.: Bican Şahin

Demokratikleşeceğiz Ama Nasıl Bir Demokrasi?

            Son ayların sihirli kavramı: “demokrasi”. Öyle ki demokrasi kelimesi geçmeyen bir an bile olmadı. Demokratikleşmeye o kadar bel bağlanıyor ki her şey ona, demokratikleşmeye bağlı gibi görünüyor… Özellikle doğrudan demokrasinin faziletleri ön plana çıkarılarak, temsilî demokrasinin zaafları sayılıp dökülüyor. Şüphesiz demokratik bir yönetim ve karar alma mekanizması çok önemli. Bununla beraber demokrasimiz “liberal” demokrasi mertebesine sahip değilse dikkatli olmalıyız.

 Demokrasi teori ve uygulamasında iki ana akımdan söz edebiliriz. Birincisi, Türkiye’de daha çok kabul gören Kıta Avrupası demokrasi anlayışı buna; pozitif veya müdahaleci demokrasi diyebiliriz. İkincisi ise, Anglosakson geleneğinin benimsediği liberal demokrasi veya sınırlı demokrasi olarak adlandırabiliriz.  

            Demokrasinin teorisi, farklı boyutları olan bir kavramlar demeti olarak kabul edilebilir. Her ideolojinin zihninde demokrasi ayrı ayrı kodlamalarla yer alıyor. Klasik demokrasi tanımının en yaygını Abraham Lincoln’un tanımıdır: “halkın halk tarafından halk için yönetimi”  (Holden, 2007:6). Holden, söz konusu demokrasi anlayışının beraberinde bir dizi sorunu, karşıtlığı taşıdığını ifade etmektedir. Gerçekten de; “halk”, halkın yönetimi” “halk için” kavramları esnek, içi farklı tarihsel dönemlerde, farklı siyasal ideolojiler tarafından ayrı ayrı doldurulmuştur. Demokrasi, doğrudan ve dolaylı olarak iki biçimde hayata geçirilebilir. Müdahaleci demokrasi modelinde, doğrundan demokrasi yönteminin en makbul demokrasi biçimi olduğu kabul edilir. Yönetim ile sivil ve özel alan birbirine karışmıştır. Çıkar grupları, örgütlü, sürekli ve şiddete değin varan yöntemlerle karar ve tercihleri kendi lehlerine döndürmek arayışındadırlar. Örneğin Fransa’da çiftçiler, kendi lehlerine, çoğunluğun aleyhine olacak birçok karar alınmasını sağlamaktadırlar. “Hayek, demokrasiler için asıl tehlikenin bireylerin bencilliği değil grupların bencilliği olduğunu ve grup bencilliğinin yol açtığı kural tanımaz yıkıcı rekabetin demokrasiyi yozlaştırdığını söyler” (Yayla, 2012:214). Hayek’in isabetle işaret ettiği gibi, ne kadar demokrat olduğumuz değil, demokrasinin muhtevası çok daha önemlidir. Bu anlamda Avrupa’da doğan sosyalist demokrasi tecrübesinin hak ve özgürlüklerin çiğnendiği kara günlere yol açtığı hepimizin malumudur.

            Klasik Kıta Avrupa demokrasi geleneği çok önemli sakıncaları bünyesinde barındırır. Liberal demokrasi anlayışının tersine pozitif demokrasisi, yönetim erkinin alanını sürekli genişleten,  yedine dağıtan, pozitif özgürlük veya pozitif haklar temelinde kurumsallaşmıştır. Yönetime katılımın sağlanması (doğrudan demokratik kanallar yolu ile ) her zaman her durumda arzu edilir bir durum değildir. Doğrudan her konunun siyasal katılım yolu ile çözüme bağlanması teknik olarak mümkün değildir. Sürece katılamayanlar katılanlar tarafından baştan dışlanmış olur. Bu tarz bir yönetim ile çıkar grupları, meslek örgütleri ellerindeki araçları (iletişim, medya vb.) etkin kullanma ayrıcalığıyla çoğunluğun aleyhine karar almaları muhtemeldir. Örneğin güncel bir konu olan memurların kıyafetinin belirlenmesi üzerine getirilecek kısıtların neler olacağının bir katılımcı demokrasi konusu yapılması başlı başına yanlıştır. Bu yolla temel bir hak katılanların (demokratik sürece) lehine olacak şekilde kısıtlar konur. Oysa demokrasi burada geçerli bir yöntem değildir.

            Liberal demokrasiyi anlamak için biraz geriye gitmek gerekiyor. Liberal öğretinin temelinde yönetimin, bir sözleşme ile teşekkülü ve bireylerin temel haklarını koruma görevi söz konusudur. Liberal doktrinde demokrasi araçsal bir özellik taşır. Liberal demokraside, özgürlüklerin korunması, özel alana müdahil olunmaması vurgusu dikkat çeker. Temsili demokrasi siyasal karar almada yeterli bir usul olarak kabul edilir. Devlet, etnik, dinî, meslekî ve diğer gruplar karşısında tarafsız şekilde konumlanmıştır. Yönetim (devlet) sınırlıdır, sınırları oluşturan anayasalar, haklar listesi, hukuk gibi araçlar yönetim erkini kısıtlar. Yönetimin sınırlarla çevrilmesi, hem yönetimin alanını daraltır hem de siyaset kurumunun karar verme eylemlerini gereksiz kılar. Liberal demokrasi; sınırlı bir alanda cereyan eder. Zira devlet temel haklar konusunda negatif, dağıtıcı olmayan, hukukî çerçeve ile sınırlıdır. Demokrasimizin yönü liberal demokrasi olmak durumundadır. Demokrasi ancak liberal etiketini taşıyorsa gerçek anlamda değerli olur,  yoksa kerameti kendinden menkul bir demokrasi anlayışı başımıza yeni dertler açar.

 Yayla, A. (2012) Siyaset Teorisine Giriş, İstanbul: Kesit Yayınları.

 Barry, H. (2007) Liberal Demokrasiyi Anlamak, Ankara: Liberte Yayınları.

maliilkaya@hotmail.com