri hatırlayıp yine ağlayabilir. Bazen de hiçbir sebep yokken ağlanabilir. Kişinin içinden gelir, elinde olan bir şey değildir. Depresyonun getirdiği aşırı duygusallık, hassasiyet sonucudur.

Depresyonun getirdiği enerji azlığı, yorgunluk ve isteksizlikten dolayı; çocuklarına, eşine, işine, karşı görevlerini yerine getirmeyen depresyonlu insan, kendini suçlar ve üzüntüden ağlar. Çocuklarına tahammülü azaldığından onlara bağırabilir, dövebilir; sonra da pişman olup ağlayabilir.

Depresyon tedavi edilmediğinde, yıllarca sürebilir ve kişi de yıllarca hep aşırı duyarlı ve “sulu gözlü” biri olabilir. Depresyon dışında yoğun bunaltı ve panik yaşayan insanlar da sıkıntılardan dolayı ve dertlerine “çare bulamamaktan” dolayı sık sık ağlarlar. Çekingen, utangaç ve sosyal ortamlarda yüzü kızaran, çarpıntısı olan, elleri, sesi titreyen, sıkıntı yaşayan ve çevrenin baskılarını üzerlerinde hisseden, hep yanlış yapacakları endişesi taşıyan “sosyal fobik” insanlar da sık sık ağlar. Bu insanlar depresyona da yatkındırlar, çok alıngandırlar. Bu yüzden tepkilerini dışa vurmaz, “içe atarlar” ve ağlarlar. Bazen de çevrenin hiç beklemediği bir şekilde ani tepkisel davranırlar. Diğer yandan; anne-babaları ve diğer büyükleri tarafından sürekli eleştirilen aşağılanan ve diğer kardeş ve akranlarıyla mukayese edilen çocuk ve gençler tepkilerini daha çok ağlayarak belli ederler. Tekrar belirtelim yeri geldiğinde hepimizin ağlaması kadar doğal bir şey yoktur. Bizim vurgulamak istediğimiz ağlamanın kişinin bir özelliği, bir davranış biçimi halini almasıdır.

Dikkat edilirse, insanoğlu ağlayarak dünyaya merhaba der ve öldüğünde de arkasından ağlayan insanlar bırakarak dünyaya veda eder. Problemler nedeniyle sık sık ağlayan insanların ailevi sosyal, ekonomik vs ilişkileri bozulur. Özellikle çocuklar “en küçük bir şeyde” ağlayan ebeveynler karşısında kendilerini zayıf, güçsüz hissederler. Özgüvenleri eksik yetişirler. Mizacın dalgalandığı manik depresif hastalar, bazen gülerken ağlayabilirler, ağlarken gülebilirler. Bazı şizofrenik hastalar da yerli yersiz gülüp ağlayabilirler. Zeka özürlü insanlarda ağlama ve çocuksu davranış çok sık görülür.

Bazı sara (epilepsi) hastalarında da nöbet geldiğinde ağlama davranışı ortaya çıkabilir veya psikolojik bayılma yaşayan hastalar da “uyanırken” ağlamalar görülebilir. Bu yüzden normalin üstünde ağlama davranışı olan insanların psikolojik bir tedavi görmeleri hem kendilerinin hem de çevre sağlığı için uygun olur.

Çevresini üzmemek için, onlara hastalığını belli etmek istemeyen hastalar; duygularını, ağlamalarını baskılarlar. Bu son derece hatalı bir davranıştır, depresyonu ağırlaştırır. Sevdiklerimiz ve ailemiz kederli günlerimizde yanımızda olmayacaksa ne zaman olacaktır? İyi günlerimizde herkes zaten “yanımızda”. Hayat sadece iyi günlerden ibaret değil ki! Lütfen ailenizle, sevdiklerinizle içinde bulunduğunuz durumu paylaşın. Unutmayın ki “Mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır; acılar paylaşıldıkça AZALIR”.

Ayrıca bakınız...

Unsal Cetin 16 Ocak

Enflasyonu Yenmek Zorundayız

2017 üçüncü çeyrek Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) büyüme oranımız % 11,1 olarak hesaplandı. Sonrasında, politik ...