.: Bilal Sambur

Demokratik siyasetin ilk işi yeni anayasa olmalı

Barış sürecinde Türkiye’nin önüne sahici bir barış dili ve felsefesi koymuş olmasını, 2013 Diyarbakır Nevruz Deklarasyonu’nun en önemli sonucu olarak değerlendirebiliriz. Silahların susması ve silahlı unsurların hayatımızdan çekilmesi gerektiğine dair çağrı yapılması önemlidir, ancak yeterli değildir. Demokratik ve sivil bir anayasanın yapılması, sahici anlamda Yeni Türkiye’nin inşasını sağlayacak yeni bir dönemi başlatacaktır.

İmralı sürecinin başlamasından beri toplumda Kürt sorununun çözümü konusunda büyük bir umut ve iyimserlik havası belirdi. Sürece yoğun ve derin bir toplumsal desteğin olması, bu sürecin en güçlü tarafını oluşturmaktadır. Hem hükümet hem İmralı, sürece olan sosyal desteğin çok iyi farkındaydılar ve bu toplumsal destek temelinde sürecin kademeli olarak götürülmesi için çaba harcadılar.

2013 Diyarbakır Nevruzu’nun, barışı inşa sürecinde kilit bir yere sahip olacağı düşünülüyordu.21 Mart’ta gerçekleşen Diyarbakır Nevruzu, gerçekten barış sürecinde bir dönüm noktası anlamı taşımasından dolayı çok önemliydi ve anlamlıydı. Yüz binlerce insanın katıldığı Diyarbakır Nevruzu’nu, son yüzyılın en büyük kitlesel deklarasyonu olarak okuyabiliriz. Yeni bir Türkiye ve Ortadoğu konsepti içerisinde Kürt sorununun çözümüne dair ilk defa açık ve net bir anlayışın ortaya konması açsından Diyarbakır Nevruzu, tarihi olarak nitelenmeyi çoktan hak etmektedir. İmralı’dan gelen mesaj, Diyarbakır Nevruzu’nda odaklanılan unsurdu. Ancak Diyarbakır Nevruzu’nun İmralı mesajının ötesinde çok daha kapsayıcı bir anlam ve önemi olduğu unutulmamalıdır.

Yazının devamını Yenişafak Gazetesi‘nden okuyabilirsiniz.