.: Atilla Yayla

Demokrasinin Erdemleri ve İncir Çekirdeği

Önce bir gazeteci tarafından önemli bir CHP mensubu Külliye’ye gitti ve Erdoğan ile görüştü dendi. Erdoğan’ın o şahsa CHP genel başkanı olması gerektiğini söylediği iddia edildi. Sonra Erdoğan böyle bir görüşme olmadığını açıkladı. Bu vuku bulduysa kendisinin cumhurbaşkanlığından, bulmadıysa Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanlığından ayrılması restinde bulundu. Ardından giden kişin Muharrem İnce olduğu dillere düştü. İnce reddetti. Parti içinde bir grubu kendisine yönelik kumpas kurmakla suçladı.  Kılıçdaroğlu önce olay oldu ve görüşenin kim olduğunu biliyorum dedi sonra kastettiğinin Erdoğan’ın elini CHP içinde tutması ve CHP’yi parçalamak istemesi olduğunu ifade etti…

Bu uzatmalı komedi memleketin ana meselesi olup çıktı. Herkes bununla meşgul. Hele gazeteciler. Bir ay sonra unutulmuş olacak böyle saçma sapan bir şey için gece gündüz ‘çalışıyor’ ve konuşuyorlar.  Televizyonlarda ilgili tartışma programlarından geçilmiyor. AK Parti ve CHP kanadı birbirine salvolar gönderiyor. Selim akıl ile düşünelim ve değerlendirelim. Bir CHP mensubu -diyelim ki İnce- Küllliye’ye gitse ne olur gitmese ne olur? Gittiyse CHP’de yönetim mi değişecek? CHP seçmeni ve delegeleri aklı, fikri, muhakeme gücü olmayan, isteyenin istediği gibi güdebileceği kazlar mı? Erdoğan CHP Genel Başkanını tayin eden makam mı? Eğer öyleyse niçin CHP diye bir parti var?

Bu tartışmalar ve saçma sapan iddialar, karşı iddialar vatandaşın demokratik siyasete olan ilgisini ve güvenini zayıflatıyor. İnsanları memlekette başka mesele yok da bu mu tartışılıyor diye düşünmeye sevk ediyor. Ne var ki bu ne siyasette ilk defa ortaya çıkan ne de sadece Türkiye demokrasisine mahsus olan bir durum. Bugünlerde ABD’nin demokrasi tarihiyle ilgili okumalar yapıyorum. Yaşanan öyle olaylar var ki şaşkınlıktan kafanızın tavana vurmasına sebep olabilirler. Bunlara bakınca siyasetin ve siyasetçinin dünyanın her yerinde aynı olduğu kanısına varmak zor değil.

Siyaset her rejimde var. Diktatörlükler ve totaliter rejimlerde de siyaset yapılıyor. Demokratik siyaset ise sadece demokratik ülkelerde mevcut. Demokrasi elbette ana aktörler olarak siyasetçiler ve siyasî partiler aracılığıyla işliyor. Ancak, demokrasinin erdemi siyasetçilerin kendilerinden ve siyasî partilerden kaynaklanmıyor. Demokrasinin erdemi çoğulcu siyaseti, vatandaşların kamusal işlerin karara bağlanması süreçlerine katılmasını ve beğenilmeyen siyasetçilerden-siyasî ekiplerden en düşük maliyetle kurtulmayı mümkün kılması. Bu durumda demokratik siyaset han ise siyasetçiler ve siyasî partiler yolcu. Hanı muhafaza edebildiğimiz, ayakta tutabildiğimiz sürece yolcular gelip geçecek ve bu türden bizi güldüren ve şaşırtan olaylar da olacak. Dolayısıyla, bu türden komik olaylara, incir çekirdeğini doldurmaz kavgalara, tartışmalara bakarak demokratik siyaseti küçümsememeli ve demokrasiden yüz çevirmemeliyiz.