.: Cennet Uslu

Demokratik eylemdeymiş gibi çek pampa

Demirtaş’ın DTK toplantısında yaptığı özyönetim ve bağımsız Kürdistan içerikli konuşması hayli tepki çekti.

Bu HDP’nin siyasî macerasında adeta bir tür kırılma noktası oldu gibi. Demirtaş’ın PKK şiddeti karşısında net bir pozisyon almadığı için zaten azalmakta olan kamuoyu desteği dibe vurmak üzere. Daha önce Erdoğan karşıtlığı sebebiyle veya ana muhalefetten umudunu kestiği için Demirtaş’a adeta açık çek vermiş aydınlar birer birer arkasından çekiliyorlar. Uzmanlar Partinin oylarının hızla düşmekte olduğu tahmini yürütüyorlar. Son olarak DTK’da yaptıkları “özerklik” konuşmaları sebebiyle Demirtaş ve bazı HDP’liler hakkında bir soruşturma dalgası başladı.

Peki bu aşırı bir tepki değil mi? Acaba Türkiye kamuoyu taleplerin aşırılığı karşısında ürktü ve demokratik çerçeveyi zorlayan aşırı bir tepki mi verdi? Kamuoyu bu talepleri dile getirilemeyecek ve üzerinde konuşulamayacak türden talepler olarak mı gördü? Bu durum söz konusu talepleri ifade etmenin halkta demokratik bir karşılığı olmadığını mı gösteriyor? Cevap kesinlikle hayır. Daha çok halkın sahip olduğu demokratik vizyonun HDP’de karşılığı olmadığını gösteriyor.

Zira, daha önceden de HDP ve DTK saflarında demokratik özerklik veya özyönetim içerikli benzer pek çok konuşma yapılmıştı. Ayrıca diğer Kürdî partiler hayli zamandır benzer hatta daha aşırı sayılabilecek siyasî talepleri, üstelik de açıktan ve resmi olarak savunuyorlardı. Örneğin, HAK-PAR güçlü bir federasyonu siyasî hedef olarak belirlemişken, ayrılıkçı bir politika güden Azadîya Kürdistan bağımsızlığı açıktan ve tüzüğünde resmi olarak savunuyor.

Öyleyse mesele siyasî taleplerin kendisinden kaynaklanmıyor. Mesele bu siyasî taleplere ulaşmak için başvurulan aracın türünden kaynaklanıyor. Bu araç hem gayri-meşru hem de anti-demokratik. Demirtaş ve DTK bu girişimiyle son bir aydır gevelemeler şeklinde kendini gösteren bir pozisyonu resmi olarak netleştirmiş oldu. O da şudur: HDP, halen devam etmekte olan silahlı çatışmalara açıktan ve net bir şekilde destek ve onay verdi. HDP bu toplantı ile bölgede özyönetim siyasî talebini gerçekleştirmek için -aslında PKK’nın egemenliğini tesis etmek için- bir araç olarak demokratik mücadeleyi değil, zoru ve şiddeti bir araç olarak benimsediğini açıktan ilan etmiş oldu.

Ancak ortada gerçekten tuhaf bir durum var. Fonda harabe bir kent ve elde kalaşnikof ile poz verirken “demokratik eylemdeymiş gibi çek pampa” diyen biri var karşımızda adeta.

HDP’liler açıktan ve alenen özyönetime silahla ulaşma yöntemini onaylıyor olmalarına rağmen, özyönetim için demokratik bir protesto yapılıyor”muş” veya sivil itaatsizlik yürütülüyor”muş” gibi davranıyorlar. Üstelik herkesin de öyle ”imiş” gibi yapmasını istiyorlar. Özyönetim siyasî talebi için tüm demokratik unsurları demokratik cephede birleşmeye davet ediyor, demokratik mücadelelerine destek istiyor, gelmeyenlere de küsüyorlar! Artık “hafif silahlarla” ve tuzak bombalarla yürütülen her nasıl bir demokratik mücadele ise bu!

Yani, HDP aslında talep edilmesi ve konuşulması meşru olan siyasaları, gayri-meşru ve anti-demokratik araçlarlagerçekleştirme girişiminin yine demokrasi adına desteklenmesini bekliyor. Buradaki ironi, ironi kavramının taşıyamayacağı kadar ağır.

Ne var ki, soruşturma dalgası doğru ve yerinde bir tepki değil. Yapılması gereken HDP’den sosyolojik ve siyasî desteğin çekilmesi, açıktan ve net bir şekilde bu politikanın eleştirilmesidir. Gerçi bu tepki, eğer HDP Ortadoğu’nun bu kaotik ikliminden bir devlet çıkarmak için Rus-İran desteği uğruna Türkiye’ye tümden sırtını dönmediyse karşılık bulabilir.

Yeni Yüzyıl, 01.01.2016

http://xn--yeniyzyl-b6a64c.com.tr/makale/demokratik-eylemdeymis-gibi-cek-pampa-732